Balıkesir'de bir gün, iki unutulmaz lezzet deneyimi
Hayat koşturmacasının arasında bazen öyle anlara denk gelirsiniz ki, sadece karnınız değil, ruhunuz da doyar. Bugün size, işte tam olarak bu hissi yaşatan, hikâyesi olan iki özel mekândan ve o hikâyelerin arkasındaki güzel insanlardan bahsetmek istiyorum.
Kanal 6
16
Eşimle birlikte keyifli bir tatil yaparken, yolumuz bugün lezzetin iki farklı ucuna düştü: Biri sokak lezzetlerini efsaneye dönüştüren Erdal Aslanboğa’nın mekânı, diğeri ise Susam Balıkesir’den Alcan Köfte’ye uzanan tatlı bir çiftin lezzet yuvası. İşin en güzel ve benim için en anlamlı tarafı ise, her iki mekânın sahipleriyle de daha önce keyifli röportajlar gerçekleştirmiş olmamdı.
ÖZGÜRLÜĞÜN ATEŞTE DÖNEN ADI: ASLANBOĞA KOKOREÇ
İlk durağımız, sokak lezzeti denince akla gelen ezberleri bozan Aslanboğa Kokoreç. Erdal Bey’in bizi daha kapıda karşıladığı o ilk andan, mutfağın kalbine yaptığımız yolculuğa kadar her şey kelimenin tam anlamıyla dört dörtlük.
Mutfakta tam bir profesyonellik ve aynı zamanda büyük bir tutku hakim. Kokoreçler ateşte sırayla dönerken, Erdal Bey gözlerindeki o ışıkla yerini özetliyor: "İşte özgürlüğün adı!"
Erdal Bey mutfaktaki her bir detayla bizzat, büyük bir titizlikle ilgileniyor. Tabii buraya kadar gelip de dillere destan Asado ve Kocco’yu deneyimlememek olmazdı; ikram ettikleri her iki lezzet de kelimenin tam anlamıyla hafızalara kazınacak türden.
Şunu çok net söyleyebilirim: Burası sadece "yol üzeri uğranacak" bir yer değil; lezzeti için özel olarak yol değiştirilmesi gereken, başlı başına bir rota.
MUTFAĞIN EN GÜZEL UYUMU: ALCAN KÖFTE
İkinci durağımız ise Balıkesir’in lezzet hafızasında güzel bir yer edinen Susam Balıkesir’in yeni yüzü: Alcan Köfte.
Susam ile harika işlere imza atan Gizem Alnatour Canoğlu, geçtiğimiz Şubat ayında mutfağı eşi Cengiz Canoğlu’na devrederek burayı Alcan Köfte’ye dönüştürmüş. Aslında "devretmek" ne kadar doğru bir ifade, orası tartışılır; çünkü mutfağa kafanızı uzattığınızda yine ikisini de omuz omuza çalışırken görüyorsunuz. Bu güler yüzlü çiftin birbirleriyle olan o naif uyumu, hazırladıkları tabaklara da sihirli bir dokunuş gibi yansımış.
Menüde köfte, çıtır tavuk ve tabii ki Susam’ın o çok sevilen meşhur falafeli başrolde. Ama benim için asıl sürpriz, her üç tabağa da eşlik eden kırmızı lahana turşusu oldu. Tabaklara hem görsel bir şölen hem de damakta harika bir ferahlık katmış.
Günün sonunda, masadan sadece lezzetli yemekler yemiş olarak değil, işini aşkla yapan insanları tanımanın mutluluğuyla kalktım.
Bir gurme ya da bu işin otoritesi değilim. Ancak damağımı mutlu eden, arkasında emek ve sevgi barındıran her lezzet benim için biricik...
Yolunuz düşerse değil, yolunuzu düşürüp bu iki mekâna mutlaka uğrayın derim. Damağınız size teşekkür edecek.
Kaynağa Git