Altın piyasası, yılın başından bu yana yaşanan sert düzeltmenin ardından yön bulmakta zorlanıyor. ABD’de faiz beklentileri, yükselen enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının güçlü alımları, değerli metal üzerinde farklı yönlerde etkiler yaratıyor.
Goldman Sachs, müşterileriyle paylaştığı değerlendirme notunda merkez bankalarının mayıs ayında hızlanan altın alımlarının, ABD Merkez Bankasının (Fed) daha şahin bir politika izleyeceği beklentisiyle oluşabilecek kısa vadeli fiyat baskısına karşı güçlü bir taban oluşturabileceğini bildirdi.
MERKEZ BANKALARI MAYISTA 81 TON ALTIN ALDI
Goldman Sachs analisti Lina Thomas, bankanın güncel tahmin modeline göre merkez bankalarının mayıs ayında yaklaşık 81 ton altın satın aldığını belirtti.
Üç aylık mevsimsellikten arındırılmış verilere göre aylık ortalama alım miktarı 67 tona ulaştı. Bu rakam, 2022 öncesinde kaydedilen aylık 17 tonluk ortalamanın yaklaşık dört katına karşılık geliyor.
Goldman Sachs, özellikle Çin’in katkısıyla merkez bankalarının altın talebinde yeniden hızlanma görülmesinin fiyatları destekleyebileceğini düşünüyor. Bankaya göre güçlü alımlar, Fed’in olası faiz artırımlarının fiyatlanması nedeniyle altın üzerinde oluşabilecek geçici düşüş baskısını sınırlandırabilir.
Banka, merkez bankalarının rezervlerini jeopolitik ve finansal risklere karşı çeşitlendirme eğilimini birkaç yıl sürecek yapısal bir hareket olarak değerlendiriyor. Goldman Sachs, merkez bankalarının 2026 yılında aylık ortalama 50 ton, 2027 yılında ise aylık 40 ton altın alacağı yönündeki tahminini korudu.
GOLDMAN SACHS 4 BİN 900 DOLAR TAHMİNİNİ KORUDU
Goldman Sachs, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmeye devam etmesini, 2026 sonu için belirlediği ons başına 4 bin 900 dolarlık altın tahmininin temel dayanağı olarak gösterdi.
Bankaya göre Rusya’nın rezervlerinin 2022 yılında dondurulmasının ardından gelişmekte olan ülkelerin altına yönelmesi, uzun vadeli talebin ana unsuru olmaya devam ediyor.
Kısa vadede ise piyasaların Fed’in bu yıl faiz artırabileceği ihtimalini fiyatlaması nedeniyle makroekonomik risklerden korunma amacıyla yapılan altın alımlarının zayıflayabileceği değerlendiriliyor. Ancak Goldman Sachs ekonomistlerinin Fed’den faiz artırımı beklememesi nedeniyle bu baskının ilerleyen dönemde tersine dönebileceği belirtiliyor.
Banka, orta vadede altın fiyatlarına ilişkin risklerin yukarı yönlü olduğunu düşünüyor. Özel yatırımcıların portföylerindeki altın payının hâlâ düşük olması ve jeopolitik gelişmelerin rezerv çeşitlendirme eğilimini merkez bankalarından bireysel ve kurumsal yatırımcılara taşıması, fiyatları destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
ALTIN 4 BİN DOLAR ÇEVRESİNDE TUTUNUYOR
Saxo Bank analizine göre altın, ocak ayından bu yana yaşanan sert düzeltmenin ardından yön aramaya devam ediyor. Piyasa, yılın ikinci yarısında enflasyonun mu, yavaşlayan ekonomik büyümenin mi, yoksa kamu borcu ve para birimlerindeki değer kaybına ilişkin endişelerin mi belirleyici olacağını anlamaya çalışıyor.
ABD’de beklentilerin altında açıklanan tüketici enflasyonunun ardından altın yaklaşık 100 dolar yükselerek kısa süreliğine 4 bin 100 dolar seviyesini yeniden gördü. Yatırımcıların Fed’in yakın dönemde para politikasını sıkılaştıracağı beklentisini azaltması yükselişi destekledi.
Ancak petrol fiyatlarındaki yeni artış ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, yüksek enerji maliyetlerinin yeniden enflasyona yansıyabileceği endişesini güçlendirdi. Altın bunun ardından 4 bin dolar seviyesine doğru geriledi ve son haftalarda etkili olan geniş bant içindeki hareketini sürdürdü.
PETROL FİYATLARI ALTIN ÜZERİNDE İKİ YÖNLÜ ETKİ YARATIYOR
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, geleneksel olarak enflasyon beklentilerini ve tahvil getirilerini artırırken doları güçlendiriyor. Bu durum, faiz getirisi sunmayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini yükselterek değerli metal üzerinde baskı oluşturuyor.
ABD’nin iki yıllık tahvil getirisinin bir yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıkması da bu ilişkinin sürdüğünü gösterdi.
Buna karşın Brent petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıkmasına, dizel, benzin ve jet yakıtı fiyatlarının ise varil eş değeri olarak 160 dolara yaklaşmasına rağmen altının 4 bin dolar çevresinde direnç göstermesi dikkat çekti.
Saxo Bank’a göre yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki artışın yalnızca kısa vadeli enflasyon etkisine değil, uzun vadede ekonomik büyüme üzerindeki baskısına da odaklanmaya başlamış olabilir.
Yüksek enerji maliyetlerinin tüketicilerin harcanabilir gelirini azaltması, şirketlerin kâr marjlarını daraltması ve yatırımları zayıflatması halinde ekonomik yavaşlama endişeleri öne çıkabilir. Böyle bir senaryoda altının savunma ve güvenli liman özelliği yeniden fiyatların temel belirleyicisi haline gelebilir.
FED BELİRSİZLİĞİ DEVAM EDİYOR
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Kongre’de yaptığı açıklamalar da para politikasının geleceğine ilişkin belirsizliği gidermedi. Warsh, fiyat istikrarının yeniden sağlanmasına yönelik kararlılığı vurgularken bir sonraki politika adımının zamanlamasına ilişkin net bir mesaj vermedi.
Bu nedenle altın ve diğer değerli metaller, enflasyon verileri ile enerji piyasasındaki gelişmelere karşı yüksek hassasiyet göstermeye devam ediyor.
Saxo Bank, altının bir süre daha 3 bin 950 ile 4 bin 200 dolar arasındaki geniş bant içinde hareket edebileceğini öngörüyor. Fiyatın kalıcı biçimde 4 bin 200 doların üzerine çıkması, yatırımcıların enflasyon baskısından çok enerji şokunun ekonomik sonuçlarına odaklanmaya başladığına işaret edebilir.
Altının 3 bin 950 doların altına gerilemesi ise yüksek enflasyon, artan tahvil getirileri ve güçlü doların yeniden piyasanın ana belirleyicileri haline geldiğini gösterebilir.
HSBC YÜKSEK FAİZ VE GÜÇLÜ DOLARA DİKKAT ÇEKTİ
HSBC de altının kısa vadede belirli bir fiyat aralığında hareket etmesini bekliyor. Bankanın analizine göre altın fiyatlarını yönlendiren temel unsur ABD tahvil getirileri olmaya devam ediyor.
Tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz getirisi sağlamayan altının fırsat maliyetini artırarak fiyatlar üzerinde baskı yaratıyor. Güçlü dolar ve yüksek reel faizlerin de kısa vadede değerli metalin yükselişini sınırlandırabileceği belirtiliyor.
Altın, yatırımcı talebi ve dolardaki zayıflamayla ocak ayı sonunda yaklaşık 5 bin 595 dolarla rekor kırmıştı. Ancak Orta Doğu’da nisan ayında yaşanan çatışmalar, güvenli liman olarak görülen altını daha yukarı taşımadı. Altın, bu dönemde hisse senetleriyle büyük ölçüde aynı yönde hareket etti.
HSBC, altının 2026 yılında hisse senetlerine karşı korunma aracı olma özelliğinin zayıfladığını belirtse de portföy çeşitlendirme talebi, merkez bankalarının alımları ve düzenli altın fonu girişlerinin orta vadede fiyatları desteklemesini bekliyor.
Banka, altının daha geniş portföy risklerine karşı etkili bir çeşitlendirme aracı olmayı sürdürdüğünü ve yıl sonuna kadar yeni bir yükseliş potansiyeli taşıdığını değerlendiriyor.
GÜVENLİ LİMAN TARTIŞMASI SÜRÜYOR
DZ Bank araştırma analisti Thomas Kulp, son yıllarda altın fiyatlarındaki yükselişin temel nedeninin jeopolitik belirsizliklerin artması olduğunu belirtti.
Kulp’a göre altının güvenli liman özelliği ve yatırımcılara bağımsız bir değer saklama aracı sunması, değerli metale yönelik talebin başlıca nedenleri arasında bulunuyor.
Bununla birlikte uzmanlar, altının tek başına getiri üretmediğine ve fiyatının zaman zaman sert dalgalanmalara maruz kalabileceğine dikkat çekiyor.
Frank Schallenberger, portföyün büyük bölümünün altına ayrılmasının doğru olmadığını savunurken, yüzde 5 ila yüzde 10 oranındaki altın yatırımının portföydeki oynaklığı azaltabileceğini belirtiyor.
Deutsche Bank Research analisti Michael Hsueh ise altının büyük miktarlarda değer saklama aracı olarak tutulmasının mantıklı olduğunu düşünüyor. Hsueh, merkez bankalarının altın rezervlerini artırmasının temel nedenlerini çeşitlendirme, jeopolitik risklerden korunma ve enflasyona karşı güvence olarak sıralıyor.
Thomas Kulp da altının belirsizlik ve kriz dönemlerinde talep gören en önemli güvenli limanlardan biri olmaya devam ettiğini ancak fiyatlarda zaman zaman önemli dalgalanmalar yaşanabileceğini vurguluyor.
DEUTSCHE BANK’TAN 8 BİN DOLARLIK SENARYO
Deutsche Bank Research, gelişmekte olan ülke merkez bankalarının altın rezervlerini uzun vadede artırmaya devam edeceğini öngörüyor.
Michael Hsueh, yükselen jeopolitik gerilimlerin Soğuk Savaş dönemini hatırlatan ve “tarihin geri dönüşü” olarak tanımladığı yeni bir süreci başlatabileceğini belirtti.
Hsueh’e göre merkez bankaları, rezervlerindeki altın payını 1990 öncesindeki aralığın alt sınırına, yaklaşık yüzde 40 seviyesine çıkarabilir.
Gelişmekte olan ülkelerin toplam döviz rezervlerinin 8 trilyon dolardan 5 trilyon dolara gerilemesi ve altının rezervlerdeki payının yüzde 40’a ulaşması durumunda, ons fiyatının nominal olarak 8 bin dolara çıkabileceği değerlendiriliyor.
Frank Schallenberger ise altın fonları ile merkez bankalarının alımlarında son dönemde ivme kaybı yaşandığını belirterek, mevcut fiyatlardan altının beş yıl içinde iki katına çıkmasını sağlayacak kadar güçlü nedenler görmediğini ifade ediyor.
DZ BANK 5 BİN DOLARI BEKLİYOR
DZ Bank analisti Thomas Kulp, yüksek altın tahminlerinin son yıllardaki gelişmeler dikkate alındığında şaşırtıcı olmadığını belirtti.
Kulp, altına yönelik temel talep dinamiklerinin geçerliliğini koruduğunu vurgulayarak önümüzdeki 12 ay içinde ons fiyatının yeniden 5 bin dolar seviyesine ulaşmasını beklediklerini açıkladı.
Kısa vadede Fed beklentileri, yüksek tahvil getirileri, güçlü dolar ve enerji fiyatları altın üzerinde baskı yaratmayı sürdürürken; merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğilimi, jeopolitik belirsizlikler ve portföylerde altına ayrılan payın düşük kalması orta ve uzun vadeli yükseliş beklentilerini destekliyor.
Bu metni habere ayrı bir ek bölüm olarak kullanabilirsiniz:
CREDIT AGRICOLE ALTINDA YÜKSELİŞ BEKLİYOR
Altın fiyatları dört aydır düşüş eğilimi göstererek 4 bin dolar seviyesine yaklaşırken Fransa merkezli banka Credit Agricole, önümüzdeki dönemde yeniden yükseliş yaşanabileceğini düşünüyor. Bankanın beklentisi, enerji fiyatlarında yaşanan şokun etkisinin azalacağı varsayımına dayanıyor. Ancak enerji kaynaklı risklerin bu hafta yeniden güç kazandığına dikkat çekiliyor.
Credit Agricole’e göre merkez bankalarının altın talebi ile dolardan uzaklaşma eğiliminin yeniden gündeme gelmesi, fiyatları destekleyen temel unsurlar olmayı sürdürecek. Banka, altın fiyatlarını baskılayan birçok olumsuz gelişmenin son satış dalgasıyla büyük ölçüde fiyatlandığını değerlendiriyor.
Banka, merkez bankalarının ABD’nin doları siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanma girişimleri nedeniyle dolar riskini azaltmak için altını temel araçlardan biri olarak görmeye devam ettiğini belirtti. Küresel enerji şokunun etkisini kaybetmesi halinde merkez bankalarının altın alımlarına yeniden hız verebileceği ifade edildi.
Fed’in maliye politikalarının etkisi altında kalabileceğine yönelik endişelerin yeniden gündeme gelmesinin de ABD reel faizlerini aşağı çekerek altının toparlanmasına katkı sağlayabileceği kaydedildi.
Credit Agricole, haziran ayı sonunda yayımladığı değerlendirmede altının 2026 yılında doların güçlenmesinden en fazla zarar gören varlıklardan biri olduğunu belirtmişti. Banka, enerji fiyatlarındaki düşüşün sürmesinin küresel merkez bankalarının altın rezervlerini yeniden artırmalarına imkân tanıyabileceğini vurgulamıştı.
Credit Agricole, haziran ayının başında yayımladığı bir başka analizde ise ons altının 4 bin 338 dolar seviyesinden alınmasını önermişti. Banka, gelecek çeyreklerde 5 bin 420 dolara yükseliş hedeflerken zarar kes seviyesini 3 bin 800 dolar olarak açıklamıştı.