Ana içeriğe geç

Xavi, eski öğrencisini The Athletic’e yazdı: Önümüzdeki 15-20 yıl Yamal’ın

Barcelona efsanesi Xavi, Lamine Yamal’ı daha henüz 15 yaşındayken sahaya sürmüştü. Yamal’ın boyu o zaman 1.73’tü, şimdi 1.85. O günlerde şaşırtıcı bir yıldız adayıydı, şimdi ise İspanya’nın geleceğine damga vuracak bir lider. Xavi, öğrencisini The Athletic’e başlıktaki bu sözlerle anlattı

Xavi, eski öğrencisini The Athletic’e yazdı: Önümüzdeki 15-20 yıl Yamal’ın
Gazete Oksijen
16

Lamine Yamal’ın adını ne zaman duysam yüzümde bir gülümseme beliriyor. Onu 15 yaşından beri izliyorum, o zamanlar neredeyse çocuktu. Barcelona’da ilk kez forma şansı vermiştik. Bugün başarılı olduğunu görmek bana büyük bir mutluluk veriyor.
Bazen onun henüz 18 yaşında olduğunu unutuyoruz ve belki de ondan çok fazla şey bekliyoruz. Fakat o da sahada o kadar çok şey yapabilme yeteneğine sahip ki etkisi giderek artıyor. Takım arkadaşlarından giderek daha çok top alıyor. Maçın çeşitli anlarında sorun çıktığında top Lamine’ye gidiyor. Karşımızdaki henüz 18 yaşında fakat fark yaratan bir saha içi lider. Bunu daha önce sadece Lionel Messi, Diego Maradona, Pele ve belki de ‘O Fenomeno’ lakaplı Ronaldo’da görmüştük. Şimdiden üç La Liga şampiyonluğu ve bir Avrupa Şampiyonası kazandı; ayrıca Dünya Kupası çeyrek finallerine yükseldi.

Hırsı, tutumu ve kararlılığı doğru biçimde sürerse, bir dönemin yıldızı olabilir. Kendi neslinin en iyi oyuncusu olabilecek, dünya çapında bir yıldızla karşı karşıyayız. Şimdiden kendi neslinin ilk beşi arasında yer alıyor, belki de en iyisi. Benim içinse bambaşka kir oyuncu. Eğer isterse, önümüzdeki 15 ila 20 yıl onun olacak.
Onu önce Barcelona’da duydum. İnsanlar bir çocuktan bahsediyordu. Aynısını Leo (Messi) konusunda tecrübe etmişti. Bana, gerçekten iyi oynayan, çarpıcı bir Arjantinliden bahsedilmişti. Lamine konusunda da neredeyse aynı şeyi yaşadım. Yamal’ı, kulübün bizim için kaydettiği bir genç takım maçında gördüm. 15 yaşındaydı ve o gün muhteşem bir performans sergiledi. Maçı iki asist, bir golle bitirdi. Her şeyi yapıyordu. O an, “Vay canına, bizim forvetimizde böyle biri yok” diye düşündüm. Bu çocuk, yaşıtlarından farklıydı, onlardan çok daha üst seviyedeydi. Fark, şaşırtıcıydı. Sahada neredeyse ne isterse yapabiliyordu.

O dönem Barça’nın futbol direktörü Mateu Alemany ve spor direktörü Jordi Cruyff ile konuşup “Bakın, A takımda oyuncu sıkıntısı çekiyoruz. Bu çocuğa bir şans vermek istiyorum” dedim. Bana beklememi söylediler çünkü sözleşmesi yoktu. Daha doğrusu daha yeni bitmişti. Menajeri Ivan de la Pena’ydı, daha sonra Jorge Mendes’e geçti.
Velhasıl, bana “Şimdilik oynatma” dediler. Ben de “Ama antrenmana çağırabilirim, değil mi?” diye ısrar ettim. Bir an önce A takımla antrenman yapmasını istiyordum. Çocuk 15 yaşında antrenmana geldi. İlk andan itibaren farklı ve özel olduğu belliydi. Çok iyi top sürüyordu. Mükemmel kararlar veriyordu ve nadiren hata yapıyordu. Ortada sıçan, pozisyon oyunları ve A takımla oynadığımız maçlar sırasında beni en çok şaşırtan da buydu. Hiç hata yapmaması. Ona neredeyse hiç “Lamine, dikkat et, orada daha iyi iki üç seçenek daha vardı” demek zorunda kalmazdınız. Yaşına rağmen neredeyse her şeyi doğru yapıyordu. “Vay canına, bu çocuk başka” dedik.

15’inde hazırdı

Ona çok iyi davrandık, çok iyi bir sözleşme yaptık, menajeriyle görüştük ve Yamal’ı ilk kez sahaya sürebildim. Artık hazır olduğunu görebiliyordum. Üstelik hiçbir şeyden korkmuyordu. Bir teknik direktör, birçok oyuncunun sırtına elini koyduğunda, kalp atışlarını hissedebilir. Güm, güm, güm. Anlıyor musunuz, değil mi? Fakat elimi onun sırtına koyduğumda sanki kalbi atmıyormuş gibi geldi. “Vay canına, bu çocuk ne kadar da sakin” diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Onu kazandığımız bir günde, daha kolay bir maçta oyuna soktuk. Real Betis’e karşı evimizde 4-0 öndeydik ve rakip 10 kişi kalmıştı. “Şimdi tam zamanı” dedim. Kardeşim yardımcı antrenör Oscar Hernandez’den Lamine’e ısınmasını söylemesini istedim. Yedek kulübesinde herkes “Gerçekten mi? Lamine mi?” diyordu, ben de “Evet, evet, ısınmasını söyle. Onu oyuna sokacağım. Hiçbir sorun yok” dedim.
Messi ile karşılaştırmaları kaçınılmazdı çünkü o da aynı pozisyonun oyuncusu. Sol ayaklı ve son yıllarda Leo’nun oynadığı pozisyonda, yani sağ kanatta oynuyor. İçeriye kesiyor, kendine fırsatlar yaratıyor veya son pası verebiliyor. Leo ile pek çok benzerliği var. Ama onu tüm zamanların en iyisiyle karşılaştırırsak bu çocuğa bir iyilik yapmış olmayız. Bu karşılaştırma ona fazladan baskı hissettiriyor.
Fakat bir yandan da bunu kafasına taktığını sanmıyorum. Çok güçlü bir kişiliğe sahip derken biraz da bunu kastediyorum, böyle şeyleri umursamıyor. Topu istiyor. Futbol oynamak istiyor. Bundan zevk alıyor. Ayaklarının dibindeki topla keyifli vakit geçiriyor ve eğleniyor.

Messi onda kendisini görüyor

Messi, şüphesiz Lamine için bir referans noktası. Lamine’de kendisini gördüğünü bizzat söylemiş olması ise harika. Kısa süre önce izlediğim bir röportajda Messi’ye “Kimi halefin olarak görüyorsun…?” diye sorulmuştu, o da Yamal’ı adeta varisi ilan etti. Bunun Lamine’yi nasıl hissettirdiğini bir düşünün.
İkisini karşılaştıracak olursa, çok farklılar. Lamine daha çok top süren bir oyuncu. Leo ise Sonic the Hedgehog gibiydi, doğrudan kaleye giderdi. (Oksijen’in notu: Kirpi Sonic, bir bilgisayar oyunu karakteri).

Onları kişilik açısından karşılaştırmayı tercih ederdim: İkisi de en iyi olduklarını biliyorlar ve bu çok önemli.
Lamine, farklı olduğunu biliyor. Onu izlediğinizde veya yanındayken bunu anlayabilirsiniz. Tıpkı Leo’nun da farklı olduğunu bilmesi gibi. Messi gibi o da bir maçın kaderini belirleyebilme yeteneğine sahip. Lamine küçük yaşlardan beri Pau Cubarsi, Marc Bernal, Alejandro Balde ve Gavi ile birlikte büyüdü. Hepsi onun farklı olduğunu biliyor. Bu da takım için çok önemli.
Ayrıca zorlukları seviyor, hatta zorluklardan güç alıyor. Antrenmanlarda sık sık ona serbest vuruş ve penaltı atması için meydan okurduk. O da buna bayılırdı. Bu zorluğun tadını çıkardığı belliydi. Oysa böyle beklentiler başka oyuncularda baskı yaratabilir.

Baskıdan korkmuyor

Sınanmaktan zevk alıyordu ki şu anda da hâlâ bundan zevk aldığını görebiliyorum. Fransa ile oynanan Euro 2024 yarı finalinden önce, Fransız orta saha oyuncusu Adrien Rabiot, o maçta “daha fazlasını göstermesi” gerektiğini söylemişti. O da sahaya çıkıp inanılmaz bir gol attı. Zorluk ne kadar büyükse, Lamine o kadar öne çıkıyor.

Lamine’le baskı konusunda fazla konuşmamıza gerek kalmadı. Yaşından beklemezsiniz ama baskıyla çok doğal bir şekilde başa çıkıyordu. İnsan genellikle “Bu çocuğa yardım etmeliyiz, onu desteklemeliyiz” diye düşünürsünüz. Lamine için ise tam tersi geçerli. Onu kendi haline bırakmak, fazla konuşmamak gerekiyor. Bununla çok iyi başa çıkıyor. 18 yaşında bir Dünya Kupası’nda oynuyor ve bu sorumluluk altında ezilmiyor. Barça oyuncusu olmanın, 10 numaralı formayı giymenin ve İspanya gibi bir milli takımın yükünü omuzlamanın baskısına rağmen keyif alan bir genç.

Pas alamazsa sinirleniyor. Daha fazla sorumluluk istiyor ki ilerlemesinin yolu da bu. Gerçekten iyi bir delikanlı. Karakterli, iyi kalpli ve takım arkadaşları için iyi bir lider. Soyunma odasının neşesi o. Bu da harika bir atmosfer yaratıyor. Her şeyden önce iyi bir insan. Saha dışında da zeki, her açıdan son derece yetenekli, çok akıllı.

Frikikte iddialaşırdık

Eskiden serbest vuruşları konusunda onunla çok dalga geçerdim. Bazen antrenmandan sonra frikik çalışmak için kalırdık. Üç dört frikik kaçırınca “Bana bırak” deyip ona takılırdım. Gidip serbest vuruşu ben kullanırdım ve sonra “Şimdi kim gol atamazsa, duşa gider” derdim. O da bir, iki, üç… Arka arkaya atardı. Sonra da dönüp bana alaycı alaycı bakardı. Şakacıydı. Onunla dalga geçtiğimde, daha da iyi oynuyordu.
Kişisel olarak Lamine’yi çok severim. İnsanlar bana “Ah, onu A takımda ilk sen oynattın, ondandır!” falan diyorlar, ama ben onu insan olarak hatırlıyor ve seviyorum. Lamine çok kibar, ayakları yere basan bir genç ve bize karşı davranışları hep 10 üzerinden 10’du. Tam bir kazanan. Her zaman sonuna kadar antrenman yapan biri. Tutumu harika, asla şikayet etmezdi. Kazanmak, kazanmak ve yine kazanmak istiyordu. Lamine ile bir oyuncu olarak ve onu çalıştırmış biri olarak gerçekten çok güzel anılarım var.
Hâlâ mesajlar üzerinden iletişim halindeyiz. En son nisan ayında onu gördüm: Laureus Ödülleri’nde, ödülünü alırken tesadüfen karşılaştık. Her başarısında tebrik ederim.

Bizim takımda ilk maçına 15 yaşında çıktı. O zaman boyu 1.73’tü. Şimdi boyu 1.85 oldu. Fiziksel olarak hazır değildi ama şimdi hazır. Artık bir yetişkin. Hızıyla rakibinden uzaklaşıyor. Eskiden bunu sadece becerisiyle yapabiliyordu. Bir fake atıp ters yöne ilerler, içe kat eder ve sol ayağıyla şut atmaya çalışırdı. Ama şimdi kanattan ilerliyor. Rakibinden sıyrılırsa, bunu gücüyle ve hızıyla yapıyor. O zamanlar bizim takımda bunu yapamıyordu, çünkü sadece 15 yaşındaydı.
Şimdi fiziksel olarak her şeye sahip. Hızı var, kalitesi var, top sürme yeteneği var, becerisi var, yeteneği var, son pası var, gol atabiliyor. Lamine’de olmayan ne var? Neleri geliştirebilir? Çok az şey. Onun kötü bir maç çıkardığını hiç görmedim sanırım. Ortalama, çok iyi ya da mükemmel oynadığı maçlar gördüm, ama kötüsüne henüz rastlamadım. Gerçek bir mükemmeliyetçi. Her zaman daha iyi olmak isteyen muhteşem bir karakter.

İspanya onun gibisini görmedi

İspanya’nın yetiştiregeldiği oyunculara benzemiyor. Elbette daha önce de böyle yetenekli oyuncularımız oldu. Ama dünya yıldızımız yoktu Lamine şimdiden İspanya tarihinin en belirleyici oyuncuları arasında yer alabilir. Bundan kastım, topu her ayağına aldığında bir şeyler yapabilir. Bunu neredeyse hiç yaşamadık. Uyumlu bir oyun tarzımız, çok iyi bir takım oyunumuz vardı, ancak İspanya’nın zorlandığı bir durumda ortaya çıkıp bu şekilde fark yaratan bireysel bir oyuncumuz yoktu. Arjantin, Brezilya ve diğer milli takımlarda vardı, ama İspanya’da olmadı. Şimdiyse İspanya’nın hem yetenekli bir oyuncusu hem de dünya çapında bir yıldızı var ki bu çok büyük bir artı.
Lamine eşsiz bir oyuncu. Benim neslimde onun gibi İspanyol oyuncular olduğunu düşünmüyorum. Fernando Torres ve David Villa gibi golcüler, David Silva ve Andrés Iniesta gibi ileride oynayabilen orta saha oyuncuları vardı ama üç dört oyuncuyu geçip tek başına bir fırsat yaratabilecek bir oyuncu yoktu. Neredeyse hepimiz takım için ve bir takım olarak oynuyorduk. Böyle bir fark yaratan futbolcuları bulmak zor. Örneğin İngiltere’de gol fırsatları yaratan Bukayo Saka var; Dembélé de yaratıyor; Mbappé de. Ama İspanya’da hiç böyle bir oyuncu olmadı. Benim neslimde yoktu.

Lamine, İspanya’nın bir üst seviyeye ulaşmak için ihtiyaç duyduğu oyuncu. İspanya hep iyi bir oyun sergiledi, iyi futbol oynadı. Belki de bu Dünya Kupası’nda takım olarak en iyisi biziz. İngiltere’nin, Arjantin’in iyi oynadığı maçlar var ama İspanya neredeyse her zaman maça hakim oluyor. Topa sahip olma oranı yüzde 60, 70, 80 civarında. Bana göre iyi futbol budur — o hakimiyeti elinde tutmak. Ancak çekişmeli bir maçta bu hakimiyeti sağlayamazlarsa, ellerinde Lamine gibi bir jokerleri var. Eskiden Barça’da Messi ile bu şansa sahiptik, şimdi İspanya’da Lamine var ve bu da onları bu Dünya Kupası’nın favorilerinden biri yapıyor.

Lamine zamanı

Peki Dünya Kupası’nda ona ne tavsiye ederdim? Tüm yeteneğini ve kişiliğini ortaya koymasını.
Bu tür maçlar için yaratılmış insanlar, futbolcular vardır. Lamine bu günleri bekliyordu. Çeyrek finale, sonra yarı finale ve finale ulaşmayı hayal ediyordu. İki yıl önceki Avrupa Şampiyonası’nda nasıl oynadığını hatırlayın. İnsanlar yarı finalde “Lamine’nin zamanı geldi” diyordu. Sonra Fransa’ya karşı o muhteşem golü attı, finalde Nico Williams’ın golünü hazırladı. Sonunda farkı yine o yaratacak.

Fark yaratabileceğini bilmesi açısından Messi’ye gerçekten benziyor. Kendi kendine şöyle diyor: ‘Şimdi tam zamanı. Takımın bugün benim öne çıkmama ihtiyacı var’. Bu işin zihinsel yönü budur. Şöyle düşünüyor: ‘İşte bu an, işte bu maç, işte bu sahne — işte Dünya Kupası’. Harika bir performans sergileyecek, bundan hiç şüphem yok.

Şu anda kesinlikle dünyanın en iyi beş oyuncusu arasında. Eğer Dünya Kupası’nı kazanırsa, en iyisi olarak kabul edilecek. Bundan eminim.

©2026 The Athletic Media Company. Her hakkı saklıdır. The New York Times Licensing Group tarafından dağıtılmıştır. Bu makalenin orijinali The Athletic’te yayımlanmıştır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler