Türkiye’nin belki de en ilginç koleksiyonerlerinden biri Haldun Demirhisar…
Onun koleksiyonunda nadir pullar, eski paralar, antikalar ya da milyonlarca dolarlık saatler bulunmuyor.
O, ağaç topluyor.
Üstelik henüz ormanda yaşayan ağaçları değil; bir zamanlar ev, ambar, ahır ya da serender olmuş, Karadeniz’in yağmuruna ve karına yüzlerce yıl direnmiş kestane ve meşeleri…
Hikayesi, 2016 yılında Alaçatı’dan Karadeniz’e yaptığı bir yolculukla başlamış. O güne kadar eski ahşap evleri uzaktan hayranlıkla izlediğini, ancak bu yapıların nasıl inşa edildiğini, neden yüzlerce yıl ayakta kalabildiğini bilmediğini söylüyor.
Karadeniz’de ona yol gösteren isim “Bay’ların Mehmet Bay’ı” olmuş. Köyleri, insanları ve bölgenin artık kaybolmaya yüz tutan ahşap kültürünü onun sayesinde tanımış. O günü şöyle anlatıyor:
YIKMIYOR, TEK TEK SÖKÜYOR
Demirhisar ve ekibi, satın aldıkları eski yapıları elektrikli testerelerle ya da yıkım makineleriyle parçalamıyor. Evler, parçaları yeniden kullanılabilecek biçimde, insan eliyle sökülüyor.
Çatı kaldırıldığında yüz yıllık yaşamın izleri ortaya çıkıyor.
Duvarlardaki is lekeleri, eski çivi delikleri, balta izleri, çatlaklar ve ahşabın içine işleyen bütün ayrıntılar korunuyor. Çünkü O’na göre bunların hiçbiri kusur değil; her biri ağacın kimliğinin bir parçası…
Bu nedenle atölyede ağacın geçmişi zımparalanmıyor, malzeme yeni görünmeye zorlanmıyor. Ağır restorasyon yerine, ağacın yeniden nefes almasını sağlayacak müdahaleler yapılıyor.
Demirhisar yapılan işlemi “Pansuman” diyor.
Koruma sırasında da sentetik cilalar yerine turunçgil kabuklarından elde edilen doğal yağlar kullanılıyor.
“AĞAÇ KESİLDİĞİ GÜN EV OLMAZ”
Demirhisar’ın Karadeniz’de öğrendiği ilk bilgilerden biri, bir ağacın kesildiği gün yapı malzemesine dönüşmediği olmuş.
Geleneksel yöntemde yaklaşık yüz yaşına ulaşan kestane ya da meşe kesiliyor ancak hemen kullanılmıyor. Ağaç önce aylarca akan nehirlerin içinde bekletiliyor, ardından karaya çıkarılarak dinlendiriliyor.
Bu işlem yıllar boyunca tekrarlanıyor.
Daha sonra ağaç, büyük endüstriyel hızarlarda değil, damarını okuyabilen ustaların elindeki baltalarla biçimlendiriliyor. Bir ağacın evin duvarına dönüşmesi kimi zaman on yılı buluyor...
Köylüler hangi ağacın nerede kullanılacağını da biliyor. En güçlü meşe ve kestaneler, yıl boyunca mısırın, tahılın ve kışlık erzakın saklandığı serenderlerin taşıyıcı ayaklarına ayrılıyor. Ambarların, ahırların ve ağır yük taşıyan yapıların iskeletleri köyün en yaşlı, en sağlam ağaçlarından kuruluyor.
Bugün kurtarılan kalın meşe kütüklerinin önemli bir kısmı da bu yapılardan geliyor.
Yüzeylerinde iki yüz yıllık yağmurun, karın ve güneşin izleri bulunan ağaçlar biçildiğinde ise içlerinden hala altın renginde, canlı bir doku çıkıyor.
Dışı iki yüz yıllık, içi ilk günkü gibi…
PİMAPEN UĞRUNA FEDA EDİLEN TARİHİ EVLER
Hikayenin bir ucunda da Karadeniz’in değişen mimarisi var.
Yayla büyüklüğündeki ahşap terasların yerini betonarme yapılar, ahşap pencerelerin yerini pimapenler, geleneksel korkulukların yerini krom borular aldıkça eski evler birer yaşam alanı olmaktan çıkarak pazara düşüyor.
Demirhisar, ayakta kalabilecek tarihi evlerin sökülmesine karşı: Ona göre bu yapılar bulundukları yerde onarılmalı ve korunmalı.
Ama artık ev olma niteliğini tamamen kaybetmiş yapılar için başka bir önerisi var: Ağaçların fırınlarda ve hamamlarda yakılması yerine yeniden insan yaşamına dönmesi…
Bazen masa, bazen sandalye, bazen kapı, bazen de bir çocuğun ömrü boyunca kullanacağı çalışma masası olarak…
RİVA’DA YENİDEN ‘AĞAÇ’
Alaçatı’da başlayan yolculuk şimdi İstanbul Riva’da sürüyor. Karadeniz’den kurtarılan kestane ve meşeler burada yeni biçimlerine kavuşuyor.
Ancak Demirhisar’ın hedefi yalnızca eski ağaçlardan mobilya üretmek değil. Bu ürünlerden elde edilen gelirin bir bölümünü yeniden Karadeniz’e aktaracak bir sistem kurmayı planlıyor.
Amaç, tarihi evlerin tespit edilmesi, restorasyonlarına katkı sağlanması ve sahiplerinin maddi nedenlerle bu yapıları satmak zorunda kalmaması…
Böylece kurtarılan her ağaç, geride kalan başka bir evin ayakta tutulmasına yardım edecek.
Haldun Demirhisar, yaptığı işi şu sözlerle özetliyor:
Odatv.com