Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, The Economist’e verdiği 90 dakikalık röportajda yapay zekanın insan zekasını aşacağı, robotların çalışmayı gereksiz hale getireceği ve paranın anlamını yitireceği bir gelecek çizdi. Ancak Musk’ın bolluk ütopyasında herkese yer olmadığı aşikar: İngiltere’nin Müslüman göçü nedeniyle iç savaşa sürükleneceğini savunan Musk, Avrupa’daki aşırı sağ hareketleri ‘normal insanlar’ olarak tanımladı.
Elon Musk kendisini çağımızın Kassandra’sı olarak görüyor.
Antik Yunan mitolojisinde Kassandra geleceği görme yeteneğine sahipti ancak söylediklerine kimse inanmıyordu. Musk da insanlığın kendisini anlamadığını düşünüyor.
The Economist’in Teksas’taki dev Tesla fabrikasında gerçekleştirdiği 90 dakikalık röportajda, “İnsanlar söylediklerimin gerçekleşeceğinin farkında değil” diyen Musk, insanlığın önündeki 20 yılı kendi penceresinden anlattı.
Ona göre beş yıl içinde yapay zeka sistemleri, bütün insanların toplam zeka kapasitesini aşabilir. On yıl içinde robotlar dijital ve fiziksel işlerin büyük bölümünü devralabilir. Üretimde ortaya çıkacak olağanüstü bolluk sayesinde para anlamını yitirebilir, insanlar için çalışmak ise zorunluluk olmaktan çıkarak isteğe bağlı hale gelebilir.
Musk’ın ABD için çizdiği gelecek bir teknoloji ütopyasına benziyor.
İngiltere için öngördüğü gelecek ise iç savaş.
KASSANDRA DEĞİL MÜTEAHHİT
Kassandra yalnızca geleceği görüyordu. Musk ise geleceği inşa edecek şirketlere, uydulara, roketlere, sosyal medya platformlarına, yapay zeka modellerine ve trilyonlarca dolarlık servete sahip...
Musk’ın benzetmesindeki sorun tam olarak burada başlıyor.
Elon Musk’ın söylemi masum bir gelecek tahmini değil: Tesla, SpaceX, Starlink, X ve yapay zeka şirketi üzerinden kendi gelecek tasarımını kuruyor. Ardından insanlıktan bu tasarımın kaçınılmaz olduğuna inanmasını istiyor.
SpaceX’te oy hakkı veren hisselerin yüzde 80’inden fazlasını elinde bulundurmasını da insanlığın Mars’a yerleşerek çok gezegenli bir türe dönüşmesi hedefiyle açıklıyor. Kısa vadeli kazançlar azalsa bile kontrolü bırakmayacağını söylüyor.
Başka bir deyişle, bir iş insanı kendi şirketindeki hakimiyetini insanlığın uzun vadeli çıkarlarıyla eşitliyor. Kendisini şirket sahibi olmanın ötesinde, insanlığın geleceğini belirleyecek kişi olarak konumlandırıyor.
Kısacası, insanlığın kendisine vermediği bir yetkiyi kendinde görüyor.
ÇİN YAPAY ZEKA YARIŞINI KAZANABİLİR
Musk, Çinli yapay zeka şirketlerinin yükselişinden Anthropic CEO’su Dario Amodei kadar endişeli görünmüyor.
Moonshot AI’ın tanıttığı Kimi K3 gibi modellerden etkilendiğini belirten Musk, Çinli şirketlerin bir noktada yapay zeka yarışının liderliğini ele geçirme ihtimalini yüksek görüyor. Çin’in ABD’yi aşan elektrik üretim kapasitesine ve seri robot üretebilme gücüne dikkat çekiyor.
Trump yönetimindeki bazı yetkililerin Amerikan şirketlerinin Çin menşeli yapay zeka modellerini kullanmasını yasaklama çabalarına da karşı çıkıyor. Böyle bir yasağın Çin’in yarışı kazanmasını engellemeyeceğini savunuyor.
ABD’nin ihracat kısıtlamaları nedeniyle Çin’in gelişmiş çiplere erişimde yaşadığı sıkıntının da kalıcı olmayacağını düşünüyor. Çin’in kendi litografi* makinelerini geliştirerek bu engeli aşacağını belirtiyor.
*Litografi: Çiplerin üzerindeki mikroskobik devreleri ışık yardımıyla silikon yüzeye işleme teknolojisi.
“KENDİMİ KAPTIRDIM”
Elon Musk, Donald Trump’ın 2025’te yeniden iktidara gelmesine parası, X platformu ve siyasi etkisiyle büyük destek verdi. Bir süre federal bürokrasiyi küçültme operasyonunun başına geçti. Kamu kurumları ve sosyal programlar DOGE’nin kesintileriyle karşı karşıya kaldı.
Odatv’de daha önce Musk ile Trump arasındaki ilişkiyi iki büyük egonun güç ittifakı olarak ele almış, bu ortaklığın çıkar çatışması başladığı anda parçalandığını yazmıştık.
Musk da The Economist’e verdiği röportajda Amerikan siyasetine gereğinden fazla karıştığını kabul etti ve “Açıkçası kendimi kaptırdım” itirafında bulundu.
Ancak bu sözler bir geri çekilme anlamına gelmiyor. Musk, ABD sınırlarının dışındaki siyasi tartışmalara yön vermeyi sürdürüyor.
Starlink uyduları Rusya’ya karşı Ukrayna ordusunun iletişim altyapısında kritik rol oynarken, Musk olası bir barış anlaşmasında Ukrayna’nın Rusya’ya toprak vermesi gerektiğini savunuyor.
Avrupa’daki aşırı sağ hareketlerin de medya tarafından yanlış tanıtıldığını öne sürüyor. Bu hareketlerin güvenli şehirler, korunan sınırlar ve makul kamu harcamaları isteyen “normal insanlardan” oluştuğunu söylüyor.
Sonra konu İngiltere’ye ve Müslümanlara geliyor.
İNGİLTERE İÇİN İÇ SAVAŞ KEHANETİ
Yıllardır İngiltere’ye gitmeyen Elon Musk, ülkenin önümüzdeki 20 yıl içinde iç savaşa sürükleneceğini iddia ediyor.
Gerekçesi ise ülkeye, düşünceleri “Batı’nın inançlarıyla taban tabana zıt” insanların gelmesi.
The Economist’in Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes Musk’a açıkça Müslüman karşıtı olup olmadığını soruyor. Musk, bu iddiayı doğrudan reddetmek yerine şu yanıtı veriyor:
Yani Müslümanları tecavüz, cinayet ve Batı’ya aykırı yasaların dayatılmasıyla aynı yanıtın içine yerleştiriyor.
Bu, basit bir göç politikası eleştirisi değil.
Önce Müslüman göçmenler Batı medeniyetine aykırı bir topluluk olarak tanımlanıyor. Ardından göç, suçla ilişkilendiriliyor. Son aşamada ise Müslümanların varlığının İngiltere’yi iç savaşa sürükleyeceği öne sürülüyor.
Avrupa’nın aşırı sağı da bu tehdide karşı güvenli şehirler ve korunan sınırlar isteyen “normal insanlar” olarak aklanıyor.
HANGİ İNSANLIK
Elon Musk uzun zamandır dünyadaki nüfus azalmasının medeniyet için büyük bir tehdit olduğunu savunuyor. En az 14 çocuğu bulunan Musk, çocuklarından ‘lejyon’ diye söz ediyor. Kendisini dünyaya daha fazla ‘yüksek zekalı insan’ kazandırmakla görevli görüyor.
The Economist röportajı ise Musk’ın nüfus kaygısındaki büyük çelişkiyi bir kez daha açığa çıkarıyor.
Kendi çocuklarının ve uygun gördüğü insanların çoğalması insanlığın geleceği için umut sayılıyor. Müslümanların ve göçmenlerin nüfus içindeki varlığı ise Batı için bir iç savaş tehdidi olarak sunuluyor.
Demek ki Musk’ın asıl kaygısı insanlığın sayıca azalması değil.
Hangi insanların çoğaldığı.
İnsanları medeniyete uygun olanlar ve olmayanlar diye ayıran, bir dini topluluğu suç ve kültürel çöküşle özdeşleştiren, iç savaş korkusunu büyüten, aşırı sağı aklayan ve kişisel iktidarını demokratik kurumların üzerine yerleştiren bu düşünce çizgisi, artık yalnızca ‘aşırı sağcı’ sözüyle açıklanamaz.
Musk’ın söylemi giderek daha açık bir faşizan nitelik kazanıyor.
ROBOTLARA YER VAR AMA...
Röportajın başında yapay zekadan, sınırsız üretimden, evrensel yüksek gelirden ve çalışmak zorunda kalmayacağımız bir dünyadan söz eden Musk, sonunda Müslüman göçmenleri İngiltere’de çıkacak iç savaşın kaynağı olarak gösteriyor.
Musk’ın ütopyasında robotlara, yapay zekaya, uzaydaki veri merkezlerine ve Mars kolonilerine yer bulunuyor.
Orada herkese yer olmadığını açıkça söylemese de anlamamak abesle iştigal…
Musk kendisini Kassandra gibi sunuyor ama anlattığı gelecekte kâhinlikle yetinmiyor. Kimin çoğalacağına, kimin sınırın dışında kalacağına ve insanlığın hangi bölümünün kurtarılacağına da karar vermek istiyor. Bu noktada Kassandra’nın yerini, Hitler’in karanlık siyasetinden tanıdığımız bir figür alıyor.
Gözde Sula
Odatv.com