Yaklaşık 1600’ü aşkın eser arasından seçilen Develioğlu’nun öyküleri, gerçek yaşamdan beslenen anlatımı ve güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çekti. Yakında “Armuttan Keman” adıyla kitaplaşacak eserlerinde İstanbul’un sokaklarından Hollanda’daki göçmen yaşamına uzanan farklı insan hikâyelerini işleyen Develioğlu, ödül sürecini ve yeni projelerini Aydınlık Avrupa’ya anlattı:
‘4 ÖYKÜM ÖDÜL ALDI’
“Yol Akademi Öykü ödülü, Türkiye’de Yol Akademi Yayınları tarafından düzenlenen bir edebiyat yarışması. Yarışmanın bu yıl dördüncü yılı ve geçen yıl katılan öykü sayısı 1680 olmuş. Öykü, roman ya da edebiyatın diğer dallarında gönderilen eserler akademik bir seçici kurulca değerlendiriliyor. Ödül alan yayınlanmamış eserleri yayınlayarak edebiyat dünyasını zenginleştirmeyi amaçlamaları takdire değer.
Ödül haberi bana geçen mayıs ayında ulaştı. Doğaldır ki oldukça sevindim. Jüri değerlendirmesi çok iyi okunduğu ve incelendiği izlenimini veriyordu, bu uzun ve ayrıntılı değerlendirmenin içeriği beni daha da sevindirdi. çok olgun gözlemler var diye düşündüm. Gönderdiğim dört öykü vardı ve tümü verilen öykü ödülü kapsamına giriyor.
Öykülerimin başlıkları şöyleydi: Armuttan Keman, Hatça Ana Hastanesi, Güvenci Kazım Abi ve ‘ Kendim Gelirim Bedavaya, be Yaa ‘. Orta uzunlukta öyküler ve her birinin konusu farklı farklı, İkisi İstanbul’da, diğer ikisi de Hollanda’da geçiyor.”
YAYINLANACAK KİTABIN İSMİ ARMUTTAN KEMAN
“Kitabın ismi ‘Armuttan Keman’ olacak. Bu öyküm, Eminönü’nde balık tutan 11 yaşındaki yetim Selim’in bilim ve sevgi tutkusu üzerine. Hollanda’da geçen ‘Hatca Ana Hastanesi’ ise göçmen ve Türk diye hastahaneden daha ilk gün hasta hasta kovulan laz Yusuf’un trajikomik gerçek öyküsü.
Dört öykümün dördü de tamamen yaşanmış gerçek olaylar. Fantazi türünde bir şey yazmadım şimdiye kadar. Hep yaşanmış olanları seçtim. Yaşam bu kadar zenginken, fantaziye pek vaktim kalmadı da denilebilir. Aslında her türde yazılabilir. Edebiyat akımı olarak ise, seçimin ne diye sorulsa, yanıtım realizm- gerçekçilik olurdu. Post Modernizm’e uzak durdum hep, düzeni kollayan koruyan ümitsiz bir akım çünkü. TV dizilerinin çoğunda bol bol bulabilirsiniz!”
TÜRKİYE’Yİ VE AVRUPA’YI ANLATAN ÖYKÜLERİM FARKLI
“Türkiye’yi anlatan öykülerim ile Avrupa’yı anlatan öykülerim duygu yükü ve konuları bakımından birbirlerine taban tabana zıt. Öykülerimde sadece içinde yaşadığım Avrupa’yı yazmak zorunda kalsaydım, genc nesilde son 20 yıldır rekor düzeyde yayılmış olan ‘empatisizlik’ dışında güncel bir konu bulmam zor olurdu sanıyorum. Ama Türkiye’de her attığın adım bile sevgi çağrıştıran yeni bir öykünün kapısını çalıyor.
Armuttan Keman adlı kitap şu anda basıma hazırlanıyor, Yol Akademi son derece titiz ve sanırım bir – iki aya kadar kitapçılarda olur. Hemen ardından E -kitap halinde de yayınlayacaklar. Bu arada yeni bir öykü kitabım daha sırada ve şu sırada ayrıca iki roman üzerinde de çalışıyorum.”
