Ana içeriğe geç

Almanya’da ‘Ulm 5’ davası büyüyor: İsrail'e silah ticaretini protesto eden Filistin yanlısı aktivistlere kafesli yargılama

Almanya’da İsrailli savunma şirketi Elbit Systems’in Ulm kentindeki tesisine yönelik eylem nedeniyle yargılanan beş Filistin yanlısı aktivistin davası, ülkenin protesto hakkı, Filistin dayanışması ve İsrail’e askeri destek politikası tartışmalarını yeniden alevlendirdi. “Ulm 5” olarak bilinen aktivistler, ağır güvenlikli Stammheim Cezaevi’ndeki duruşmalarda kelepçeli şekilde mahkemeye çıkarılmaları, cam bölmelerde tutulmaları nedeniyle insan hakları savunucularının gündeminde.

Karar
16

Almanya’da “Ulm 5” olarak bilinen beş Filistin yanlısı aktivistin yargılandığı dava, yalnızca bir protesto eylemi dosyası olmaktan çıkarak Berlin’in İsrail politikası, silah ihracatı ve Filistin dayanışma hareketine yönelik yaklaşımı üzerinden geniş bir tartışmaya dönüştü. Aktivistler, Eylül 2025’te Almanya’nın Ulm kentinde bulunan Elbit Systems Germany tesisine yönelik eylem nedeniyle yargılanıyor.

Savcılık, beş aktivisti izinsiz giriş, mala zarar verme ve “Palestine Action Germany” ile bağlantılı biçimde hareket etmekle suçluyor.

Aktivistler ise eylemlerini, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşa silah ve askeri teknoloji desteği sağladığını söyledikleri bir şirkete karşı “siyasi ve ahlaki zorunluluk” olarak savunuyor.

ELBİT SYSTEMS HEDEF ALINDI

Davanın merkezinde İsrail merkezli savunma şirketi Elbit Systems’in Almanya’daki tesisi bulunuyor.

Elbit Systems, İsrail’in en büyük savunma şirketlerinden biri olarak biliniyor. Şirketin insansız hava araçları, kara sistemleri, elektronik harp ve hedefleme teknolojileri gibi birçok askeri alanda faaliyet yürütmesi, Filistin yanlısı grupların uzun süredir tepkisini çekiyor.

Almanya’daki iddianameye göre aktivistler, Ulm’daki tesise girerek ofis ekipmanlarına, ölçüm cihazlarına ve camlara zarar verdi.

Savcılık, zararın yaklaşık 1 milyon euro seviyesinde olduğunu öne sürüyor.

“ULM 5” KİMLERDEN OLUŞUYOR?

“Ulm 5” olarak anılan aktivistler İngiltere, İrlanda, İspanya ve Almanya vatandaşı beş kişiden oluşuyor.

EUobserver’ın aktardığına göre isimleri Daniel Tatlow-Devally, Zo Hailu, Crow Tricks, Vi Kovarbasic ve Leandra Rollo.

Beş aktivist, eylemin ardından tutuklu yargılanmaya başladı.

Dava, Almanya’da Filistin yanlısı eylemlere yönelik güvenlikçi yaklaşımın sembol dosyalarından biri haline geldi.

KELEPÇE, CAM KAFES VE TECRİT İDDİALARI

Davanın en çok tartışılan yönlerinden biri, aktivistlerin yargılama sürecindeki koşulları.

EUobserver’ın haberine göre beş aktivist, Alman medyasının karşısına kelepçeli biçimde çıkarıldı.

Duruşmalarda kurşun geçirmez cam bölmelerde tutuldukları, farklı cezaevlerinde ayrı ayrı tutuldukları ve günde 23 saate varan tecrit koşullarına maruz bırakıldıkları iddia edildi.

Aileler ve destekçileri, bu koşulların henüz hüküm giymemiş kişiler için orantısız olduğunu savunuyor.

Aktivistlerin yargılaması, Stuttgart’taki yüksek güvenlikli Stammheim Cezaevi’nde yürütülüyor.

DAVA OCAK 2027’YE UZATILDI

Yargılama sürecinin uzaması da eleştiri konusu oldu.

EUobserver’a göre dava Ocak 2027’ye kadar uzatıldı.

Bu durumda aktivistlerin hüküm verilmeden önce yaklaşık 16 ay tutuklu kalabileceği belirtiliyor.

Aileler, bu sürecin fiilen bir cezaya dönüştüğünü savunurken, Alman makamları ise dosyanın kapsamı, güvenlik gerekçeleri ve suçlamaların ağırlığı nedeniyle tutukluluğun sürdüğünü belirtiyor.

SAVCILIK “SUÇ ÖRGÜTÜ” İDDİASINDA

Savcılık, aktivistlerin yalnızca bir protesto eylemi gerçekleştirmediğini, “Palestine Action Germany” adlı yapılanma içinde hareket ettiğini öne sürüyor.

Bu nedenle dava, basit mala zarar verme dosyasının ötesinde “örgütlü suç” tartışmasına taşındı.

Savcılığın ayrıca eylemin antisemitik saiklerle yapıldığı yönünde değerlendirmeler sunduğu aktarılıyor.

Aktivistlerin aileleri ve savunma tarafı ise bu suçlamalara karşı çıkıyor.

Savunma tarafına göre eylemin hedefi Yahudiler ya da Yahudi kimliği değil; Gazze’de kullanılan askeri teknoloji ve silah tedarik zinciriydi.

AİLELERDEN ANTİSEMİTİZM SUÇLAMASINA TEPKİ

Aktivistlerden Daniel Tatlow-Devally’nin annesi Mimi Tatlow-Golden, EUobserver’a yaptığı açıklamada iddianamede antisemitizm ima edilmesine tepki gösterdi.

Ailesinde Yahudi üyeler bulunduğunu belirten Tatlow-Golden, savcılığın bu yaklaşımını Almanya’daki kamuoyunda sık görülen “yanıltıcı ve yıpratıcı” bir argüman olarak değerlendirdi.

Aileler, davanın Filistin dayanışmasını kriminalize etmeye dönük siyasi bir örnek haline getirildiğini savunuyor.

ALMANYA’NIN İSRAİL’E SİLAH İHRACATI YENİDEN GÜNDEMDE

Ulm 5 davası, Almanya’nın İsrail’e yönelik askeri ihracatı tartışmalarıyla aynı dönemde gündeme geldi.

Almanya, uzun yıllardır İsrail’in en önemli askeri tedarikçilerinden biri olarak görülüyor.

Gazze savaşı boyunca Berlin’in İsrail’e askeri malzeme, ekipman, mühimmat ve teknoloji ihracatı yoğun eleştirilerin hedefi oldu.

İnsan hakları örgütleri, Almanya’nın İsrail’e verdiği askeri desteğin Gazze’deki ağır sivil kayıplar ve uluslararası hukuk ihlalleri bağlamında gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

BERLİN’İN POLİTİKASI ZİKZAK ÇİZDİ

Almanya, 2025’te İsrail’in Gazze’de askeri operasyonları genişletme planı sonrası Gazze’de kullanılabilecek askeri ekipman ihracatına yönelik kısıtlama getirmişti.

Ancak daha sonra ateşkesin istikrar kazandığı gerekçesiyle bu kısıtlamaların kaldırılacağı duyuruldu.

Bu süreç, Almanya’nın İsrail’e destek politikasında hem tarihsel sorumluluk hem de Gazze’deki insani kriz arasında sıkıştığı yorumlarına yol açtı.

Ulm 5 davası da tam bu gerilim hattında, Berlin’in hem silah ihracatı hem de Filistin yanlısı aktivizme yaklaşımı üzerinden sembolik bir dosyaya dönüştü.

HAK ÖRGÜTLERİ ŞEFFAFLIK SORUNU VURGULUYOR

Almanya’daki silah ihracatı kararlarına karşı hukuki girişimler de uzun süredir devam ediyor.

Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi gibi kuruluşlar, Almanya’nın İsrail’e yönelik askeri ihracat izinlerinin yeterince şeffaf olmadığını ve yargı denetimine kapalı alanlar bıraktığını savunuyor.

Hak örgütlerine göre ihracat izinlerinin kamuoyuna açık biçimde izlenememesi, Gazze’deki sivillerin korunması ve olası uluslararası hukuk ihlallerinin önlenmesi açısından ciddi bir sorun yaratıyor.

Bu çerçevede Ulm 5 davası, yalnızca aktivistlerin yargılanması değil, aynı zamanda Almanya’nın silah ihracatı rejiminin sorgulanması açısından da önem taşıyor.

ALMANYA’DA FİLİSTİN DAYANIŞMASI BASKI ALTINDA

Ulm 5 davası, Almanya’da Filistin yanlısı gösterilere yönelik baskı tartışmalarının parçası olarak görülüyor.

Son yıllarda Almanya’da birçok Filistin dayanışma gösterisi yasaklandı, bazı etkinlikler iptal edildi, aktivistler ve akademisyenler hakkında soruşturmalar açıldı.

Berlin yönetimi, antisemitizmle mücadeleyi tarihi sorumluluğunun merkezine koyarken, eleştirmenler bu çizginin zaman zaman İsrail hükümetinin Gazze politikalarına yönelik meşru eleştirileri de bastırmak için kullanıldığını savunuyor.

Ulm 5 dosyası, bu tartışmanın en görünür örneklerinden biri haline geldi.

YARGILAMANIN SONUCU EMSAL OLABİLİR

Beş aktivistin suçlu bulunması halinde uzun hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

Bu nedenle davanın sonucu, Almanya’da Filistin yanlısı doğrudan eylemlerin nasıl yargılanacağı açısından emsal niteliği taşıyabilir.

Dava aynı zamanda Avrupa’da savunma şirketlerini hedef alan protesto hareketlerinin geleceğini de etkileyebilir.

Özellikle Elbit Systems’e yönelik İngiltere, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki eylemler dikkate alındığında, Ulm 5 yargılaması sınır aşan bir aktivizm ve güvenlik politikası dosyası olarak izleniyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler