Ana içeriğe geç

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren: Dezenflasyonu tamamlayıcı araçlarla desteklemeliyiz

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, “Dünyada korumacılığın, kuralsızlığın, öngörülemezliğin ve kutuplaşmanın güçlendiği bir dönemdeyiz. Oysa bugün insanlığın ihtiyacı; insan haklarını, kapsayıcı kurumları ve toplumsal uzlaşıyı güçlendiren daha nitelikli bir demokratik anlayıştır” dedi.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren: Dezenflasyonu tamamlayıcı araçlarla desteklemeliyiz
Dünya Gazetesi
16

Mehmet Hanifi GÜLEL

Yüksek İstişare Konseyi toplantısında katılımcılara hitap eden Ozan Diren’in konuşmasında öne çıkan ifadeler şöyle oldu:

*Bu yeni dünyada ülkelerin başarısını yalnızca büyüme oranları değil, dönüşüme hazır olma kapasitesi belirleyecek.

*Haziran 2023’te başlayan programla enflasyon yüzde 70’lerden yüzde 30’lar seviyesine geriledi. Dezenflasyon sürecinden taviz verilmemesi, para politikasının kararlılığı, maliye politikasının uyumu ve beklentilerin doğru yönetimine devam edilmesi fiyat istikrarına ulaşma sürecinde belirleyici olacak.

*Dezenflasyon hedefimizi; üretim, ihracat ve sanayi dönüşümünü ele alan tamamlayıcı araçlarla desteklemeliyiz.

*Reel sektörün yalnızca finansmana değil, kamunun destekleyici ve yol gösterici rolüyle güçlenen bir yön duygusuna da ihtiyacı var.

*Önümüzdeki beş, on, on beş yılda hangi alanlarda rekabet edeceğimizi; hangi teknolojileri, hangi sektörleri, hangi ihracat pazarlarını ve hangi yetkinlikleri önceliklendireceğimizi birlikte tarif etmeliyiz.

*AB’nin Serbest Ticaret Anlaşmalarının etkileri, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle ekonomik ilişkilerimizin geleceği ve yeni küresel değer zincirlerinde Türkiye’nin konumu gibi başlıklarda net bir çerçeve oluşturmalıyız.

Tüketici refahı hepimizin önceliği

*Kurallı piyasa düzeni ve tüketici refahı hepimizin ortak önceliğidir. Piyasanın aksayan yönlerini düzeltirken piyasanın güven mekanizmasının gözetilmesi de önemlidir. Bu çerçeve hem tüketiciyi daha iyi korur hem de yatırım yapma iştahını güçlendirir.

*Ekonomik ve sosyal kalkınma olmadan dışarıda güçlü bir konumlanma sürdürülemez. Küresel entegrasyon olmadan sanayinin dönüşümü eksik kalır. İş dünyası dönüşmeden de makro istikrar kalıcı rekabet gücüne dönüşemez.

*Dünya daha parçalı, daha rekabetçi ve daha öngörülemez hale geliyor. Teknolojik dönüşüm hızlanıyor. İklim krizi üretim biçimlerini değiştiriyor. Jeopolitik riskler ekonomi kararlarının ayrılmaz parçası haline geliyor.

*Türkiye’nin güçlü avantajları da var. Sanayi altyapımız, girişimcilik kültürümüz, genç nüfusumuz, coğrafi konumumuz, Avrupa ile entegrasyonumuz ve geniş bir coğrafyada güvenilir iş yapma kapasitemiz bize önemli imkânlar sunuyor.

*Bu imkânları kalıcı başarıya dönüştürmek için aynı anda birkaç işi başarmalıyız. Enflasyonla mücadelede kararlı olmalı, üretim ve ihracat kapasitemizi korumalıyız. Sanayi dönüşümünü hızlandırmalı, beceri dönüşümünü gerçekleştirmeli, dijital ve yeşil ekonomiye uyum sağlamalıyız. AB ile entegrasyonu derinleştirmeli, küresel ağlarımızı yaygınlaştırmalıyız. Kurumlara güven, öngörülebilirlik ve kurallı piyasa düzeni zeminini güçlendirmeliyiz. Tüm bunları yaparken toplumsal refahı ve kapsayıcı kalkınmayı merkeze almalıyız.

Aras: Üç büyük harita yeniden çiziliyor.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras, “Yaşadığımız olaylar neticesinde gördük ki artık ekonomik hesaplarla jeopolitik gelişmeler birbirinden ayrı düşünülemiyor. Bugün yatırım kararları yalnızca ekonomik verilere bakılarak alınmıyor. Enerji güvenliği, tedarik güvenliği, teknoloji erişimi ve jeopolitik riskler birlikte düşünülüyor. Çünkü yaşadığımız dünya artık daha kırılgan, daha parçalı ve daha belirsiz bir dünya.

Önemli bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Bugün yaşadığımız belirsizlik ve çatışma ortamı geçici bir parantez değildir” dedi. Dünyada aynı anda üç büyük haritanın yeniden çizildiğini dile getiren Aras, “Üretim haritası değişiyor. Enerji haritası değişiyor. Teknoloji haritası değişiyor. Yaşadığımız çatışmalar ve belirsizlikler bu yüzden geçici değil. Önümüzde büyük fırsatlar var. Çünkü ülkemizin önemli avantajları var. Birincisi coğrafi konumumuz. İkincisi üretim kabiliyetimiz. Üçüncüsü ekonomik çeşitliliğimiz. Bugün dünya yeniden şekillenirken, bekleyen ve sadece günü kurtarmaya çalışan ülkeler kaybedecektir” ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler