Ana içeriğe geç

Bakliyatta gelir, lisanslı depoculuk ve katma değerli ürünlerle yükseltilir

Bakliyat sektöründe üretim, dış ticaret, fiyat dengesi ve tüketici trendlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Armada Foods Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, Türkiye’nin bakliyatta güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ancak bu gücün sürdürülebilir üretim, planlı dış ticaret ve katma değerli ürünlerle desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Bakliyatta gelir, lisanslı depoculuk ve katma değerli ürünlerle yükseltilir
Ekonomim.com
16

GÜRAY GÜRDAL

TÜİK’in bitkisel üretim birinci tahminlerine göre kuru baklagil üretiminde geçen yıla göre yüzde 22,4 artış beklenirken, toplam üretimin yeniden 1 milyon tonun üzerine çıkarak 1 milyon 165 bin ton seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Geçen yıl üretimin yaklaşık 952 bin ton seviyesinde kaldığını hatırlatan Armada Foods Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, bu yıl yağışların olumlu etkisiyle toparlanma yaşandığını ancak bazı ürünlerde tahminlerin fazla iyimser olabileceğini belirtti. Kırmızı mercimekte TÜİK’in yüzde 54 artışla 385 bin tonluk üretim beklentisine büyük ölçüde katıldığını ifade eden Sönmez, geçen yılın ciddi kuraklık nedeniyle çok kötü geçtiğini söyledi. Bu yılın ise son 5 yıl ortalamasına göre normal bir sezon olduğunu vurgulayan Sönmez, yağışlar nedeniyle hasadın geciktiğine dikkat çekerek, “Mersin piyasasına bugün gelen ürün 15 arabayı geçmiyor. Gaziantep ile birlikte 20 araç seviyesinde. Normalde iyi sezonlarda bu tarihlerde 100 arabalara kadar çıkılırdı” dedi.

“Nohutta ihracatçı konuma gelebiliriz”

Yeşil mercimekte üretim artışı beklense de pazarın kırmızı mercimeğe göre oldukça sınırlı olduğuna işaret eden Sönmez, Türkiye’de yeşil mercimek üretim ve tüketiminin 40-50 bin ton civarında seyrettiğini, buna karşın kırmızı mercimekte iç tüketimin kırılmış ürün bazında yaklaşık 200 bin ton, üretim kayıplarıyla birlikte ihtiyacın ise 350 bin ton seviyesinde olduğunu kaydetti. Nohutta TÜİK’in 510 bin tonluk tahmininin yüksek bulduğunu belirten Sönmez, Türkiye’nin bu yıl nohutta ihracatçı konuma gelebileceğini ifade etti. Kuru fasulyede ise düşüş beklentisinin güçlü olduğunu dile getiren Sönmez, üretimdeki gerilemenin temel nedenini çiftçinin fiyatlardan memnun kalmaması ve ithalat baskısı olarak açıkladı. Fasulyede sulu tarım maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Sönmez, üreticinin şeker pancarı, patates ve yeşil mercimek gibi alternatif ürünlere yönelebildiğini söyledi.

Fiyatlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sönmez, kırmızı mercimekte dünyada güçlü bir üretim beklendiğini, Kanada, Avustralya, Hindistan ve Rusya tarafında şu an için ciddi bir sorun görünmediğini söyledi. İthal kırmızı mercimeğin 600 dolar seviyesinde bulunduğunu, Türk mercimeğinin ise kalite ve talep nedeniyle premium fiyatla değerlendirildiğini belirten Sönmez, yerli ürün ile ithal ürün arasındaki fiyat farkının yeniden açılabileceğine dikkat çekti. Geçen yıl bakliyat ithalatının 953 milyon dolar, ihracatın ise 900 milyon dolar civarında gerçekleştiğini belirten Sönmez, ithalatın temel nedenlerinden birinin Türkiye ile dünya hasat takvimleri arasındaki fark olduğunu söyledi. Türkiye’nin kırmızı mercimekte haziranda, Kanada ve Rusya’nın eylülde, Avustralya’nın ise aralıkta pazara girdiğini aktaran Sönmez, “Önce satıyor, sonra alıyoruz” şeklinde konuştu.

“Anlık kararlarla değil sistemle hareket etmek gerekiyor”

Katma değerli üretimin önemine dikkat çeken Sönmez, İspir fasulyesi ve Kızıltepe kırmızı mercimeği gibi yöresel ürünlerin dünya pazarında coğrafi işaret ve gastronomi desteğiyle daha yüksek fiyatlardan konumlandırılabileceğini söyledi. İtalya’daki coğrafi işaretli fasulyelerin normal fasulyeye göre 3 kata kadar değer bulabildiğini hatırlatan Sönmez, Türkiye’nin de bakliyatta markalaşma ve hikâye oluşturma sürecini hızlandırması gerektiğini belirtti. Sönmez, sektörün artık yalnızca teşvik ve destek başlıklarıyla değil, lojistik, pazarlama, finansman, depoculuk ve orta vadeli planlama sistemiyle ele alınması gerektiğini vurguladı. İhracat regülasyonlarında öngörülebilirliğin önemine dikkat çeken Sönmez, “Anlık kararlarla değil, sistemle hareket etmek gerekiyor. Depoculuk, LİDAŞ ve hasat dönemi finansman modelleri daha etkin kullanılmalı” diye konuştu.

“Organik bakliyatta Avrupa güçlü pazar payına sahip”

Sektörün geleceğinde protein ağırlıklı beslenme, yüksek lifli ürünlere talep, glütensiz beslenme eğilimi ve pestisit hassasiyetinin bakliyat için önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Sönmez, organik bakliyatta Avrupa’da güçlü pazar payına sahip olduklarını, Armada Foods olarak bu alanda pazar liderlerinden biri olduklarını söyledi. Türkiye’de ise organik bakliyat satışlarının toplam satışlar içinde yüzde 1’in altında kaldığını belirten Sönmez, iç pazarda büyük bir gelişim alanı bulunduğunu ifade etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler