Ana içeriğe geç

Darülbedayi’nin son çınarı devrildi: Güle güle Zihni Hoca

Türk tiyatrosunun asırlık çınarı, ‘Lüküs Hayat’ın Rıza’sı, ‘Cibali Karakolu’nun komiseri, tuluat geleneğimizin son temsilcisi Zihni Göktay 81 yaşında vefat etti. 5 Temmuz gecesi gelen kara haberle ardında doldurulamaz bir boşluk bırakan usta, sadece sahnedeki dehasıyla değil, ömrüne sığdırdığı İstanbul beyefendiliği ve tevazuuyla da tanınıyordu. Büyük usta bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacak.

Darülbedayi’nin son çınarı devrildi: Güle güle Zihni Hoca
Karar
16

6 Temmuz’un ilk saatlerinde önümüze düşen kara haber, Türk tiyatrosunun en sıcak, en samimi ruhunun aramızdan ayrıldığını söylüyordu. Vefat haberini kızı Zeynep Göktay Dilbaz duyururken; ustanın yıl başında geçirdiği kalça kırığının ardından artan sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği belirtildi. Muhsin Ertuğrul’un disiplininden geçmiş, Vasfi Rıza Zobu’nun tezgahında pişmiş muazzam ve ahlaki ekolün son neferi, Darülbedayi’nin yaşayan abidesi Zihni Göktay artık yok.

81 yaşında bizlere veda eden Zihni Göktay’ı sadece televizyon ekranlarından ya da gazete sayfalarından tanıyanlar için o, muazzam bir aktördü. Ancak onun büyüklüğü, şöhretin o mesafeli zırhına hiç ihtiyaç duymayan, kalbinin büyüklüğü seyircisinin mahcubiyetini sezecek kadar keskin olan o saf insanlığındaydı.

İZLEYİCİSİNE SELAM DURAN EŞSİZ NEZAKET

Yıl 1997... Lüküs Hayat’ın o şaşaalı, Zihni Göktay ile rahmetli Suna Pekuysal’ın sahne üstünde adeta devleştiği, tiyatromuzun ‘altın çağ’ını yaşadığı günler. İlk çocuğumun doğumuna henüz birkaç hafta var ve ben heyecanla en ön sırada bu muazzam performansı izliyorum. Oyun bittiğinde salonda adeta bir alkış tufanı koptu; bütün salon coşkuyla ayağa kalktı. Sahneye başında kasketi, belinde kuşağı, elinde mendiliyle o efsanevi Rıza, yani Zihni Hoca geldi. Hamileliğin verdiği ağırlıkla o an hemen ayağa kalkamadım, yanımdakiler bana yardımcı olmaya çalışırken içimi bir mahcubiyet kapladı... Tam o anda üstadın o keskin, insan sarrafı gözleri ön sıradaki bu durumu fark etti. Sahnenin ucuna, tam bana doğru ilerledi. Yüzünde o kocaman, içten, dünyaları ısıtan gülümsemesiyle önümde saygıyla eğilerek tiyatrocu selamı verdi. Eliyle “Lütfen otur, kalkma” işareti yaparak o anki tüm mahcubiyetimi bir anda yok etti, beni dünyanın en mutlu izleyicisi kıldı. İşte Darülbedayi terbiyesi, işte seyircisini baş tacı eden eski toprakların zarafeti tam olarak buydu.

‘ÇOK KELİMESİ YETERSİZ KALIR TİYATRO ÖZLEMİMİ ANLATMAYA”

Gazetecilik mesleğim boyunca pek çok sanatçıyla yolum kesişti ancak ondaki tevazuyu, her aradığımda telefonun ucunda bulduğum samimiyeti ve hesapsız sohbeti pek az kişide gördüm. 2022 yılında da, Adana Altın Koza Film Festivali’nden alacağı Orhan Kemal Emek Ödülü vesilesiyle kendisiyle konuşmuştum. Ocak ayında sevgili eşini kaybetmiş olmanın derin hüznünü taşırken, bu ödülün kendisine nasıl moral olduğunu anlatmıştı. Röportajımızda, pandeminin getirdiği zorunlu ayrılık yüzünden sahnelerden uzak kalmanın acısı ise sesinden dökülüyordu. Bana, “57 yıldır Darülbedayi oyuncusuyum, öyle böyle değil sahneye özlemim, çok kelimesi yetersiz kalır tiyatro özlemimi anlatmaya...” demişti. Kelimelerin bile tarif edemediği sarsılmaz tiyatro aşkı, onun bu mesleğe adanmış ömrünün en somut vesikasıydı.

Neyse ki Darülbedayi, pandemiden sonra o koca çınarını unutmadı, vefasızlık etmedi. Usta oyuncu, vefatından önce İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde sahnelenen ‘Gidiş Dönüş Moskova’ adlı oyunla yeniden ait olduğu yere, özlediği seyircisine kavuştu. Hayatının son döneminde evinin kentsel dönüşüme girmesiyle Maltepe’de bir huzurevine yerleşen ve hakkında çıkan ‘yalnız bırakıldı’ iddialarını “Kızım evinde bakmak için çok ısrar etti ama ben huzurevinde mutluyum” diyerek asaletle reddeden usta, ömrünün son perdesini ve çok sevdiği alkışları bizzat sahnede göğüsleyerek kapattı.

‘HAYATIM BOYUNCA HİÇ LÜKS HAYAT SÜRMEDİM’

Kariyeri boyunca 70’ten fazla oyunda rol alan Göktay, sadece tiyatro sahnelerinin değil, Türkiye sinema ve dizi tarihinin de en unutulmaz çehrelerinden biriydi. Yeşilçam klasikleri ‘Tosun Paşa’, ‘Hababam Sınıfı’ ve ‘Döngel Karhanesi’ gibi filmlerdeki performanslarının yanı sıra; ‘Bizimkiler’, ‘Üvey Baba’ ve ‘Ulan İstanbul’ gibi efsaneleşen dizilerle evlerimize konuk oldu. Özellikle ‘Ulan İstanbul’ dizisinde hayat verdiği ‘Servet’ karakteriyle yaptığı samimi nasihatleri, adeta kendisinin hayattaki duruşunun bir özeti gibi dilden dile dolaştı. Vefatının ardından a sözlerden en çok öne çıkan iki tanesi, onun hem toplumsal bakışını hem de mesleki ahlakını özetler nitelikteydi:

“Bizi Avrupa Birliği’ne almazlar çünkü elhamdülillah Müslümanız.”

“28 yıl ‘Lüküs Hayat’ oynadım, ama hayatım boyunca hiç lüks hayat sürmedim.”

Bugün usta göçüp giderken, geride sadece unutulmaz roller, replikler bırakmadı; benim gibi binlerce insanın hafızasında nesilden nesile aktarılacak kalbe dokunan insanlık hikayeleri bıraktı. Tiyatro tarihimiz onun gür sesini, sahnede bıraktığı silinmez izi ve beyefendi ruhunu asla unutmayacak.

Mekanın cennet, ruhun şad olsun Zihni Hoca...

CUMHURBAŞKANLIĞI ÖDÜLÜ ALAMADI

Zihni Göktay, Darülbedayi’nin anıt isimlerinden biriydi. Muazzam kariyeri boyunca Afife Tiyatro Ödülleri dahil pek çok prestijli ödüle layık görüldü, 1981 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını aldı. Ancak ne üzücüdür ki, bunca yıllık emeğe rağmen Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü gibi önemli bir ödül yaşarken kendisine takdim edilmedi. Sanat dünyasında ve medyadaki trajik duruş değişikliği ise hafızalardaki yerini koruyor. İBB yönetimi AK Parti’deyken manşetlerden inmeyen, kültür sayfalarında sürekli ‘sahnelerin yerli ve milli oyuncusu’ olarak lanse edilen Zihni Hoca, Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasının ardından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ilk kültür sanat sezonu açılışına katılmıştı. O gece açılış kapsamında düzenlenen ‘Lüküs Hayat Sergisi’ vesilesiyle sahneye çıkan duayen sanatçı, İmamoğlu’na olan sevgisini açıkca ifade eden cümleler kurmuştu. O geceden sonra, o güne kadar kendisini manşetlerden düşürmeyen mecraların usta oyuncuyu bir gecede nasıl görmezden gelmeye başladığı medyamızın kültür-sanat hafızasına düşen düşündürücü bir not olarak kalacaktır.

‘PERDE KAPANIR, ALKIŞ DİNER AMA BAZI İNSANLAR SAHNEDEN HİÇ İNMEZ’

Zihni Göktay’ın vefat haberinin ardından tiyatro dünyası sosyal medyada art arda baş sağlığı mesajları paylaştı:

NEDİM SABAN: Çok üzgünüm. Sözcükler yetersiz ama kederimi ‘bir çağ kapandı’ cümlesi ile ifade edebilirim. Zihni Göktay, Darülbedayi ekolünün temsilcilerindendi. Kendi adıma onun tüluat eğilimini de Şehzadebaşı’nın Şehrikomik geleneği ile bağdaştırırdım. Zihni Göktay’ın oynadığı bir oyunda seyirci her türlü absürd espriyi kabullenir, öte yandan günlük haberler, yorumları sahnede ondan duyarak zenginleşirdi. Tiyatro dünyası ve seyircilerinin başı sağolsun.

MELEK BAYKAL: O taraf ne şanslı… Siz oradasınız artık. Bu dünyadan bir usta geçti… Ardında kahkahalar, dostluklar ve unutulmayacak anılar bırakarak. “Beter Ali’ye selam söyle Ethem…” Eminim şimdi yine aynı masadasınız… Aynı neşeyle, aynı dostlukla… Biz gelene kadar çok kahkaha atmayın… Işıklar içinde uyuyun sevgili Zihni Göktay. Bazı alkışlar hiç dinmez… Siz de o alkışların içinde yaşamaya devam edeceksiniz.

EMRE KINAY: Babam, ustam, hocam, canımın içi, kıymetlim... Başımı omzuna yaslayacağım tüm ustalarımı kaybettim. Çok da anlamı yok artık zaten bir şeylerin ya da ben öyle hissediyorum. Tam bir şeylerden vazgeçecekken bana yazdığın mektup ömrümde aldığım son elyazması mektuptu. O mektupta yazdıklarında devam ediyor Duru Tiyatro 22. yılına. Hoşçakal ustam, elbet bir gün buluşuruz.

VOLKAN SEVERCAN: Ben Zihni Ağabey’i tanıdığımda yıl 1984’tü. ‘Lüküs Hayat’ta orkestradaydım. O sahnedeydi. Sonra yıllar geçti. ’Kuşlar’… ‘Resimli Osmanlı Tarihi’… Radyo Tiyatrosu’nun sessiz stüdyoları… Seslendirme odalarının kırmızı ışığı… Ve yıllar sonra ‘Ailem’ dizisinde yeniden aynı hikâyenin içinde buluştuk. Türkiye onu büyük bir sanatçı olarak sevdi. Benim içinse, bambaşkaydı işte. Çok şey öğrendim ondan… Bugün Gençliğimizden bir ışık eksildi. Kulislerden bir ses çekildi. Bir provanın telaşı, bir bardak çayın buharı, bir ustanın gülüşü uzaklaştı gitti. Perde kapanır. Alkış diner. Ama bazı insanlar sahneden hiç inmez. Hoşça kal Zihni Ağabey...

BİR ROLE 28 YIL HAYAT VEREN USTA

Zihni Göktay, 2 Aralık 1946’da İstanbul’da doğdu. Tiyatroya Eminönü Halkevi ve MTTB Gençlik Tiyatrosu’nda amatör olarak başladı. Profesyonel kariyerine Ankara Meydan Sahnesi’nde adım atan usta oyuncu, 1973’te İstanbul Şehir Tiyatroları’na (Darülbedayi) girdi ve burada 53 yıl boyunca aralıksız sahne alarak kurumun en büyük çınarlarından biri oldu. Türk tiyatro tarihine geçen efsanevi Lüküs Hayat operetindeki ‘Rıza’ karakterini tam 28 yıl boyunca aralıksız canlandırarak kırılması güç bir rekor imza attı. Sinemada ve dizilerde de birçok rol canlandıran Göktay, 1981’de Devlet Sanatçısı unvanını almıştı. Sanatçının 2022’de vefat eden eşi Sevinç Göktay’dan Zeynep ve Ömer adında iki evladı bulunuyordu.

HARBİYE’DEN UĞURLANACAK

Büyük ustanın vefatının ardından İBB Şehir Tiyatroları’ndan yapılan açıklamaya göre, Zihni Göktay için ilk tören ömrünü adadığı yerde, 7 Temmuz Salı günü (bugün) saat 10.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenecek. Duayen sanatçının naaşı Şakirin Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler