İlişkiler, kariyer basamakları, sosyal çevre ya da aynadaki o ilk bakış... Bir kadının hayatı boyunca kurduğu en uzun ve en hayati ilişki, aslında kendisiyle olan ilişkisidir. Ancak bazen çocukluk travmaları, toplumun dayattığı kusursuzluk kalıpları veya geçmiş başarısızlıklar, bu bağın zedelenmesine yol açar. Kendine şefkat göstermeyi unutan, yani "kendini sevmeyen" kadınlar, bunu dünyaya ve çevresine belirli davranış kalıplarıyla ilan ederler.
Farkında olmadan geliştirilen ve bir süre sonra karakterin bir parçası haline gelen, kendini sevmeyen kadınların en çok öne çıkan 3 temel özelliği...
1. HAYIR DİYEMEMEK VE AŞIRI "FEDAKÂRLIK" TUZAĞI
Kendini sevmeyen bir kadının en büyük yanılsaması, değer görmenin tek yolunun başkalarını mutlu etmekten geçtiğine inanmasıdır.
Sınır Çizememek: Kendi isteklerini, yorgunluğunu veya önceliklerini her zaman arka plana atarlar. Çevresindeki insanlar kırılmasın, onları terk etmesin veya haklarında kötü düşünmesin diye kendi sınırlarını paspas ederler.
Onay Arayışı: Hayatındaki her "evet", aslında içten içe "Lütfen beni sevin, bakın ben çok uyumlu ve faydalı biriyim" çığlığıdır. Kendi değerini kendi içinden besleyemediği için, dışarıdan gelecek takdir ve onay mesajlarına bağımlı hale gelir.
2. İLİŞKİLERDE "KURTARICI" ROLÜNÜ ÜSTLENMEK VE DEĞERSİZLİĞİ KABUL ETMEK
Kendini sevmeyen kadınlar, ikili ilişkilerde genellikle kendi iç dünyalarındaki karmaşayı yansıtan partnerler seçerler.
Potansiyele Aşık Olmak: Karşısındaki erkeği olduğu gibi değil, "Değiştirip düzeltebileceği" bir proje olarak görürler. Sorunlu, toksik veya duygusal olarak ulaşılamaz erkekleri hayatlarına çekip onları "kurtarmaya" çalışırlar. Çünkü birini iyileştirmek, onlara geçici bir güç ve değer hissi verir.
Kötü Muameleyi Normalleştirmek: Hak etmedikleri bir davranışla, sadakatsizlikle veya değersizlikle karşılaştıklarında suçu önce kendilerinde ararlar. "Daha iyi bir kadın olsaydım böyle davranmazdı" yanılgısıyla, kendilerine zarar veren ilişkilerden bir türlü kopamazlar.
3. KRONİK KUSURSUZLUK ARAYIŞI VE KENDİNİ SÜREKLİ SABOTE ETME
Kendine sevgi beslemeyen bir kadın için "yeterince iyi olmak" diye bir kavram yoktur. İçlerindeki o acımasız eleştirmen, 24 saat kesintisiz yayın yapar.
Aşırı Eleştirel Yaklaşım: Aynaya baktıklarında sadece kusurları görürler; bir iş başardıklarında bunu şansa bağlarlar (İmpostor Sendromu). Başkalarının başarılarını alkışlarken, kendilerine karşı acımasız bir kıyaslama yarışına girerler.
Korkudan Beslenen Sabotaj: Tam mutlu olacakken, işler yolunda giderken veya harika bir teklif almışken içten içe "Ben buna layık değilim, nasılsa bozulacak" korkusuyla kendi başarılarını ve mutluluklarını sabote edecek adımlar atarlar.
Ufak Bir Farkındalık Notu: Bu özellikler birer kader ya da "kusur" değil; ruhun yardım çığlığıdır. Kendini sevmek; mükemmel olmak değil, tüm kusurlarınla ve yaralarınla kendine sarılabilme cesaretidir. Fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır.

