Ana içeriğe geç

Cinsiyet değiştirme değil sakatlama!

Sağlık Bakanlığı Cinsiyet Değiştirme Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu Başkanı da olan Prof. Dr. Zeki Bayraktar, ‘Üreme işlevi geriye dönüşümsüz olarak biter. Cinsel işlev bozukluğu yüzde 100’e yakındır. İşeme işlevi de sakatlanır. Hastalık yükü artar.' dedi.

Cinsiyet değiştirme değil sakatlama!
Aydınlık
16

Prof. Dr. Zeki Bayraktar, uzun yıllardır bilimsel dayanakları göstererek LGBT dayatmasıyla mücadele ediyor. Üroloji Profesörü Bayraktar’ın meslek yaşamında, cinsiyet dönüşümü ameliyatıyla sağlığını kaybeden çok sayıda hastası olmuş. Bu ameliyatlardan önce ya da sonra konuşulmayan, perdelenen gerçeklerin canlı tanığı… Sağlık Bakanlığı Cinsiyet Değiştirme Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu Başkanı da olan Prof. Dr. Zeki Bayraktar ve Chris Brönimann, cumartesi günü Medeniyet Üniversitesi’nde etkileyici bir söyleşide bir araya geldi. Dün Aydınlık’ın manşetten verdiği Brönimann’ın açıklamaları yankı uyandırdı. Bugün ise söz Bayraktar’da…

Cinsiyet değiştirme değil sakatlama! - Resim : 1

HASTALARA SÖYLENMEYEN GERÇEKLER

Cinsiyet değiştirme ameliyatlarının “hastaya zarar vermeme” ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Bayraktar, LGBT ideolojisinin altında çok katmanlı bir mekanizma olduğunu, bu mekanizmanın en önemli ayağının ise hatalı, eksik bilgilendirme olduğunu söyledi: “Hasta ameliyat talep ediyor, hatta ısrar ediyor. Psikiyatri, uzun vadeli riskleri yeterince tartışmadan onay veriyor. Cerrah işlem yapıyor. Hastanın rızası cerrahın sorumluluğunu azaltmaz. Hatta artırır. Cerrahın bütün süreci anlatması gerekir. Bu ameliyatı olan bireylerde üreme işlevi geriye dönüşümsüz olarak biter. Bu durum, ameliyatın istenmeyen sonuçları arasında zikredilmez bile. Seksüel işlev, bu konunun en karanlıkta kalan kısmıdır.

“Deniliyor ki, bu bireylere vajina, penis yapılıyor. Yapılan ne vajinadır ne penis. Trans ameliyatı olan bireylerde seksüel işlev neredeyse tamama yakın biter. İşeme işlevi de sakatlanır. Hastalık yükü artar. Bağırsak hasarı oluşur, bağırsak hasarı sonrası ek problemler gelişir. Erkekten kadına geçiş ameliyatında rektum ile mesane arasına bir çukur açarak ‘vajina yaptım’ derler. Kandırmaca burada başlar, oradaki yoğun kemik ve kas yapısı çukuru kapatmaya çalışır. Bu kadar yoğun kas, sinir ve damar yumağının olduğu bir bölgeye siz çukur açamazsınız, buna buradaki anatomik yapı müsaade etmez, kapatır. Kapanmasın diye hastanın günde 5-6 kez genişletme işlemi yapması istenir. Çok ağrılı bir işlemdir. Ama yine de kapanır. Üstelik bu bölgeyi ameliyat ettiğiniz zaman buradaki sinirleri, damarları bütün erojen duyarlılığı erkekte de kadında da yok edersiniz. Çünkü sinirler tamamen harap olur, organ sakatlaması vardır. Erektil işlev yoktur. Cerrahi ile yapılan organların erojen işlevinin olması söz konusu değildir. Ama bu hastalara hiç ifade edilmez. Cinsel işlev bozukluğu yüzde 100’e yakındır.

ÖMÜR 20 YIL KISALIYOR

“Hormon veriyorsunuz, bu da kalp damar hastalıklarına neden oluyor. Danimarka çalışması yayınlandı. Ortalama ömür erkeklerde 78, kadınlarda 82 civarındayken ameliyat olan transseksüellerde ölüm yaş ortalaması 53,5. Ömrü kısaltıyorsunuz. Bu ameliyatlar bireyi sakatlıyor. İtalyan Üroloji Dergisi, makalemi yayınladı. Geçmişte yayınlatamazdınız. Şimdi de zor oluyor beş altı dergi reddetti ama sonuçta yayınlandı. Başlığı, ‘Önce zarar verme tıp ilkesini ihlal mi ediyoruz?’ Literatür verilerini de göstererek yazdım, ihlal ettiğimizi gösterdim. Derginin hakemleri, ‘Yazar mevcut uygulamaları çok sert ve radikal bir şekilde eleştiriyor ama kanıtları çok tutarlı.’ notuyla yayınladı. Doktorlar, psikologlar, psikiyatristler olarak biz sağlık profesyonelleri, hastaya gerçek ihtiyaç duyduğu bakımı vermek yerine aceleyle karar veriyor, hormon kullan, ameliyat ol diyoruz. Zarar döngüsüne neden oluyoruz. Psikolojisi düzelsin diye başlattığınız işlemler, ruh sağlığına da iyi gelmiyor. Bunların da verileri ortada. Meseleye etik yükümlülükle baktığınız zaman ameliyatın haklı bir tıbbi gerekçesi yok.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler