Ana içeriğe geç

‘Katma değerli ürün için tesis gerek’

Avokadoda kozmetik oyunuyla gümrük vergisi düşürülüyor, zamansız ithalat yerli üreticiyi tüccara mahkûm ediyor. Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan ‘Üretici krizden ancak kooperatif çatısı altında birlik olarak çıkabilir.’ dedi.

‘Katma değerli ürün için tesis gerek’
Aydınlık
16

Türkiye’nin tropikal meyve üretim üssü Mersin’in Anamur ilçesinde üreticiler; yüksek girdi maliyetleri, kontrolsüz ithalat ve lojistik yetersizliklerle boğuşurken, kurtuluşu kooperatifleşmede buldu. Anamur Tropikal Meyve Üreticileri Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan, tarım politikalarındaki plansızlığa karşı üreticinin elindeki tek gücün örgütlenmek olduğunu vurguladı. 2000 yılında kurulan kooperatif; fide seçiminden hukuki mücadeleye, alternatif ürün planlamasından fiyat dengesini korumaya kadar çiftçinin ‘can simidi’ konumunda.

AVOKADODA ‘KOZMETİK’ OYUNU

Piyasadaki en büyük sorunun ithalat olduğunu belirten Kooperatif Başkanı Ergun Doğan, yerli üreticinin korunamamasından dert yandı. Avokadonun gümrük vergisinden kaçınmak için ‘kozmetik ürün’ adı altında ülkeye sokulduğunu ifade eden Doğan, şunları anlattı:

“Biz ülkeye ürün girmesin demiyoruz; ancak bizim hasat sezonumuz olan ağustos-mart ayları arasında ithalat durdurulmalı. Biz bir çok üründe iç piyasaya da yetiyoruz, ihracat da yapıyoruz. Tam bizim çileğimiz çıkarken Mısır’dan iki tır ürün sokuyorlar, fiyatı baskılıyorlar. Bu iki tır, çilek üreticisinin anasını ağlatıyor.

“Fiyat yüksek olmasın tamam ama alınterinden de aşağı olmasın istiyoruz. Dışarıdan ürün geldiğini fiyat değişince anlıyoruz. Avokado kozmetik ürün olarak gösterilip gümrük vergisi düşürülüyor. Ürün, kozmetik gösterilince vergi yüzde 16-18’e düşüyor. Halbuki avokadonun vergisi normalde yüzde 68. Zaten onlar da erken hasat yapılan ve ilaçlı ürünler. Tadı tuzu yok. Türkiye bu sene yerli avokadonun tadını tattı.”

‘Katma değerli ürün için tesis gerek’ - Resim : 1

TESİS KURMAYA GÜCÜMÜZ YETMİYOR

İlçenin en büyük ihtiyacının soğuk hava deposu ve katma değerli ürün için işleme tesisi olduğunu belirten Doğan, “Ürünü işleyip mamule dönüştürecek işletmeleri kuracak gücümüz yok. Ürün katma değerli ürün haline gelince ihracat şansı da artıyor. Artmasa bile iç piyasada meyve suyu yapanların tüm tedariki karşılanabiliyor. Meyve suyu tesisi kuralım, dedik olmadı. Meyveyi dondurup kurutan bir teknoloji var, kullanamıyoruz.” diye konuştu.

BÜROKRATİK ENGELLERE KARŞI DEVREYE GİRİYORUZ

Çiftçinin üretim yaparken hem doğayla hem de bürokrasiyle mücadele ettiğini belirten Doğan, kooperatifin koruyucu rolünü de anlattı:

“Kooperatif olarak ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyoruz. Fide seçimi, dikimi ve yetiştirilmesine kadar karşılaşılan tüm sorunlara destek veriyoruz. Bakanlık, üniversite hocaları ve ziraat mühendislerine danışıyoruz. Ürün satışında da üretici tıkandığı zaman tüccarlarla pazarlık yapıyoruz. Kooperatif, farklı zamanlarda farklı yerlerde dert problem çıktığı zaman devreye giriyor.”

Doğan, yaşanan bir sorunla ilgili şu örneği de verdi:

“Muz fiyatı düşünce seracı, ‘Yerine ne ekebilirim?’ diye bize geliyor. Ziraat Bankası’ndan kredi çekip muz ekmiş, arasına da 3 yılda meyve veren avokado dikmiş. İlçe Tarım Müdürlüğü gelip ‘Kanuna aykırı, iki ürünü aynı yere ekemezsin, birini sök.’ diyor. Biz kooperatif olarak hemen devreye giriyoruz; İl Tarım Müdürlüğü ve banka arasında mekik dokuyarak sorunu çözüyoruz. Tarım İl ve İlçe müdürleri ‘ben bunun için izin vermişim bunun dışına çıkamam.’ diyor. Ziraat Bankası diyor ki ‘benim için sorun yok çünkü benim paramı ödüyor.’ diyor. Maalesef maaşlı memurlar kanunu uygularken çiftçinin borcunu ödeyebilmesine bile sevinemiyor.”

DÜNYA ÖRNEKLERİ ORTADA

Kooperatifçiliğin dünyadaki başarı örneklerine de değinen Doğan, şöyle devam etti:

“Dünyanın en büyük avokado üreticilerinden biri Kenya. Sistemlerine bakıyoruz; herkes ürünü topluyor, kooperatife teslim ediyor. Kooperatif ise ayıklıyor, planlı ve programlı şekilde siparişleri dağıtıyor. Hollanda’da avokado yetişmiyor ama dünyada satış politikasında birinci sırada. Neden? Çünkü plan var, program var.”

TÜCCARIN ELİNE DÜŞÜYORUZ

Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK)’nin çiftçiye sahip çıkan bir kurum olması gerektiğini ifade eden Doğan, finansman ve lojistik yetersizlikler nedeniyle üreticinin tüccara mahkûm edildiğini belirtti. Haldeki 45 günlük vadelerin çiftçiyi zorladığını söyleyen Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ziraat Odaları daha fazla söz sahibi olmalı. Bakanlığın ihraç edilebilecek ürünlere biraz daha müdahale etmesi gerek. Tarımın ayaklarının yere basması için STK’lar, Bakanlık, Ziraat Odaları, İlçe Tarım Müdürlükleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin birlikte hareket etmesi şart. Bugün Tarım Kredi, ortağı olduğumuz halde bizden malı alıp satıyor ama bize bir kâr payı vermiyor. Sattığı malın parası için 45 gün vade koyuyor. Çiftçiye ‘45 gün para bekle’ diyemeyiz. Depolama ve finansman gücümüz olmadığı için de mecburen tüccarların eline düşüyoruz. Bu döngüyü kırmanın tek yolu; tam desteklenen, entegre tesislere sahip, güçlü bir kooperatifçilik modelidir.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler