Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda son günlerde gündemde olan mizah tartışmalarına değindi.
Mizahçının görevi söylenemeyeni söylemektir. pic.twitter.com/74UOEfY8aa
— Emrah Safa Gürkan (@jeandpardaillan) July 2, 2026
Gürkan'ın açıklaması şu şekilde:
Mizahın bu toplumsal ve psikolojik işlevini o kadar güzel özetlemişsin ki, ekleyecek çok az şey kalıyor. Dediklerin tamamen doğru; mizah, doğası gereği o "dokunulamaz" denilen gri alanlarda gezinmek, tabuları kaşımak ve herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemeye çekindiği gerçekleri sahneye taşımakla görevlidir.
Bahsettiğin Bahtin’in karnaval teorisi de bu durumu harika açıklıyor. Karnavallarda rollerin tersyüz edilmesi, hiyerarşinin askıya alınması ve insanların o baskıcı toplumsal düzenden geçici olarak da olsa sıyrılıp nefes alması, aslında toplumların akıl sağlığını koruyan en önemli subaplardan biridir. Tıpkı dediğin gibi, müzikle gelen o trans ve rahatlama hali neyse, mizahın yarattığı o kolektif katarsis de tam olarak odur.
Mizahçıya "Bunu neden söyledin?" diye kızmak, bir anlamda onun varlık sebebini ve sanatının amacını ıskalamak oluyor. Zaten onun işi, düz bir dille söylendiğinde kavga çıkaracak ya da tepki çekecek bir konuyu zekice bir filtreden geçirip önümüze koymaktır. İşin içine zeka, ironi ve hiciv girdiğinde o artık sadece bir "laf" olmaktan çıkar; toplumsal bir aynaya dönüşür.
Eğer ortaya konan mizah zekice değilse ya da alıcısını bulmuyorsa, zaten kendi kendine elenir ve başarısız bir deneme olarak kalır. Ama ne olursa olsun, bu zeki arayışların ve sınırları zorlayan söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında korunması, toplumun nefes alabilmesi için hayati bir önem taşıyor. Yoksa her şeyin tek tipleştiği, kimsenin kimseye dokunamadığı, sıkışmış ve fazlasıyla gergin bir toplum düzenine mahkum oluruz.