Ana içeriğe geç

Toprağın hafızası regülasyonu bekliyor

Küresel ısınma ve katı yeşil regülasyonlar kapıdayken, tarım ve sanayi sektörü geleceğini garanti altına almanın yollarını arıyor. Türkiye’de de döngüsel ekonomi, dijital takip ve yenilenebilir enerji yatırımları artık ticari birer tercih değil, hayatta kalma stratejisi oldu. Dönüşümün geleceği ise değişime öncülük eden adımlarla şekillenmeye hazırlanıyor.

Toprağın hafızası regülasyonu bekliyor
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya genelinde petrol bazlı plastiklerin çev­reye verdiği zarar her geçen gün büyürken, küresel ticaret ağları da yeşil dönü­şümün sert kurallarıyla yeni­den modelleniyor.

Sektörler bu değişime ayak uydurma­ya çalışırken, işin temelinde toprağı, çiftçiyi ve ekosistemi bütünsel olarak koruyan bir üretim biçimi yatıyor. Sür­dürülebilirlik, artık şirketler için bir imaj çalışması ya da dönemsel bir moda terim ol­manın ötesinde, varoluşsal bir realite olarak karşımıza çıkıyor.

Temelleri onlarca yıl önce atılan yerli üretim hamlele­rinde, bugünün modern sür­dürülebilirlik terimleri henüz literatürde yokken bile gele­ceği koruma stratejisinin var olduğu ortada. Bu dönüşüm kapsamında sürdürülebilirlik sürecini tedarikçisinden çalı­şanına kadar bir bütün olarak ele aldıklarını belirten Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Baş­kanı Mustafa Nuri Çomu,

“Bizim için sürdürülebilir­lik varoluşun temel yapıtaşı. Bunu bir moda terim olarak değil, bir realite olarak payla­şıyorum. 1974 yılında un fab­rikası alırken rahmetli dede­min prensibi ‘Memlekette bir fabrika kapanmasın ve devam etsin’ şeklindeydi.

O dönemki düşüncesi çalışanlar, tedarik­çiler ve oradaki ekosistemdi. 50 yıl öncesinde sürdürüle­bilirlik terimi yoktu ama hep ‘Ben yarını nasıl kalacağım? Çocuklarıma ne bırakaca­ğım?’ stratejisi vardı. Babam­dan da çok duyduğum ‘Ben kendim için değil, torunlarım için çalışıyorum’ sözü, grubu­muzun desturlarından birisi oldu” dedi.

Giren üründen yüzde 100 fayda sağlanıyor

Tarım ve sanayi entegras­yonunda ham maddenin her zerresinin değerlendirilme­si, döngüsel ekonominin en temel kurallarından biri. Te­sislerde sıfır atık prensibine yaklaşmanın ve katma değe­ri artırmanın önemine deği­nen Çomu, üretim felsefeleri­ne ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Bizim birinci prensibimiz, tesise giren üründen yüz­de 100 oranda faydalanmak­tır. Bu yüzden ana işlerimizin çıktıları bizde yem işinde bir son ürüne tekrar dönüşür ya da nişasta işinin çıktısı mısır yağı ihracatına dönüşür. Geç­mişteki ham maddemizi da­ha katma değerli şekilde ya­rına taşıyoruz. Şu anda biz ni­şastadan onlarca farklı türde ürün üretiyoruz. Bunların ba­şında Poliol grubu, Sodium Glyconate, Dextrin gibi Tür­kiye’de tek olan ürünler var.”

Çiftçinin ve toprağın dijital karnesi

İklim değişikliğinin ge­tirdiği riskleri minimize et­mek, toprağın biyolojik yapı­sını korumaktan ve üreticiyi bilinçlendirmekten geçiyor. Geleneksel yöntemlerin öte­sine geçerek çiftçilerle sürdü­rülebilir tarım faaliyetleri yü­rüttüklerini belirten Çomu, “Toprak aynı bir canlı gibidir.

Bu sene mısır ekerseniz önü­müzdeki yıl toprağın yapı­sı değişir. Herhangi bir gübre veya ilaç kullanırsanız topra­ğın yapısı değişir. Biz çiftçi­nin tarım aşamasında tohum­dan hasata kadar yaptığı süre­ci tamamen kayıt altına alırız. Bu çalışmayı sertifikalandı­rıyoruz.

O aşamada günbe­dün o çiftçinin kullanacağı gübreyi nerede tuttuğundan ne zaman ve ne kadar attığına kadar birçok veri hem dijital olarak hem de kayıt olarak ta­kip ediliyor. Çiftçiye hem eği­timler veriyoruz hem de tü­kettiği her şeyi, su dahil takip ediyoruz” bilgisini verdi.

Uzun vadeli projeksiyon­larda çevresel yatırımların kısa vadeli kâr güdüsünün önüne geçmesi gerektiği, sür­dürülebilir ekonominin en zorlu dönemeçlerinden biri. Bu kapsamda geçmişte Muş Ovası’nda tütün yerine ayçi­çeği üretimini yaygınlaştıra­rak bölgeyi kalkındıran proje­ler geliştirdiklerini ifade eden Mustafa Nuri Çomu, “Bizim projeksiyonlarımız genellik­le daha uzun vadeli projek­siyonlardır.

Muş projesin­de o dönem yurt dışında ay­çiçek fiyatları düştü, biz söz verdiğimiz ayçiçeğini Türki­ye’den temin ettik. Çünkü bi­liyoruz ki çiftçiden aldığını­zı, yaptığınızı çiftçi unutma­yacak. Önümüzdeki sene eşit şartlarda olursanız sizi tercih edecek. Bugün biz orada kat­lanırsınız. Ham maddeyi her zaman daha pahalıya almaya çalıştı ve bunu yaptı. Bu saye­de piyasa şartlarının daha eşit olduğu durumlarda bu sefer tedarikçimiz bizi tercih etme­ye başladı” diye konuştu.

Regülasyonların ötesinde yeşil dönüşüm

Avrupa Birliği standartları­nın ve küresel yeşil direktifle­rin şirketleri zorunlu bir deği­şime sürüklediği bir dönem­de, kurallardan önce harekete geçebilmek ihracatta büyük bir rekabet avantajı yaratıyor.

2016 yılında sürdürülebilir­lik komitesini kurduklarını ve ana çekirdeği 10 kişi olmak üzere proje ekipleriyle birlik­te 40 kişiye yakın bir ekibin bu alanda çalıştığını belirten Sunar Yatırım Yönetim Kuru­lu Başkanı Mustafa Nuri Ço­mu, “Büyük oranda bir şey­ler zorunlu olmadan önce ya­pıyoruz. Sözleşmeli tarımın esamesi okunmazken, 15 yıl önce sürdürülebilir tarım fa­aliyetlerine başladık. Sınırda karbonla alakalı Avrupa’da­ki regülasyonlar yayınlandı­ğı dönemde, Türkiye’ye henüz gelmemişken bunlarla ilgili adımlarımızı attık, yatırımla­rımızı yaptık ve verimli tek­nolojilere geçtik.

Şu anda biz Kapsam 1 ve Kapsam 2 alanın­da hazırız. Sektörümüz henüz Avrupa’da da dahil gıda sektö­rüne dahil değil ama biz şu an­da herhangi bir talep olması halinde hazırız. Romanya’da ham madde alımıyla alaka­lı bir firmamız var. Dünyanın her bir yanından ham madde­mizi sağlayacak ağ kurduk, di­rençli bir yapımız var” dedi.

80 milyon dolarlık güneş enerjisi yatırımı

Sunar bünyesinde son 5 yıldır öz tüketimi karşılamak adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verilmiş durumda. Türkiye’nin ithal enerji bağımlılığını azaltmayı hedefleyen grubun enerji yol haritasına göre son 5 yılda yapılan yatırımlarla 50 MW güce ulaşıldığı belirtildi. Bu kapasite, mevcut üretimin yaklaşık yüzde 50-60’ını karşılıyor. Ayrıca Adana, Adıyaman, Yozgat, Eskişehir, İzmir, Antalya, Ankara ve Çankırı gibi farklı illerde gerçekleşecek yatırımlarla kapasite 100 MW seviyesine çıkarılacak. Toplamda yaklaşık 80 milyon dolarlık bir bütçeyle hayata geçirilecek bu yatırımlar sayesinde 2027 sonunda tesislerin tükettiği enerjinin yüzde 100’ü güneşten üretilecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler