Ana içeriğe geç

Emisyon verilerinde yüzde 70’lik hayalet boşluk

İklim kriziyle mücadelede küresel ekonominin yeni rotasını belirleyen karbon emisyon verileri alarm veriyor. Yapay zekâ destekli dev veri tabanlarının, kentlerdeki araç kaynaklı karbondioksit salımlarını ortalama yüzde 70 oranında eksik hesapladığı ortaya çıktı. Milyarlarca dolarlık yeşil fonların yönünü belirleyen emisyon ölçümlerindeki bu devasa sapma, sürdürülebilir finans dünyasında taşları yerinden oynatacak güçte.

Emisyon verilerinde yüzde 70’lik hayalet boşluk
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Küresel ekonomi, tari­hinin en büyük yapısal dönüşümlerinden biri­ni yaşıyor: Yeşil Dönüşüm. Bu­gün dünya genelinde sürdürüle­bilirlik odaklı yatırımların top­lam hacmi onlarca trilyon doları aşarken, ülkelerin ve çok ulus­lu şirketlerin karbon nötr olma taahhütleri bu dönüşümün en büyük itici gücünü oluşturuyor. Ancak bu devasa ekonomik eko­sistemin üzerinde yükseldiği te­mel bir sütun var. O da şüphe­siz güvenilir, şeffaf ve ölçülebilir veri.

Çünkü doğru veri mimari­si olmadan, ne karbon vergile­rinin adil bir şekilde toplanması ne de Paris İklim Anlaşması he­deflerine ulaşılması mümkün. Karbon piyasalarının küresel büyüklüğünün 800 milyar dola­rı geçtiği günümüzde, emisyon ölçümlerinde yapılacak en ufak bir metodolojik hata dahi sür­dürülebilir kalkınma modelle­rini temelinden sarsma riski ta­şıyor. Tam da bu süreçte, iklim teknolojileri dünyasından gelen son bilimsel bulgular, küresel emisyon takip sistemlerinin gü­venilirliğini derin bir güven tar­tışmasının tam ortasına bıraktı.

Kuzey Arizona Üniversitesi (NAU) tarafından gerçekleşti­rilen ve küresel çevre politikala­rında şok etkisi yaratan yeni bir araştırma, en yaygın kullanılan küresel emisyon veri tabanları­nın kentsel ulaşım salımlarını trajik bir şekilde eksik saydığı­nı gözler önüne serdi. Bilişim, Bilgisayar ve Siber Sistemler Okulu (SICCS) profesörlerin­den Kevin Gurney liderliğinde yürütülen ve prestijli bilimsel dergi Environmental Research Letters’da yayımlanan çalışma, uluslararası düzeyde referans kabul edilen yapay zekâ tabanlı emisyon tahmin modellerinin kör noktalarını açığa çıkardı.

Araştırma sonuçlarına göre, kent içi ulaşımda otomobil ve kamyonlardan kaynaklanan kar­bondioksit emisyonları, mevcut küresel veri tabanlarında ortala­ma yüzde 70 oranında daha dü­şük tahmin ediliyor. Bu durum, küresel iklim politikalarının en kritik ayağı olan ‘şehir içi emis­yon azaltım’ stratejilerinin, as­lında gerçeği yansıtmayan haya­li veriler üzerinden kurgulanmış olabileceğine işaret ediyor.

260 şehir mercek altına alındı

Araştırmanın detayları ince­lendiğinde, verilerdeki bu ek­sik sayım probleminin sadece belirli bölgelerle sınırlı kalma­dığı, sistematik bir hata zin­cirine dönüştüğü anlaşılıyor. Amerika Birleşik Devletleri ge­nelindeki 260 şehir mercek al­tına alan bilim insanları, kent­sel araç kaynaklı karbondiok­sit emisyonlarının neredeyse tüm şehirlerde yapısal olarak eksik raporlandığını tespit etti. Bazı metropollerde ise bu eksik sayım oranı yüzde 90 gibi ina­nılmaz seviyelere ulaşıyor. Bu bulgu, yerel yönetimlerin ve uluslararası organizasyonla­rın net-sıfır karbon hedefleri­ne ulaşmak için attıkları adım­ların, aslında çok daha büyük bir emisyon yüküyle karşı kar­şıya olduğunu gösteriyor. Uz­manlar, küresel ölçekte kabul gören veri modellerinin fosil yakıt kaynaklı emisyonların yarıdan fazlasını hafiflettiğini ve bu durumun iklim krizine karşı küresel çapta yürütülen topyekûn mücadeleyi zayıfla­tabileceğini vurguluyor.

Yapay zekâ sahaya karşı

Peki, milyarlarca dolarlık yatırımlara yön veren küresel tahmin sistemleri neden bu denli büyük bir yanılgıya düşü­yor? Araştırma ekibi, bu soru­nun yanıtını bulmak için küre­sel yapay zekâ tabanlı tahmin modelleri ile daha yerel ve ka­libre edilmiş ölçüm sistemle­rini karşı karşıya getirdi. Bu noktada, resmi trafik kayıtları, yerel yakıt tüketim verileri ve doğrudan ölçüm mekanizma­ları kullanılarak titizlikle kalib­re edilen ‘Vulcan Emisyon Ve­ritabanı’ bağımsız bir referans noktası olarak seçildi. Vulcan sisteminin sadece yüzde 14’lük bir belirsizlik payı ile son dere­ce yüksek hassasiyete sahip ol­duğu bilinirken, küresel ölçek­teki yapay zekâ tabanlı uzaktan algılama ve makine öğrenimi modellerinin resmi verilerle desteklenen bu sistemin çok gerisinde kaldığı görüldü.

SICCS bünyesinde doktora sonrası araştırmacı olarak gö­rev yapan ve çalışmanın ortak yazarlarından olan Bilal As­lam, çalışmayla ilgili değerlen­dirmesinde “Vulcan’ın karayo­lu verileri kusursuz olmasa da, ülke genelindeki 260 şehir için araç karbon emisyonunu küre­sel veri tabanlarıyla karşılaş­tırdığımızda bulduğumuz fark­lar muazzam. Küresel tahmin modellerindeki emisyon veri­leri, Vulcan karayolu emisyon veri tabanındaki aynı noktala­ra göre ortalama yüzde 70 daha düşüktü” dedi. Bu durum, ya­pay zekânın tek başına, sahada doğrulanmış yerel veri setleri olmadan küresel iklim sorun­larına kesin çözümler ürete­meyeceğinin en net kanıtı ola­rak kabul ediliyor.

Yeşil finansmanda güven krizi kapıda mı?

Karbon emisyon verilerindeki sapmalar sadece bilimsel bir tartışma konusu değil, aynı zamanda küresel finans piyasalarını doğrudan ilgilendiren ekonomik bir risk unsurudur. Bugün dünyada ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerine göre yönetilen fonların büyüklüğü 40 trilyon doları aşmış durumda. Yatırımcılar, fon akışlarını yönlendirirken şirketlerin ve şehirlerin emisyon raporlarını temel alıyor. Küresel emisyon veri tabanlarında ortaya çıkan yüzde 70’lik bu hayalet boşluk, yeşil tahvil piyasalarında ve karbon kredisi ticaretinde bir güven krizini tetikleme potansiyeline sahip. Yanlış veriler üzerine inşa edilen sürdürülebilirlik yatırımları, fonların yanlış projelere aktarılmasına ve ‘yeşil aklama’ (greenwashing) iddialarının artmasına neden olabilir.

Yapay zekânın iklim teknolojilerindeki sınavı

Yapay zekâ, iklim kriziyle mücadelede karbon emisyonlarının takibinden enerji şebekelerinin optimizasyonuna kadar pek çok alanda ‘kurtarıcı’ olarak pazarlanıyor. Ancak son bulgular, makine öğrenimi modellerinin sahadan gelen ham ve gerçek zamanlı verilerle beslenmediği sürece büyük yanılgılara düşebileceğini gösteriyor. Küresel modeller, uydulardan veya genel ekonomik göstergelerden aldıkları verileri işlerken, şehirlerin kendine has yerel trafik yoğunluklarını, dur-kalk oranlarını ve araç filosu yaşını ıskalayabiliyor. Uzmanlar, iklim teknolojilerinde tam başarı için yapay zekanın mutlaka yerel yönetimlerin resmi kayıtları ve yerel fiziksel kalibrasyon sistemleriyle entegre çalışması gerektiğinin altını çiziyor.

Coğrafi farklar ve küresel endişeler

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici boyutu ise eksik sayım oranının coğrafi bölgelere ve kentlerin yapısal özelliklerine göre değişiklik göstermesi. Çalışmaya katkıda bulunan araştırma görevlisi Pawlok Dass, bazı spesifik kentlerdeki durumun ciddiyetine dikkat çekti. Dass’ın aktardığı verilere göre, Indianapolis ve Nashville gibi sanayi ve lojistik ağlarının merkezinde yer alan bazı stratejik şehirlerde, küresel emisyon takip sistemlerinin eksik hesaplama oranı yüzde 90 barajını da aşmış durumda. Bu veri, lojistik ve ağır taşımacılığın yoğun olduğu kentsel koridorlarda yapay zekâ algoritmalarının araç tiplerini ve emisyon yoğunluklarını anlamlandırmada yetersiz kaldığını gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler