Başak Nur GÖKÇAM/BARSELONA
[email protected]
Kültürel varlıkların korunması, küresel ekonomide sürdürülebilir kalkınmanın en stratejik ayaklarından birini oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl milyarlarca euroluk fon, tarihi mirasın aslına uygun olarak yaşatılması ve yapısal ömürlerinin uzatılması için harcanıyor. Yapılan araştırmalara göre, mimari mirasın korunmasında geleneksel yöntemlerin ötesine geçilerek yenilikçi malzeme teknolojilerinin entegre edilmesi, restorasyon ve inşaat sürelerini yüzde 90 oranında kısaltırken, karbon emisyonlarını ve iş gücü maliyetlerini de önemli ölçüde düşürüyor. Bu küresel dönüşümün en somut örneği de, İspanya'nın Barselona kentinde 1882 yılından bu yana yapımı süren Sagrada Familia Bazilikası’nda yaşandı. Yapının merkezi kulelerinin inşası, dijital tasarım, yapay zekâ ve yüksek performanslı kimyasal bileşenlerin bir araya getirilmesiyle tamamlanarak modern mimarlık tarihinin en büyük yapısal dönüşümlerinden birine imza attı.
Modüler üretim ve dijital çözümlerin hızı
Kültürel miras kategorisindeki anıtsal yapıların inşasında karşılaşılan en büyük zorluk, yapısal bütünlüğün asırlar boyu bozulmadan korunabilmesi oldu. Sagrada Familia’nın altı merkezi kulesinin tamamlanma aşaması, toplamda 826 adet yapısal panel ve 2 bin 100’den fazla taş unsurun milimetrik bir hassasiyetle birleştirilmesini gerektirdi. Bu karmaşık aşamada benimsenen modüler inşaat sistemi, şantiye alanındaki karbon ayak izini ve lojistik yükü minimize etti. Ayrıca fabrika ortamında birleştirilen paneller, doğrudan şantiyeye getirilerek büyük mimari bloklar halinde üst üste konumlandırıldı.
Bu teknolojik yaklaşım sayesinde, sıvı formda uygulanan ve yüzey boşluklarını dolduran Henkel’in Loctite serisindeki özel yapısal yapıştırıcıları, geleneksel harç ve sabitleme yöntemlerine kıyasla süreci 10 kat daha hızlı hale getirdi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sagrada Familia Baş Mimarı Jordi Faulí, “Nesilden nesile aktarılan bu uzun soluklu projede, geçmişin mirası ile geleceğin ileri dijital araçları ve malzeme teknolojilerinin süreklilik içinde bir araya getirilmiş olduğunu vurgulamak gerekir. Gaudí, Sagrada Familia’yı yalnızca kendi döneminin teknik imkanlarıyla sınırlı düşünmedi. Aksine gelecek kuşakların yeni teknolojilerle katkı sunabileceği bir proje olarak tasarladı ve geleceğe dönük bir proje ortaya koydu” dedi.
Epoksi yapıştırıcının seçimi sayesinde taş ile metal yapı arasında güvenilir bir birleşim sağlandığını belirten Faulí, bunun Gaudí’nin özgün vizyonuyla uyumlu yenilikçi bir inşaat çözümünü mümkün kıldığını söyledi. Projeyle ilgili konuşan Henkel Ibérica Başkanı Adrián Orbea ise “Bu proje, inovasyona nasıl baktığımızın bir örneği. Sagrada Familia gibi olağanüstü bir şeyi mümkün kılmaya yardım etmek büyük bir sorumluluktu ve bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek gerekiyordu” diye konuştu.
Merkezi kulelerin tamamlanmasıyla birlikte Sagrada Familia, 172,5 metre toplam yüksekliğe ulaşarak Almanya'daki Ulm Minster’ı (162 metre) geride bıraktı ve dünyanın en yüksek dini yapısı unvanını elde etti. Bu projenin teknik ortaklığını yürüten kurumların, Ar-Ge, özel test süreçleri ve teknik doğrulama çalışmaları projeye entegre ettikleri belirtildi.
24 ton yapıştırıcı kullanıldı
Tarihi yapının merkezi kulelerinde uygulanan mühendislik çözümleri ve fiziki parametreler incelendiğinde, taş ve çeliği monolitik olarak birleştirmek amacıyla toplam 24 ton yüksek performanslı yapısal kimyasal kullanıldı. Kulelerin yükselmesini sağlayan ve fabrikada birleştirilen modüler eleman sayısı 826 yapısal panel olarak açıklanırken, yapının dış cephesini oluşturan ve özel birleşim tekniğiyle monte edilen parça sayısı ise 2 bin 100 taş unsurdan oluştu. Teknik detaylara göre, her bir modüler panelin montajında kullanılan ortalama malzeme ağırlığı 30 kilogramı buluyor. Sıvı formdaki malzemenin tam mukavemete ulaşması için geçen kimyasal donma (kürlenme) süresi 24 saat olarak belirtilirken, yapının karşı karşıya kaldığı en önemli fiziki parametrelerden biri olarak ise şehir içi yer altı ulaşım hatlarının bazilika zemininde yarattığı mekanik dalgalanmalar, yani sürekli metro titreşimleri öne çıkıyor.
Karbon nötr çalışma modeline geçildi
Son 3 yılda uygulanan operasyonel verimlilik çalışmalarıyla yüzde 30 oranında enerji azaltımı sağlayan şirketin, mali tabloları hakkında bilgi veren Henkel Ibérica Başkanı Adrián Orbea 2025 mali yılı genelindeki toplam satış gelirini 20,5 milyar euro olarak açıkladı. Buna göre aynı dönemde elde edilen düzeltilmiş faaliyet kârı 3,0 milyar euro oldu. Küresel ölçekte 125 farklı ulustan 47 bin 200 kişiyi istihdam eden şirketin, dünya genelinde 53 farklı ülkede toplam 165 endüstriyel merkezi bulunuyor. Şirketin operasyonel faaliyetlerindeki çevresel verilere bakıldığında, İspanya'daki tesisin yüzde 100 yenilenebilir enerji ile karbon nötr çalışma modeline geçtiği belirtiliyor. Tesis bünyesinde kurulan 18 bin metrekarelik güneş paneli altyapısı, merkezin toplam enerji ihtiyacının yüzde 25'ini karşılıyor.