Ana içeriğe geç

İklim dengesi yeraltının ‘mantar otoyolları’na emanet

Gezegenin geleceği ayaklarımızın altındaki devasa gizli altyapıya bağlı. Haritalanan 110 katrilyon kilometrelik mikorizal mantar ağları, her sene 4 milyar ton emisyonu hapsederek emisyonların yüzde 11’ini dengeliyor. Bu kritik yeraltı zenginliği, tarımsal faaliyetler nedeniyle tehdit altında.

İklim dengesi yeraltının ‘mantar otoyolları’na emanet
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya ekonomisi ve sür­dürülebilirlik politikala­rı karbon emisyonlarını azaltmak için milyarlarca dolarlık yapay teknolojilere odaklanırken, doğanın kendi elleriyle inşa etti­ği devasa bir yeraltı otoyolu küre­sel iklimi sessizce ayakta tutuyor. Ayaklarımızın tam altında, geze­gendeki yaşamın büyük bir bölü­münü sürdürmeye yardımcı olan devasa, gizli bir altyapı yatıyor.

Bilim insanları, bitkilerle ortak­lık kuran ve ‘arbusküler mikori­zal mantar’ olarak adlandırılan bu yeraltı ağlarının ilk küresel hari­tasını çıkardı. Ortaya çıkan sayı­sal veriler, sürdürülebilir bir dün­ya ekonomisi için makroekonomik reformlardan çok daha büyük bir gücün toprağın altında saklandığı­nı kanıtladı. Küresel emisyon tica­retinden tarımsal verimliliğe ka­dar yeşil ekonominin tüm taşlarını yerinden oynatacak bu keşif, iklim krizine karşı en büyük kozumu­zun yine doğanın kendisi olduğu­nu gösterdi.

Güneş ile Dünya arasındaki mesafenin bir milyar katı

Science dergisinde yayınlanan çığır açıcı çalışmanın sonuçları, yeraltındaki biyolojik otomasyo­nun akılalmaz ölçeğini gözler önü­ne seriyor. Dünya genelindeki üst toprak katmanlarında, hif adı veri­len iplik benzeri yapılardan oluşan yaklaşık 110 katrilyon kilometre uzunluğunda arbusküler mikori­zal mantar ağı bulunuyor. Bu akı­lalmaz uzunluk, Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin neredeyse bir milyar katına eşdeğer.

Bu deva­sa şebeke, sadece biyolojik bir çe­şitlilik unsuru değil, aynı zamanda küresel karbon piyasalarının sey­rini değiştirebilecek dev bir karbon bankası niteliği taşıyor. Yapılan öl­çümlere göre arbusküler mikori­zal mantar ağları, her yıl tahmini olarak 4 milyar ton karbondioksit eşdeğerini atmosferden çekerek toprağa taşıyor. Bu miktar, dünya genelinde insan kaynaklı tüm kar­bondioksit emisyonlarının tam yüzde 11’ine denk geliyor. Başka bir deyişle, endüstrinin atmosfere sal­dığı her 10 birim karbondan birin­den fazlası, ayaklarımızın altında­ki bu görünmez kahramanlar tara­fından absorbe ediliyor.

"Bu altyapıyı kaybetmek küresel felaket demektir"

Araştırmacılar, bu gizli yeral­tı altyapısının olağanüstü ölçeğini keşfetmelerini sağlayan etkileşim­li bir görselleştirme aracı da yayın­ladı. Haritaların, politika yapıcıla­rın bu mantar ağlarının geliştiği ve tehdit altında olabileceği alanla­rı belirlemelerine yardımcı olma­sı bekleniyor.

Çalışma ortakların­dan iklim bilimciler, modern tarım yöntemlerinin bu sisteme verdiği zarara dikkat çekerek, “Geniş ta­rım arazilerinde mantar ağı yoğun­luğunun, endüstriyel müdahaleler nedeniyle ortalama olarak yakla­şık yüzde 50 daha düşük olacağını tahmin ediyoruz. Daha az yoğun mantar ağları; toprağın karbon de­polama, besin döngüsü ve çevresel strese dayanma yeteneğini ciddi ölçüde azaltabilir. Bu altyapıyı kay­betmek, iklim mücadelesinde hav­lu atmak demektir” dedi.

Bitki krallığı ile kurulan ticari ortaklık

Bu sistem, doğanın kendi içinde kurduğu en kusursuz ve en büyük ‘kazan-kazan’ ekonomik modeline dayanıyor. Bu mantarlar, dünya ge­nelindeki bitki türlerinin yaklaşık yüzde 70’iyle karşılıklı yarar sağ­layan ortaklıklar kuruyor. Küresel ısınmanın yarattığı kuraklık riski­ne karşı bitkileri dirençli kılan bu görünmez ortaklık, tarımsal üre­tim maliyetlerini düşürmek ve gıda güvenliğini sağlamak için elimiz­deki en ucuz ve en etkili mekaniz­ma olarak öne çıkıyor.

Ekolojik coğrafyanın kritik stratejik bölgeleri neler?

Küresel mantar ağları haritasından elde ediler veriler, yeraltı mikorizal altyapısının stratejik dağılımını çarpıcı şekilde ortaya koydu. Çayırların gücü büyük; arbusküler mikorizal mantar ağlarının yaklaşık yüzde 40’ı çayırlık alanların altında bulunuyor. Özellikle de Güney Sudan’ın su altındaki çayırları, Florida’daki Everglades sulak alanları ve Tibet platosu dünyanın en yoğun mantar merkezleri olarak öne çıkıyor. Buna karşın, endüstriyel tarım ve yoğun kimyasal gübre kullanımı bu hassas yapıları bozarak toprağı çoraklaştırıyor.

Araştırmacılar, yeraltı biyoçeşitlilik sıcak noktalarını belirlemek için Nature dergisinde küresel bir analiz yayınlayıp ‘Yeraltı Atlası’ adlı dijital platformu hayata geçirmişlerdi. Günümüzde bu haritalama çalışmaları, yeşil ekonomi yatırımlarının sadece yer üstündeki ormanlara değil, yer altındaki bu muazzam otoyollara da yönlendirilmesi gerektiğini netçe kanıtlıyor. Toprak altındaki devasa karbon bankasını korumayan hiçbir sürdürülebilirlik politikasının başarı şansı bulunmuyor. Yatırımların geleceği yeraltını anlamaktan geçiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler