Ana içeriğe geç

Yeşil dönüşümün şifresi: Net sıfır teknolojileri

Küresel ekonomilerin yüzde 77’si net sıfır hedefleriyle hareket ederken, sanayide karbonsuzlaşmanın anahtarı yenilikçi teknolojilerde yatıyor. TÜSİAD’ın Dünya Çevre Günü’nde düzenlediği etkinlik, emisyonların yüzde 14’ünden sorumlu demir, çelik ve çimento gibi sektörlerde dijitalleşme ve hidrojen hamlesinin küresel rekabetteki rolünü ortaya koydu.

Yeşil dönüşümün şifresi: Net sıfır teknolojileri
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM
[email protected]

Bugün dünya ekono­mileri, iklim krizinin yıkıcı etkilerini sınır­landırmak adına tarihi bir dö­nüşümün eşiğinde duruyor. Küresel ekonomilerin yüzde 77’si önerilen veya yasalaş­tırılmış net sıfır hedefleriyle rota belirlemiş durumda. An­cak mevcut çabalar, küresel sıcaklık artışını 1,5 derece sı­nırında tutmaya yetmiyor. Bu kritik patikaya uyum sağla­nabilmesi için 2035 yılına ka­dar yıllık emisyonların 2019 seviyelerine kıyasla yüzde 55 azaltılması gerekiyor. Küre­sel emisyonların tek başına yaklaşık yüzde 14’ünden so­rumlu olan demir-çelik ve çi­mento gibi karbonsuzlaşması zor sektörler ise bu yeşil dö­nüşümün tam merkezinde yer alıyor.

TÜSİAD, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında dü­zenlediği ‘Sanayinin Net Sıfır Dönüşümünde Teknoloji’ et­kinliğiyle bu devasa dönüşü­mün yol haritasını masaya ya­tırdı. Etkinliğin açılışında ko­nuşan TÜSİAD Çevre ve Net Sıfır Politikaları Çalışma Gru­bu Başkanı Fatih Özkadı, dö­nüşümün maliyet yükü ve uyum ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, “Önümüzdeki en önemli sı­navlardan biri, net sıfır hedef­lerine yönelik adımların iv­melendirilmesi ve bu hedef­lerin sahada karşılığı olan yatırımlara, teknolojilere ve değer zinciri uygulamalarına dönüştürülmesi olacak. Net sıfır hedefinin sahada karşı­lık bulması, büyük ölçüde sa­nayinin karbonsuzlaşma ka­pasitesinin güçlendirilmesi­ne bağlı. 1 Ocak itibarıyla tam uygulamaya giren AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekaniz­ması (SKDM), karbon yoğun üretimin rekabetçilik ve ma­liyet üzerindeki etkisini görü­nür kılıyor. 1 Ocak 2028'den itibaren downstream (türev) ürünler de bu kapsama yan­sıyacak. Net sıfır teknolojile­ri, sanayimizin dönüşüm hızı­nı ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen en stratejik unsur­dur; aksi takdirde rekabetçili­ğimizi kaybedeceğiz” uyarısın­da bulundu.

COP31: Türkiye için uygulama köprüsü

Türkiye, bu yıl dünya iklim diplomasisinin kalbi olmaya hazırlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yar­dımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş, et­kinlikte yaptığı ana tema ko­nuşmasında Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İk­lim Zirvesi’nen eylem ajan­dasını paylaştı. COP31’i ‘Di­yalog, Uzlaşı, Aksiyon’ vizyo­nuyla gerçekleştireceklerini belirten Dinçbaş, bu sürecin bir ‘uygulama COP’u olacağı­nı vurguladı ve şöyle devam et­ti: “Müzakere süreçlerinde or­taya çıkan kararların ve taah­hütlerin sahada uygulanması noktasında çok ciddi bir açık olduğunun farkındayız. Bu açığı kapatmak amacıyla, özel sektör finansmanını ülkelerin iklim katkı beyanlarına dahil edecek ‘İklim Uygulama Köp­rüsü’ (Bridge) adında son de­rece yenilikçi bir mekanizma üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca sıfır atık, temiz enerji ve gıda güvenliği gibi odak alanları­mızın yanı sıra sanayide elekt­rifikasyon ve şebeke altyapıla­rının desteklenmesini içeren küresel elektrifikasyon taah­hüdünü de hayata geçireceğiz. Sanayide teknoloji ve finans kadar yönetişim de kritik; dev­let olarak gerekli politika sin­yallerini verip yatırım ortamı­nı sağlayarak bu süreci pozitif çıktılara dönüştüreceğiz.”

Elektrifikasyonun bittiği yerde hidrojen başlıyor

Sanayide net sıfır hedefine ulaşmada doğrudan elektri­fikasyonun teknik veya eko­nomik olarak yetersiz kaldı­ğı yüksek enerji yoğunluklu sektörlerde ise sahneye ‘hid­rojen’ çıkıyor. Konuyla ilgili etkinlikte konuşan Koç Üni­versitesi Hidrojen Teknolo­jileri Merkezi (KUHyTech) Direktörü Prof. Dr. Can Er­key, dünya genelinde yeni­lenebilir kaynaklardan üre­tilen elektrik ile kömürden elde edilen elektriğin nere­deyse aynı düzeye geldiği­ni belirterek karbonsuzlaş­manın hızlandığını ifade et­ti. Erkey, çelik, çimento ve alüminyum gibi sektörlerde hidrojen ve düşük karbonlu e-yakıtların tek çare olduğu­nu belirterek küresel yarışı şöyle özetledi: “Dünyada hid­rojen teknolojileri alanında yüz milyarlarca dolarlık ka­mu destekleriyle devasa bir yarış var. Bu yarış sayesinde hidrojen üreten elektrolizör fiyatları inanılmaz derecede düştü ve üretim maliyetle­ri makul seviyelere gelmeye başladı. Türkiye güçlü yeni­lenebilir enerji potansiyeli, gelişmiş sanayi altyapısı ve Avrupa pazarına yakınlığıy­la bu alanda sadece kullanıcı değil, teknoloji geliştirici bir ülke olabilir. Ancak bu alan­larda bilgi birikimine sahip insan sayımız az. Kısa vadede pilot demonstrasyon projele­rini ve sanayi entegrasyonu­nu artırmalı, orta vadede yer­li ekipman geliştirerek uzun vadede teknoloji ihraç eden bir bölgesel hidrojen merkezi konumuna gelmeliyiz.”

Sanayide dönüşümün stratejik yol haritası

Yeşil dönüşüm, sanayi sektörü için yalnızca bir emisyon azaltım yükümlülüğü değil, aksine üretim, ihracat, istihdam ve teknolojik gelişme kapasitesini yeniden şekillendiren yapısal bir kaldıraç işlevi görüyor. Karbonsuzlaşma sürecinde uzun vadeli yatırım ve altyapı kararları, üretim süreçlerinin gelecekteki karbon yoğunluğunu doğrudan belirleme potansiyeli taşıyor. Bu dönüşümü başarıyla yönetebilmek için net sıfır teknolojilerini ölçeklendirecek sistemlerin kurulması, şeffaf bir yatırım ortamının inşa edilmesi ve AR-GE ile inovasyonu destekleyen öngörülebilir politikaların hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor.

Teknolojik dönüşümün sektörel sınırları

Net sıfır dönüşümünde tek bir teknolojik çözüm tüm sektörlere aynı şekilde uygulanamıyor. Dağıtık uygulamalar, konut ısıtması, kısa süreli enerji depolama ve hafif taşımacılık gibi alanlar yüksek verimlilikleri nedeniyle doğrudan elektrifikasyona son derece uygun özellikler barındırıyor. Buna karşın çok yüksek enerji yoğunluğuna sahip olan çelik, çimento ve alüminyum gibi ağır sanayi kollarında doğrudan elektrifikasyon teknik ve ekonomik açıdan yetersiz kalıyor. Bu merkezi ve karbonsuzlaşması zor alanlarda, elektrifikasyonun bittiği boşluğu hidrojen, yeşil amonyak ve e-metanol gibi düşük karbonlu e-yakıt teknolojileri dolduruyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler