Ana içeriğe geç

Göllerin rengi, balıkların kaderi değişiyor

Küresel ısınma ve endüstriyel emisyonların toprak kimya-sında yarattığı değişim, Kuzey Amerika ve Avrupa'daki tatlı su kaynaklarında 'kahverengileşme' dalgası başlattı. 871 gölü kapsayan araştırma, alabalık ve levrek gibi türlerin etkilendiğini, avcılık ekonomisinin değiştiğini kanıtladı.

Göllerin rengi, balıkların kaderi değişiyor
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM
[email protected]

Dünya genelinde tat­lı su ekosistemleri, iklim krizinin ve en­düstriyel dönüşümün küresel tedarik zinciri ile biyoçeşit­lilik üzerindeki en net erken uyarı sistemi konumunda yer alıyor. Küresel tatlı su balık­çılığı pazarı yıllık yaklaşık 30 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe hükmederken, bu ekosistemlerde yaşanan yapı­sal değişimler doğrudan sür­dürülebilir kalkınma hedefle­rini ve yerel ekonomileri teh­dit ediyor. Son birkaç on yıl içinde özellikle Kuzey Ame­rika’nın kuzeydoğusu ile Ku­zey Avrupa’nın büyük bir bö­lümünde milyarlarca dolarlık rekreasyonel ve ticari balık­çılık sektörünün merkezinde yer alan göller gözle görülür şekilde daha kahverengi bir hal alıyor. Suyun bu optik de­ğişimi, sadece estetik bir so­run değil, su altı dünyasını, balık popülasyonlarını ve mil­yarlarca dolarlık sektörel har­camaları kökten sarsan eko­nomik bir dönüşüm olmaya hazırlanıyor.

Toprak kimyası çay gibi demleniyor

Peki, bilim dünyasının son dönemde üzerinde sıklıkla durduğu ‘tatlı su kahverengi­leşmesi’ tam olarak nedir? Bu olgu, suyun berraklığını kay­betmesi ve koyulaşması an­lamına geliyor. Temel neden­lerin başında ise küresel sı­caklık artışları ve hidrolojik döngünün değişmesi yer alı­yor. Artan yüzey akışları, top­raktan ve karadan su kütlele­rine geçen çözünmüş organik karbon bileşiklerinin mikta­rını katlıyor. Yüksek karbon seviyeleri, suyun kahverengi görünmesine yol açıyor. Çün­kü bu maddeler temelde çö­zünmüş bitki parçacıkların­dan oluşuyor ve tıpkı çay yap­raklarının demlikte yaptığı gibi suyu renklendiriyor.

İşin ilginç ve ironik bir diğer boyutu ise insanlığın çevre adı­na attığı olumlu adımların yan etkisi. Fabrika bacalarından çıkan asidik emisyonları azalt­mak için küresel ölçekte uygu­lanan politikalar sayesinde ya­ğışların asitlik oranı düştü. An­cak bu durum toprak kimyasını değiştirerek, toprakta tutulan karbonun su kaynaklarına akış hızını artırdı.

Büyüme yavaşlıyor

Science Dailiy dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, su kütlelerindeki bu kararma ile balıkların büyüme oran­ları arasındaki doğrusal iliş­kiyi ortaya koydu. Araştırma ekibi, daha koyu renkli sular­da balıkların genellikle daha yavaş büyüdüğünü tespit etti. Konuya ilişkin değerlendir­mede bulunan uzmanlar or­tak olarak yaptıkları açıkla­mada, “Bireysel balıklardaki azalan büyüme hızı, bu balık­ların popülasyon büyüklük­lerini ciddi oranda azaltıyor gibi görünüyor. Bu da gölde­ki farklı balık türlerinin mik­tarlarını ve oranlarını tama­men değiştiriyor" uyarısında bulundu.

Daha karanlık sularda gö­rüş mesafesinin düşmesi, ba­lıkların av bulmasını, yırtıcı­lardan kaçmasını ve üremek için uygun yaşam alanı seç­mesini zorlaştırıyor. Ancak bu ekolojik şok, tüm türleri aynı şekilde etkilemiyor. Ka­nada’daki 303 gölde balık top­luluklarını inceleyen araştır­macılar, daha koyu suya sahip göllerde biyolojik olarak daha büyük gözlü balık türlerinin hayatta kalma şansının daha yüksek olduğunu buldu.

Kuzey Amerika ve Avru­pa’da ekonomik açıdan kritik öneme sahip 871 gölden alı­nan veriler, kahverengileşme­nin göl alabalığı, göl beyaz ba­lığı, sarı levrek, büyük ağızlı levrek ve küçük ağızlı levrek popülasyonlarında ciddi aza­lışlara neden olduğu, dere ala­balığı popülasyonunun etki­lenmediği görüldü.

Adaptasyonun kazananları: Turnalar ve sudaklar

Tatlı sulardaki kararma her tür için yıkım anlamına gelmiyor. Araştırma verilerine göre, kuzey turnası ve levrek popülasyonlarında kahverengileşmeye bağlı olarak artış gözlendi. Bilim insanları bu durumu şöyle açıklıyor: “Turna balıklarının bulanık ve düşük görüş mesafesine sahip sularda avlanmalarına yardımcı olan özel bir retinal yapıları var. Sudak (pike) balıkları ise sudaki en ufak titreşimleri, hareketleri ve basınç değişikliklerini milimetrik olarak algılayabilen, çok iyi gelişmiş bir 'yanal çizgi' duyu sistemine sahip. Bu sayede zifiri karanlıkta bile avlanabiliyorlar.”

Ekosistem kayması gelir kaybı riski yaratıyor

Suyun kahverengileşmesi güneş ışığını engelleyerek fotosentezi ve besin zincirini zayıflatıyor. Bu ekosistem kayması, rekreasyonel balıkçılığın yanı sıra doğa turizmi ve yerel otelciliği de vurarak gelir kaybı riski yaratıyor. Bilim insanları, artık su yönetiminde organik karbon kaynaklı renk değişimi de birincil risk sayılması gerektiği, suyun rengini ve içeriğinin mikro düzeyde incelenerek, iklim senaryolarına karşı doğru stratejiler sunacağına dikkat çektiler.

Kaynağa Git

İlgili Haberler