Ana içeriğe geç

Mavi ekonomide ‘derin dönüşüm’

İklim krizi kaynaklı deniz suyu ısınması ve asitlenmenin sualtı kültürel mirasındaki fiziksel aşınmayı hızlandırdığı küresel ekosistemde, Çanakkale Boğazı devrim niteliğinde bir yeşil dönüşüm modeline ev sahipliği yapıyor. Katodik koruma teknolojisiyle 111 yıldır derinliklerde sessiz kalan tarih ayağa kalkarken, ekolojik biyoçeşitlilik ile sürdürülebilir dalış turizmi Derin Miras projesi ile tek potada birleşiyor.

Mavi ekonomide ‘derin dönüşüm’
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya ekonomisinin yüzde 70’inden fazlasını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen iklim krizi, yalnızca karasal ekosistemleri ve tarımsal tedarik zincirlerini değil, denizlerin derinliklerinde saklı kalmış küresel kültürel mirası da tehdit ediyor. Yapılan son okyanus bilimsel araştırmalar, küresel deniz suyu sıcaklıklarının her on yılda ortalama 0,14°F artmasıyla birlikte sualtındaki metal ve ahşap yapıların korozyon hızının geometrik olarak katlandığını gösteriyor.

Küresel sürdürülebilir dalış turizmi pazarının 2026 yılı itibarıyla 6,25 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı ve katılımcıların yüzde 45’inden fazlasının aktif olarak ‘çevre dostu ve sürdürülebilir’ destinasyonları tercih ettiği bir finansal konjonktürde, kültürel varlıkların korunması artık yalnızca bir hafıza meselesi değil, aynı zamanda makroekonomik bir sürdürülebilirlik kaldıracı olarak önem taşıyor.

Derinliklerdeki korozyon hızlanıyor

Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Deniz Savaşları’ndan bu yana tam 111 yıldır Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde sessizce varlıklarını sürdüren batıklar, günümüzde yalnızca dünya kültürel mirasının değil, aynı zamanda hassas deniz ekosisteminin de en kritik yapı taşları arasında yer alıyor. Ancak küresel ısınmaya bağlı olarak artan deniz sıcaklıkları ve sualtı ekosistemlerinde meydana gelen kimyasal değişimler, bu tarihi yapıların fiziksel ve biyolojik olarak çok daha hızlı aşınmasına yol açıyor.

Çevreye hiçbir fiziksel müdahalede bulunmadan korozyonu durduran yenilikçi teknolojiler, tam da bu noktada hem yeşil ekonominin hem de sürdürülebilir turizmin imdadına yetişiyor. Bu eşsiz mirası zamana ve ekolojik tahribata karşı korumak, aynı zamanda bölgeyi küresel sürdürülebilir dalış turizmine kazandırmak amacıyla vizyoner bir adım atıldı. Sektörler arası dev ortaklığın temelleri, ocak ayında dünyanın en büyük yat ve su sporları fuarı olan Boot Düsseldorf’ta atılmıştı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile Türkiye’den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore’den ise DL E&C ve SK ecoplant şirketlerinin kurduğu ortak girişim tarafından inşaatı tamamlanan ve işletmesi yürütülen 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu arasında imzalanan stratejik ortaklık protokolü, meyvelerini ‘Derin Miras’ projesiyle verdi.

Gelecek nesillere sayısal ve ekolojik aktarım

Protokol kapsamında yürütülen bu iş birliği ile Çanakkale batıklarının belgelenmesi ve dijital olarak kayıt altına alınması, katodik koruma ile kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Bu çok boyutlu ortaklık, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu gibi bölgesel kalkınmayı hedefleyen dönüştürücü altyapı yatırımları ile kültürel ve ekolojik mirasın korunmasının nasıl bir arada yürütülebileceğini gösteren küresel ölçekte bir ‘en iyi uygulama’ örneği teşkil ediyor.

Sualtındaki operasyonların başarıyla tamamlanmasının ardından, katodik koruma altına alınan tarihi HMS Louise batığına ilk resmi dalış gerçekleştirildi. Bu tarihi dalış deneyimi, projenin en önemli kilometre taşlarından biri oldu. Etkinlikte konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Derin Miras projesi, dünya kültürel mirasını titizlikle korurken yerel ekonomiye, bölge esnafına ve su altı biyolojik çeşitliliğine çok yönlü katkı sağlayacak bir vizyona sahiptir. Çanakkale’yi dünyanın en önemli sürdürülebilir dalış merkezlerinden biri haline getirirken, tarihin izlerini ekosisteme zarar vermeden korumanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

Yeşil finansman ve altyapı yatırımlarının sürdürülebilirlik ayağının projedeki önemine dikkat çeken 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su Murat Sarıkaya ise iş birliğinin ekonomik ve çevresel boyutunu şu şekilde ifade etti: “Büyük altyapı projelerinin yalnızca ulaşıma değil, geçtikleri coğrafyanın tarihine, kültürüne ve doğasına da değer katması gerektiğine inanıyoruz. Katodik koruma yöntemi sayesinde batıktaki korozyon tamamen durdurulurken, yüz yılı aşkın süredir deniz altında bulunan bu yapıların balıklar, omurgasızlar ve diğer deniz organizmaları için güvenli yaşam alanları oluşturarak biyolojik çeşitliliğin korunmasına destek oluyoruz. Sürdürülebilir kalkınma modelimiz tam da bu bütünlüğü hedeflemektedir.”

Mavi finansmanın geleceği ve bölgesel kalkınma

Sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında, ‘Derin Miras’ projesi kamu, özel sektör ve uluslararası ortak girişimlerin bir araya geldiğinde ne denli yüksek bir çevresel katma değer yaratabileceğini kanıtlıyor. Proje, sadece karbon nötr hedefleriyle sınırlı kalmayan sanayi ve altyapı devlerinin, denizel biyoçeşitliliği (SDG 14: Sudan Yaşam) ve kültürel mirası koruma (SDG 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar) misyonlarını da finansal operasyonlarına entegre edebileceğini gösteriyor. Gelecek dönemde sürdürülebilir dalış turizminden elde edilecek yerel ekonomik gelirlerin, bölge kalkınmasında karbon salımını azaltıcı yeşil projeleri fonlaması hedefleniyor.

Kimyasal müdahalesiz koruma

Projede uygulanan katodik koruma yöntemi, tarihi batıklara hiçbir fiziksel zarar vermeden korozyonu tamamen durduran çevre dostu bir mühendislik harikası. Batıkların yanlarına yerleştirilen özel çinko anot cihazları sayesinde, deniz suyunun yarattığı elektrokimyasal reaksiyonlar batık gövdesinden uzaklaştırılarak bu fedakâr anotlar üzerinde toplanıyor. Böylece yüz yılı aşkın süredir su altında olan demir yapılar korunurken, cihazların çevresi zamanla balıklar, omurgasızlar ve mikroorganizmalar için doğal bir resif alanına dönüşüyor. Bu durum, mikroskobik düzeyden makro düzeye kadar bölgesel sualtı biyolojik çeşitliliğinin korunmasına doğrudan katkı sağlıyor.

Dünya çapında görsel belgeleme ve sanatın gücü

Katodik koruma uygulamasının ardından gerçekleştirilen tarihi dalışa, profesyonel dalış eğitmenlerinden oluşan uzman bir ekibin yönetiminde dünya çapında tanınan ünlü İsveçli su altı fotoğrafçısı Alex Dawson da eşlik etti. Dawson, ilk katodik korumadan sonra yapılan bu özel dalışta, koruma altına alınan tarihi gemiyi yüksek teknolojili sualtı ekipmanlarıyla fotoğraflayarak ölümsüzleştirdi. Bu dijital arşiv ve sanatsal dökümantasyon, küresel turizm fuarlarında Çanakkale’nin yeşil ve sürdürülebilir turizm markasını öne çıkarmak adına uluslararası bir tanıtım materyali olarak kullanılacak. Ayrıca, 18 kilogramlık ağırlıkla su altında 81,60 metre yürüyerek genel klasmanda Guinness Dünya Rekoru’nun sahibi olan milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray, HMS Louis batığına serbest dalış gerçekleştirdi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler