Ana içeriğe geç

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan CNN Türk'te önemli açıklamalar: ABD ile ilişkiler olumlu süreçte

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk'te Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtlıyor. Bakan Fidan, ABD ile yıllar içinde inişli çıkışlı konularımız var. Ticaret, ekonomi, eğitim, teknoloji alanlarında iyi yürüyen alanlar var, bunları ilerletmeye çalışıyoruz. ABD ile ilişkiler olumlu süreçte. Cumhurbaşkanımızın küresel vizyonu çok önemli. Özellikle jeopolitik konular, Obama döneminde başlayan Suriye'deki politika değişikliği ve rejime olan mücadelenin DEAŞ'a dönmesi, YPG'nin desteklenmesiyle Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika vardı. Trump'ın ikinci döneminde bu terk edildi. Bu en büyük sorunun kalkması oldu dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan CNN Türk'te önemli açıklamalar: ABD ile ilişkiler olumlu süreçte
Posta
16

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları:

ABD yönetimi ve sayın Trump’ın NATO zirvesine katılacağını teyit ettiler. Bu NATO topluluğu için önemli bir haber. Ayrıca Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer davet eden Sayın Erdoğan olmasaydı, katılmayacaktı. Bu artık büyük bir stratejik denklem oldu, bu denklem günümüzdeki meydan okumaları, çatışmaları, sıkıntıları, ittifaktaki kaymakları göz önünde aldığınızda ne kadar büyük bir rol oynadığını görürsünüz. Burada Cumhurbaşkanımızın küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişki ağı, oluşturduğu güven, insanlar nazarındaki prestij ve Türkiye'nin geldiği nokta önemlidir. ABD ile yıllar içinde inişli çıkışlı konularımız var. Ticaret, ekonomi, eğitim, teknoloji alanlarında iyi yürüyen alanlar var, bunları ilerletmeye çalışıyoruz. ABD ile ilişkiler olumlu süreçte. Cumhurbaşkanımızın küresel vizyonu çok önemli.

"CAATSA YAPTIRIMLARINI KALDIRMA YÖNÜNÜDE BİR İRADE VAR"

Bir taraftan devam eden konular var, kongre üzerinden yıllar içerisinde kalmış, çözülememiş konular var. Bunlardan birisi CAATSA meselesi. Yani Türkiye ile ilgili spesifik kararlar alınabiliyor zaman zaman ama hani kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus şu anda budur. Çünkü Türkiye hemen hemen son üç dört yıldır bütün yaptırımları birçok ülkeden kaldırdık. Ve çoğu da idari yaptırımlardı. Bir bu kalmıştı. Bu konuda da biz gereken adımları atıyoruz. Çünkü hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Trump da bunu kaldırma yönünde güçlü bir irade var. Geçen sene Eylül'de Washington'da bir araya geldiğinde iki lider bu konuda irade beyanında bulundular. Bakanlara da talimat verildi bu sorunun çözülmesi için. Genel hatları ile iyi giden bir ilişki var. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için bazı adımlar ve çalışmalar var. İşlemlerin yerine getirilmesi ile Kongrede süreç aynı olmayabilir. Ancak iradi anlamda bir sıkıntı yok. Kongrede süreç nasıl gidecek ona bakarız.

Türkiye’ye yönelik genel yaptırımların kaldırılması için çalışıyoruz. CAATSA’nın yasaya bakan bir durumu var ancak diğer konularda yaptırımların kaldırılması için çok sistemli çalışmalarımız oldu. Bu konuda etkilerini görüyoruz. Bir yandan Halk Bankası davası diğer yandan Türkiye’nin talep ettiği konularda engellerin kaldırılması ve daha rasyonel bir ilişkiye dönülmesi. NATO üyesi olmayan ve ABD ile ortak çıkarı olmayan bir çok ülkeye askeri mühimmat satılırken Türkiye’ye satılmaması Trump yönetiminde izah edilir bir durumu yok. Kongreye sızmış bir takım Türkiye aleyhindeki düşüncülerin etkisini bu tür olaylarda görüyoruz.

Stratejik ve kardeşlik ilişkilerini de bulunduğumuz bölge ülkelerini de aynı zamanda görüş olarak ve gayri resmi olarak o platformda temsil ediyoruz. Mısır bir şey dediği zaman onun etki alanındaki ülkeleri, Suudi Arabistan bir şey dediğinde onun etki alanındaki ülkeler ki herkes masaya kendi etki alanını da getiriyor. Bu 4 ülkenin masaya gelip bir konuyu konuşmaları bile siyasi sembolizm açısından önemli bir aşamadır. Bu aşamanın daha stratejik sonuç verecek bir mekanizmaya evrileceğine inanıyorum. Cumhurbaşkanımızın da vizyonu bu yönde. Bir şey meyve vermeden büyük bir deklarasyonda bulunmak istemiyoruz. Bu yönde çalışmak bizim boynumuzun borcu. Bu sistemi Ortadoğu’nun yanı sıra Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Afrika’da aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. Stratejik havzalardaki yaklaşımımız budur.

NATO ZİRVESİ NEDEN TARİHİ BİR ZİRVE?

Trump’ın NATO Zirvesi’ne gelecek olması başlı başına bir şey. Bu en önemli husus. Bunun yanında Amerika kendi rolünü Trump döneminde yeniden tanımlamaya çalışıyor. Avrupa ikinci dünya savaşından beri bu denli tehdit altında hissetmemişti. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının yanı sıra ABD’nin kendini yeniden tanımlaması başka bir alan oluşturuyor. Ticaret alanlarını söylemiyorum bile. Yükselen başka aktörler var, Çin durdurulamıyor, marketlerin, ticaretin, teknolojinin yeniden dağılımı. Güvenlik ittifakının biri bu tarihi dönemeçte bir araya gelmesi tarihidir. Bu kadar sorunun kesiştiği başka bir zaman olmadı. Türkiye’nin bu süreci yönetmesi ve taşıma sorumluluğunu alması kendiliğinden olan bir olay değildir. Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliği, uluslararası bütün sorunları sonuna kadar yaşaması, içeride ve dışarıda girdiği tüm mücadeleler ve dünyanın nereye gittiği ile ilgili sahici bir vizyonunum olmasıdır. Bir çok lider bu pozisyonda olmayabiliyor.

"İSRAİL DÜNYANIN SORUNU"

İsrail ortaya koyduğu bu politikayı da belli bir illüzyonun arkasına saklamış ve Batı da bunu satın almayı kabul etmiş. Ama ne zaman ki o politika artık insanlığın gözünde çalışamaz, inandıramaz, kandıramaz hâle geldi; işte o zaman herkes riskleriyle baş başa kaldı. Dünyanın her yerinde üniversite kampüslerinden gazetelere, entelektüel platformlara kadar inanılmaz bir İsrail karşıtlığı oluşmuş durumda. Neden? Çünkü göz göre göre katliam yapıyorlar, göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Eskiden bir iki basit medya hamlesiyle bunu gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar.

İsrail şu anda, az önce tarif ettiğim bu yok edici ve uluslararası toplumun lanetlenmesine uğramış imajını değiştirmek için yeni bir düşman arayışı içerisinde. Gittiğim yerlerde de bana soruluyor. Ben diyorum ki: İsrail kendisine bir düşman yaratmaya çalışıyor. Bizim açımızdan ise, İsrail veya herhangi bir aktör, millî çıkarlarımızla bölgesel çıkarlarımıza çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım atacak hâlimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz; hiç problem değil. Problem şu: İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu. Bunu böyle anlatmak gerekiyor. İsrail sadece Türkiye’nin sorunu değil, sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın meselesi değil. Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüksek sesle karşı çıkması ayrı bir konu. Ama bu, insanlığın ortak sorunu.

NATO’DA 3.0 KABUL EDİLECEK VE YENİŞ BİR AŞAMAYA GEÇİLECEK

Türkiye’nin dünya barışı ve bölgesel güvenliği için bu rolü üstlenmesini kıymetli buluyorum. NATO’da 3 gurup var. Birincisi ABD, ikincisi AB üyesi ülkeler, bir de bunların dışındaki ülkeler. Başını Türkiye’nin çektiği bazı ülkeler var. İngiltere, AB’ye girmeye çalışan ülkeler var. Bu ülkelerin farklı coğrafyalarda farklı tehditleri görerek farklı ekonomik kalkınma süreçleriyle birbirleriyle ilişkilerini tanımlama çabası içinde oldukları bir dönemde Ankara’da bir araya gelerek farklı perspektifleri uyumlama çalışmalarının aranması önemli. NATO’da 3.0 kabul edilecek ve yeniş bir aşamaya geçilecek. Bu aşama ikinci dünya savaşından sonra 2026 yılına kadar oluşturulan külfet paylaşımı artık aynı değildi, bu değişiyor. ABD’nin baskın ve yük taşıyıcı olduğu güvenlik sistemini değiştiriyoruz. Bu ABD’nin zorladığı bir karar olduğu kadar oradaki ülkelerin bu mantıklı, bağımlılığı azaltmamız lazım dediği bir konu. Bölgesel sahiplenme dediğimiz konu daha geniş kümde yapılacak. Savunma harcamalarının yüzde 2’den yüzde 5’e çıkması önemli. Bütün ülkelerin bunu kabul ediyor olması ve buna göre hareket edecek olması en önemli noktadır.

Külfet paylaşımı yeniden kuvvet değişimlerinin zamanlamasını yönetmek bizim için yeni bir sınav. Tarihi zirve olması sebeplerinden biri de şu: İlk defa savunma sanayi formu ilk kez NATO’nun resmi programının bir parçası oluyor. Önceden gayri resmi bir etkinliktir. Artık savunma sanayi, esas ayaklardan biri oldu. Bu da bu zirvenin temel çıktılarından biri. Savunma sanayinde muazzam işbirlikleri açılacak, bunu görüyoruz. Bununla beraber rekabet alanı da oluşacak. İkisini birden götürmek gerekecek. Tehditler de değişecek ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler