Ana içeriğe geç

Skor tabelasına değil, aynaya bakma zamanı

.

Skor tabelasına değil, aynaya bakma zamanı
Bengü Türk
16

Dünya Kupası'nda iki maç oynandı.

Ve aslında her şey ortaya çıktı.

Sahadaki oyuncular koştu, mücadele etti, denedi. Kimi hata yaptı, kimi kötü oynadı. Ama bu hikâyenin merkezinde onlar yok.

Çünkü mesele iki maç değil.

Mesele, Türk futbolunun yıllardır kendi gerçeğinden kaçıyor olması.

Bugün konuşulan şey elenmek.

Oysa asıl konuşulması gereken, neden sürekli aynı yerde tökezlediğimizdir.

Aradan yıllar geçiyor, isimler değişiyor, formalar değişiyor, teknik direktörler değişiyor ama sonuç değişmiyor.

Çünkü Türk futbolunda değişen aktörler, değişmeyen ise sistem oluyor.

Bir ülke düşünün...

Kulüpleri borç batağında.

Altyapıları ikinci planda.

Genç oyuncuları sabırsızlığın kurbanı.

Hakem tartışmaları futbolun önünde.

Televizyon programlarında taktik yerine polemik konuşuluyor.

Ve sonra aynı ülke Dünya Kupası'nda başarı bekliyor.

Bu beklenti gerçekçi değil.

Çünkü başarı tesadüf değildir.

Başarı; planın, disiplinin ve istikrarın sonucudur.

Biz ise yıllardır sonuç istiyoruz ama sebepleri düzeltmek istemiyoruz.

Bir maç kazanıldığında her şey mükemmel ilan ediliyor.

Bir maç kaybedildiğinde ise yeni bir suçlu aranıyor.

Oysa futbol suçlu arayarak gelişmez.

Doğru sistemi kurarak gelişir.

Bugün herkes teknik direktörü tartışıyor.

Dün futbolcular tartışılıyordu.

Yarın federasyon tartışılacak.

Ama hiç kimse şu soruyu sormuyor:

Türk futbolunun uzun vadeli hedefi ne?

Beş yıl sonra nasıl bir oyun oynamak istiyoruz?

On yıl sonra hangi oyuncu profilini yetiştirmek istiyoruz?

Hangi futbol kültürünü oluşturmak istiyoruz?

Bu soruların cevabı olmadığı sürece başarısızlıklar da sürpriz olmayacaktır.

Çünkü yönünü bilmeyen bir gemi için hiçbir rüzgâr avantaj değildir.

Avrupa'nın başarılı futbol ülkelerine bakın.

Orada başarı bir jenerasyon meselesi değil, sistem meselesidir.

Bir oyuncu gider, yenisi gelir.

Bir teknik adam ayrılır, başka biri gelir.

Ama oyun aklı yerinde kalır.

Türkiye'de ise her başarısızlığın ardından her şey yeniden başlıyor.

Her seferinde sıfırdan.

Her seferinde yeni umutlarla.

Her seferinde aynı hayal kırıklıklarıyla.

Belki de bu turnuvanın en önemli yanı budur.

Bize rakiplerimizin ne kadar güçlü olduğunu değil, bizim ne kadar hazırlıksız olduğumuzu göstermesi.

Sorun skor değil.

Sorun zihniyet.

Sorun kaybedilen maçlar değil.

Sorun kaybedilen yıllar.

Çünkü futbol sahada oynanıyor olabilir ama başarı saha dışında inşa edilir.

Bugün Dünya Kupası'ndan erken dönen yalnızca bir takım değil.

Yıllardır ertelenen sorunlarla yüzleşmek istemeyen bir futbol düzenidir.

Ve o düzen değişmediği sürece, değişecek olan yalnızca takvim yaprakları olacaktır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler