Uygulanan ekonomik programla ilgili her kafadan bir ses çıkıyor: İhracatçı, kur çok düşük rekabet edemiyorum diyor; üretici, kur çok yüksek girdiler pahalı para kazanamıyorum diyor; küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ), krediye ulaşamıyorum yatırım yapamıyorum diye yakınıyor; tekstilci, Türkiye pahalandı diyor, fabrikasını Mısır’a taşıyor; Merkez Bankası, enflasyon yüksek deyip parayı sıkıyor, faizi yükseltiyor.
Merkez Bankası hariç herkes kendince haklı. Uygulanan para ve maliye politikalarından kesinlikle vazgeçilmelidir.
Ancak Güçlü Türkiye’yi kurmak için bu yeterli değildir.
Gelecekteki güçlü Türkiye’yi yaratmayı çalışırken şunu da göz önüne almamız lazım: Günümüz rekabet dünyasında üretici firmaların en önemli sorunu/hedefi, maliyetleri düşürürken kaliteyi yükseltmek ve üretimi artırmaktır. Bu da ancak yeni teknoloji üretmekle olur, yani insana yatırım gerekir.
Ayrıca, teknoloji üreten KOBİ’ler sermaye birikimi sağlar, krediye ihtiyacı azalır, pazarlarda payını artırır.
Devasa Çin ile rekabeti ancak yeni teknoloji üretmekle yapabiliriz.
Üreticilerin Milli Hükümeti iktidara gelince yapması gereken acil iş Millî Eğitim Bakanlığında ve üniversitelerde “Eğitimde Devrim” yapmaktır. Çocuk ve gençlerimizi üretimin her dalında milli teknolojiler üretmeye motive eden devrimci bir eğitim programı gerekiyor. Milli Eğitim kadrosu ile bilim ve teknolojiye meraklı, Türkiye sevdasıyla motive olmuş çalışkan gençliğe çok ihtiyacımız var.
Vatan Partisi, Üreticilerin Milli Hükümeti’ni kurma planlarına paralel olarak Milli Eğitim’de de “Devrimci Eğitim” programını tasarlamaya başlamalı ve iktidara gelindiğinde derhal uygulamaya koymalıdır.