Ana içeriğe geç

Binlerce metre yükseklikte sürpriz keşif

And Dağları'nda deniz seviyesinden yaklaşık 7 bin metre yükseklikte yaşayan fare türü, memelilerin yaşayabileceği en yüksek rakıma ilişkin kabul edilen sınırları sorgulatıyor. Bilim insanları, hayvanın aşırı soğukta, düşük oksijen ve kıt besin koşullarında hayatta kaldığını belirledi.

Binlerce metre yükseklikte sürpriz keşif
Nefes Gazetesi
16

Bilim insanları, And Dağları'nda deniz seviyesinden yaklaşık 7 bin metre yükseklikte yaşayan yaprak kulaklı bir fare türünün, memelilerin yaşayabileceği çevresel sınırlarla ilgili mevcut bilgileri değiştirebileceğini açıkladı.

McMaster Üniversitesi araştırmacılarının da katkı sunduğu ve Science dergisinde yayımlanan uluslararası çalışmaya göre, Phyllotis vaccarum adlı And yaprak kulaklı faresi, daha önce memeliler için yaşanabilir üst sınır olarak kabul edilen yaklaşık 5 bin 500 metrenin çok üzerinde yaşamını sürdürüyor.

Araştırmacılar, bu keşfin bilim dünyası için büyük bir sürpriz olduğunu belirtti. Çalışmanın yazarlarından McMaster Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Graham Scott, "İnsanlar memelilerin bu yüksekliklerde yaşayabileceğini düşünmüyordu. Ancak gerçekten oradalar" ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 7 bin metre yükseklikteki yaşam alanı, donma noktasının altındaki sıcaklıklar, son derece düşük oksijen seviyesi, su kıtlığı ve neredeyse hiç bitki örtüsünün bulunmaması nedeniyle zaman zaman Mars'taki koşullarla karşılaştırılıyor.

OLAĞANÜSTÜ YAŞAM BECERİSİ

Bilim insanları, Şili'de yürüttükleri araştırmada yüksek rakımda yaşayan fareleri daha alçak bölgelerdeki türlerle karşılaştırarak bu olağanüstü yaşam becerisinin nedenlerini inceledi.

Araştırma, hayvanların bu zorlu koşullara tek bir özellik sayesinde değil, vücut genelinde gelişen çok sayıda uyum mekanizmasıyla adapte olduğunu ortaya koydu.

Yüksek rakımda yaşayan farelerin, düşük oksijen ve aşırı soğuk altında vücut sıcaklıklarını koruma konusunda alçak rakımdaki akrabalarına göre çok daha başarılı olduğu belirlendi.

Kas hücrelerindeki dayanıklılığın sporcularınkine benzer özellikler taşıdığı da tespit edildi. Araştırmacılar, farelerin kaslarında enerji üreten mitokondrilerin çok daha yoğun bulunduğunu ve bunun uzun süre ısı üretmelerini sağladığını ifade etti.

Bu özellik sayesinde fareler, soğuk havada hayati önem taşıyan yüksek oksijen tüketimini sürdürebiliyor. Ayrıca enerji kaynağı olarak yağları daha etkin kullanmaları da hem titreme yoluyla hem de özel ısı üreten dokular aracılığıyla vücut sıcaklığını korumalarına yardımcı oluyor.

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de beslenme alışkanlıkları oldu. Bitki örtüsünün neredeyse bulunmadığı bu yüksekliklerde farelerin kayalar üzerinde yetişen likenlerle, rüzgarın taşıdığı tohumlar ve muhtemelen böceklerle beslendiği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, bu bulguların evrimin tek bir çevresel baskıya değil, aynı anda etkili olan çok sayıda zorlu koşula karşı gelişen karmaşık uyum süreçleriyle şekillendiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Bilim insanlarına göre çalışma, iklim değişikliğiyle birlikte hayvanların karşı karşıya kaldığı çevresel baskıları anlamaya da katkı sağlayabilir. Araştırmacılar, canlıların yalnızca sıcaklık değişimlerine değil, oksijen, besin ve su gibi birçok faktöre aynı anda uyum sağlamak zorunda olduğuna dikkat çekiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler