Bu çalışmalardan ilki, Kanada merkezli McGill Üniversitesi'nden geldi. McGill araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, Kanada'nın Toronto ve Montreal kentlerinde daha temiz ulaşım politikalarının devreye sokulmasının 2021-2040 yılları arasında 3.600'den fazla erken ölümü önleyebileceğini ortaya koydu.
Bunu destekleyen ikinci araştırma ise Uluslararası Temiz Uaşım Konseyi'nden (ICCT) geldi. ICCT tarafından hazırlanan küresel analiz, yalnızca ABD'de araç kaynaklı hava kirliliğinin 2024 yılı içerisinde yaklaşık 41.800 erken ölümle bağlantılı olduğunu öne sürüyor. İki araştırma birlikte değerlendirildiğinde, ulaşım sektöründen kaynaklanan emisyonların halk sağlığı üzerindeki etkisinin bugüne kadar tahmin edilenden daha da büyük olduğu anlaşılıyor.
En Büyük Tehditlerden Biri Egzozlardan Yayılan Ultra İnce Parçacıklar
McGill Üniversitesi'nin çalışmasının odağında, "ultra ince parçacıklar" (Ultrafine Particles - UFP) olarak adlandırılan kirleticiler yer alıyor. Büyük ölçüde araç egzozlarından çıkan bu mikroskobik parçacıklar, boyutlarının son derece küçük olması nedeniyle akciğerlerin en derin bölgelerine kadar ulaşabiliyor ve hatta kan dolaşımına karışabiliyor. Araştırmacılar, bu parçacıkların kalp ve akciğer hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Çalışmanın başyazarı Marshall Lloyd, günümüzde neredeyse herkesin her gün bu parçacıklara maruz kaldığını belirtiyor.
Elektrikli Araçlar Tek Başına Yeterli Olmayabilir
En iddialı senaryoda şu üç adım birlikte uygulanıyor:
- Elektrikli araç kullanımının hızla artırılması ve 2030'a kadar araçların yaklaşık yarısının, 2040'a kadar ise neredeyse tamamının elektrikli hâle gelmesi,
- Özellikle 2007 öncesi dizel kamyonlar olmak üzere eski ağır ticari araçların hızla trafikten çekilmesi,
- Toplam trafik yoğunluğunun azaltılması.
Araştırmaya göre bu senaryo Montreal'de yaklaşık 1.100, Toronto'da ise 2.500'den fazla erken ölümü önleyebilir. Böylece iki şehirde toplamda 3.600'ün üzerinde kişinin hayatı kurtarılabilir.
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri ise elektrikli araçların tek başına çözüm olmadığı yönünde. Bilim insanları, elektrikli araçların yaygınlaşması beklenenden daha yavaş gerçekleşse bile trafik yoğunluğunun artmasının engellenmesi ve eski dizel ağır vasıtaların yenileriyle değiştirilmesinin yine de 3.300'den fazla erken ölümü önleyebileceğini hesapladı.
ICCT: "Her 45 Saniyede Bir Kişi Araç Kirliliği Nedeniyle Hayatını Kaybediyor"
Araştırma ayrıca araç kaynaklı hava kirliliğinin çocukluk çağı astımı üzerinde de önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor. Rapora göre ABD, dünya genelinde araç emisyonlarıyla ilişkilendirilen yeni çocuk astımı vakalarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.
Küresel ölçekte ise kara yolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonların 2024 yılında yaklaşık 700 bin erken ölüm ve 250 bin yeni çocuk astımı vakasıyla bağlantılı olduğu tahmin ediliyor. Araştırmacılar, mevcut tabloya göre dünya genelinde yaklaşık her 45 saniyede bir kişinin araç kaynaklı hava kirliliği nedeniyle yaşamını yitirdiğini hesaplıyor.
Ağır Ticari Araçlar Beklenenden Daha Büyük Rol Oynuyor
ICCT'nin analizine göre kamyon ve otobüsler dünya genelindeki araç filosunun yüzde 5'inden daha azını oluştursa da zararlı emisyonların önemli bölümünden sorumlular. Rapora göre ağır ticari araçlar kara yolu taşımacılığından kaynaklanan azot oksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 60'ını, ince partikül madde emisyonlarının yüzde 55'ini ve kükürt dioksit emisyonlarının ise yüzde 65'ini üretiyor. Özellikle modern emisyon kontrol sistemlerine sahip olmayan eski araçlar, trafikteki payları görece düşük olmasına rağmen kirliliğin önemli kaynakları arasında gösteriliyor.
ICCT araştırmacıları, sıfır emisyonlu araçlara geçişin hızlandırılması hâlinde sağlık üzerindeki olumsuz etkinin dramatik biçimde azaltılabileceğini öngörüyor. Araştırmacılar bu hedefe ulaşmak için yalnızca elektrikli araç satışlarını artırmanın yeterli olmayacağını vurguluyor. Daha sıkı emisyon standartları, daha temiz yakıtlar, şarj altyapısına yönelik yatırımlar ve eski, yüksek emisyonlu araçların daha hızlı şekilde trafikten çekilmesi gibi politikaların birlikte uygulanması gerektiği ifade ediliyor.