Kahve artık yalnızca bir içecek değil; yaşam tarzını, deneyimi ve girişimciliği buluşturan küresel bir ekonomi haline geldi. Türkiye'de son yıllarda hızla büyüyen nitelikli kahve pazarında dikkat çeken markalardan Coffee Factory de bu dönüşümün önemli oyuncuları arasında yer alıyor. 2018 yılında butik bir anlayışla yola çıkan marka, bugün 45'in üzerinde mağazaya ulaşırken, orta vadede 200 şubelik bir yapıya, 5 yıl içinde ise 5 ülkede faaliyet gösteren uluslararası bir Türk markasına dönüşmeyi hedefliyor. Markanın büyüme yolculuğunu anlatan Coffee Factory CEO'su Erol Şahin, başarılarının temelinde hızlı büyümek yerine doğru büyümeyi tercih etmelerinin bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Coffee Factory'nin hikâyesi, insanların kendilerini rahat hissedebilecekleri, kaliteli kahveyi samimi bir atmosferde deneyimleyebilecekleri yaşam alanları oluşturma fikriyle başladı. Sektörde ya güçlü operasyonlara sahip ancak ruhunu kaybetmiş zincirler ya da samimi fakat ölçeklenemeyen butik işletmeler vardı. Biz bu iki dünyanın güçlü yönlerini bir araya getiren bir model kurduk."
200 ŞUBELİK HEDEF
Coffee Factory'nin büyüme planlarının merkezinde kontrollü yaygınlaşma bulunuyor. Şirket, kısa vadede mevcut mağaza ağını güçlendirirken orta vadede Türkiye genelinde 200 şubeye ulaşmayı planlıyor. Şahin, "Bizim için önemli olan her köşe başında mağaza açmak değil. Doğru lokasyonda, doğru yatırımcıyla ve aynı kalite standardını koruyarak büyümek. Franchise yatırımcılarımızı müşteri değil, iş ortağı olarak görüyoruz. Bugün birçok yatırımcımız ikinci hatta üçüncü mağazasını açıyor. Bu da kurduğumuz sistemin ne kadar sağlıklı olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.
5 YILDA 5 ÜLKEYE GİRECEK
Coffee Factory'nin en büyük hedefi ise Türkiye'de yakaladığı başarıyı uluslararası pazarlara taşımak. Marka tescil süreçlerini 65 ülkede tamamladıklarını belirten Şahin, Avrupa, Ortadoğu ve Amerika pazarlarında aktif iş geliştirme çalışmalarının sürdüğünü söyledi. "İlk etapta Almanya, İngiltere ve Azerbaycan'da büyümeyi planlıyoruz" diyen Şahin, "Sonraki aşamada Amerika'da kalıcı bir yapılanma kurmak istiyoruz. 5 yıllık hedefimiz ise 5 farklı ülkede faaliyet gösteren Türk kahve markası olmak" dedi.
ÇOKLU TEDARİK MODELİNİ UYGULUYOR
Şirket, küresel iklim değişikliği nedeniyle yaşanan arz sorunlarına karşı da çoklu tedarik modeliyle hareket ediyor. Güney Amerika başta olmak üzere farklı üretici bölgelerinden çekirdek tedarik eden Coffee Factory, tek bir kaynağa bağımlı kalmadan kalite standardını koruyor.
İYİ KAHVENİN SIRRI STANDARTTA GİZLİ
Coffee Factory'nin en büyük iddiası ise her fincanda aynı kaliteyi sunabilmek. Erol Şahin kaliteli kahvenin sırrının yalnızca çekirdekte olmadığını, tüm sürecin kusursuz yönetilmesinde yattığını belirterek, "İyi kahve doğru çekirdeğin seçilmesiyle başlıyor. Ancak kavurma, reçete oluşturma ve hazırlama süreçlerinin tamamı aynı kalite anlayışıyla yönetilmezse o çekirdeğin hiçbir anlamı kalmaz. Biz kahvenin yetiştiği coğrafyanın karakterini korurken her fincanda aynı lezzeti sunacak standartları oluşturuyoruz. Eğitimli baristalarımız ve operasyonel disiplinimiz sayesinde misafirlerimiz hangi mağazamıza giderse gitsin aynı deneyimi yaşayabiliyor" dedi.
TRENDLER HIZLI DEĞİŞİYOR
Kahve sektöründe tüketici beklentilerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Şahin, artık insanların yalnızca kahve değil, farklı deneyimler de aradığını söyledi. Bu amaçla ürün geliştirme süreçlerinde global trendleri yakından takip ettiklerini anlatan Erol Şahin, "Amacımız trendleri kısa süreli kampanyalara dönüştürmek değil, kalıcı tüketim alışkanlıkları oluşturmak. Fonksiyonel içecekler, temiz içerikli ürünler, mevsimsel menüler ve özel reçeteler bu yaklaşımımızın temelini oluşturuyor" dedi. Piyasaya sundukları Moctails serisinin bu anlayışın ilk örneklerinden biri olduğunu belirten Şahin, matcha ve yeni nesil soğuk içecek kategorilerinde de yatırımların süreceğini ifade etti.