Ana içeriğe geç

Gazetecinin bayramı olmaz: Haber beklemez, hayat durmaz

Yangında, depremde, selde ve gecenin en karanlık saatinde toplumun doğru bilgiye ulaşması için görev yapan gazeteciler, bugün kendi bayramlarında da haber peşinde. Uzun çalışma saatleri, ağır ekonomik koşullar ve türlü baskılara rağmen gerçeği geleceğe taşıyan basın emekçilerinin görünmeyen fedakârlıkları…

Gazetecinin bayramı olmaz: Haber beklemez, hayat durmaz
Medyaradar
16

Bugün 24 Temmuz…

Takvimler, “Gazeteciler ve Basın Bayramı”nı gösteriyor.

Birçok meslek için bayramlar dinlenme ve kutlama günüdür. Gazeteciler içinse çoğu zaman sıradan bir mesai gününden farksızdır. Çünkü haber beklemez, hayat durmaz. Gazeteci de duramaz.

Toplum, sabah gözlerini açtığında doğru habere ulaşabiliyorsa bilinmelidir ki gece boyunca uyumayan birileri vardır. Bir yangına ilk koşanlardan biri gazetecidir. Depremde enkazın başında bekleyen, selde çamurun içine giren; dondurucu soğukta ve kavurucu sıcakta saatlerce görev yapan yine gazetecidir.

Bayramda da görevdedir, yılbaşında da… Kendi çocuğunun doğum gününü kaçırır ama başkalarının acısını ve sevincini milyonlara ulaştırmayı görev bilir.

Ne yazık ki bu büyük fedakârlık, çoğu zaman hak ettiği karşılığı bulmuyor.

Bugün medya sektöründe görev yapan gazeteciler, muhabirler, kameramanlar, foto muhabirleri ve editörler büyük bir özveriyle çalışırken ağır ekonomik koşullarla da mücadele ediyor. Uzayan çalışma saatleri, bitmeyen nöbetler, yıpratıcı görevler ve ne yazık ki emeğin karşılığı olmayan maaşlar…

Oysa gazetecilik yalnızca bir iş değildir.

Bu meslek vicdan ister…

Cesaret ister…

Sabır ister…

Bazen de canını ortaya koymayı gerektirir.

Geçmişe dönüp baktığımızda, Türkiye’nin hafızasında yer eden sayısız olayın kayıt altına alınmasında gazetecilerin emeği ve alın teri olduğunu görürüz. Tarihe not düşen fotoğrafların arkasında bir foto muhabiri, hafızalara kazınan görüntülerin arkasında bir kameraman, gerçeği satırlara döken bir muhabir vardır.

Onlar yalnızca haber yapmaz; yaşananları geleceğe emanet eder.

Teknoloji değişti, haberin yayıldığı mecralar çoğaldı. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Toplumun doğru bilgiye her zamankinden daha fazla ihtiyacı bulunuyor. Bu nedenle gazetecilik, dün olduğu gibi bugün de en önemli kamu görevlerinden biridir.

Gazetecilerin en büyük sermayesi kullandıkları kamera, mikrofon ya da bilgisayar değildir. Onların en büyük sermayesi, yıllar içinde kazandıkları güvendir. O güven de gecesini gündüzüne katarak çalışan insanların emeğiyle oluşur.

Bugün yalnızca ekranlarda görünen isimleri değil; haber merkezlerinde sabahlayan editörleri, direksiyon başında kilometrelerce yol yapan şoförleri, objektifini hiç indirmeyen foto muhabirlerini, omzundaki ağır kamerayla saatlerce görev yapan kameramanları, sayfa sekreterlerini, kurgu operatörlerini ve isimleri çoğu zaman bilinmeyen tüm basın emekçilerini alkışlamak gerekiyor.

Belki alkışlar maaşları yükseltmez…

Belki çalışma koşullarını bir anda değiştirmez…

Ama en azından bu mesleğin ve bu emeğin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlatır.

Dileğim; gazetecilerin yalnızca 24 Temmuz’da değil, yılın her günü hak ettikleri saygıyı görmeleri, emeklerinin karşılığını almaları ve mesleklerini güven içinde yapabilmeleridir.

Kalemiyle gerçeği yazanlara, objektifiyle tarihe tanıklık edenlere, mikrofonuyla toplumun sesini duyuranlara selam olsun.

Başta görevleri başında hayatlarını kaybeden meslektaşlarımızı rahmetle anıyor; mesleğini onurla sürdüren tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı yürekten kutluyorum.

Çünkü gazetecilik, yalnızca haber yapmak değil; topluma karşı vicdan borcunu ödemektir.

Cezmi Abiniz

Kaynağa Git

İlgili Haberler