Mevcut araçlar demode kalacak
NASA'nın bugüne kadar Mars'a gönderdiği keşif araçları bilimsel açıdan büyük başarılara imza atsa da hareket kabiliyetleri önemli ölçüde sınırlıydı. Kurumun en gelişmiş araçlarından biri olarak gösterilen Perseverance, düz zeminde yaklaşık 0,16 km/s hıza ulaşabiliyor. Yani saatte 150-160 metre yol kat edebiliyor. Ayrıca kayalık ve engebeli arazi, araçların tekerleklerinde aşınmaya neden oluyor. Ek olarak dik yamaçlar, büyük kayalar ve kumlu bölgeler nedeniyle yolu da uzatmak gerekiyor. NASA'nın geliştirdiği Ernest prototipi ise bu sınırlamaları azaltmayı amaçlıyor.
Tekerleklerini kaldırarak engelleri geçebiliyor
Çölde test edilen Ernest, gelecekte Ay ve Mars görevlerinde kullanılabilecek yeni hareket sistemlerinin denenmesi için geliştirildi. Prototip, mevcut Mars gezginlerinin altı tekerlekli tasarımından farklı olarak dört tekerlek kullanıyor ve yaklaşık 1,2 metre uzunluğunda. NASA, gerçek görevlerde kullanılacak versiyonun ise bunun yaklaşık iki katı büyüklüğünde olacağını belirtiyor.
NASA'nın paylaştığı verilere göre prototip, son çöl testlerinde yedi gün boyunca toplam 37 saatin üzerinde sürüş gerçekleştirdi ve yaklaşık 25,7 kilometre yol kat etti. Testler sırasında ulaşılan en yüksek hız ise yaklaşık 1 km/s oldu. Bu değer, Perseverance'ın azami hızının yaklaşık altı katına karşılık geliyor.
Aktif süspansiyon sistemi kullanıyor
NASA’nın Mars keşif araçları 1997’de gezegene inan Sojourner’dan bu yana ağırlığı tekerlekler arasında dengeli olarak dağıtan pasif süspansiyon sistemini kullanıyordu. Ernest ise bunun yerine aktif süspansiyon yaklaşımını test ediyor. Aracın ön kısmındaki iki motorlu eklem, gimbal mekanizmasını hareket ettirerek farklı ilerleme biçimlerine imkan tanıyor. Bu sayede Ernest, kıvrılarak ilerleme, tekerlek yürüyüşü ve engel tırmanma gibi farklı hareket modlarını kullanabiliyor.
Bunun yanında araç, görevin gereksinimlerine ve enerji tüketimine göre aktif ve pasif süspansiyon sistemleri arasında geçiş yapabiliyor. Ernest’in bir diğer güçlü yönü de dört tekerleğinin de yönlendirilebilir olması. Bu sayede araç yalnızca ileri veya geri değil, her yöne hareket edebiliyor.
2022 yılında başlatılan Ernest programı kapsamında bugüne kadar prototipin birden fazla versiyonu geliştirildi. NASA mühendisleri, yaklaşık bir düzine aktif süspansiyon konfigürasyonunu test etti. En güncel prototip ise geliştirilmiş bağımsız karar verme yetenekleriyle donatıldı.