Ana içeriğe geç

Resmin içindeki hakikati aramak

ODTÜ’de iktisat eğitimi alırken sanatın çağrısına kulak veren Alperen Argon, onu Saint Petersburg’daki Repin Akademisi’ne kadar götüren yolculuğunu anlatıyor.

Resmin içindeki hakikati aramak
Cumhuriyet
16

ODTÜ’de iktisat okurken Avrupa müzelerinde gördüğü klasik eserlerle resme yönelen Alperen Argon, yaşamının yönünü değiştiren önemli bir karar verdi. Yeditepe’de başlayan sanat eğitimi, onu Saint Petersburg’daki Repin Akademisi’ne kadar götürdü. Akademinin tarihinde güzel sanatlar eğitimi için kabul edilen ilk Türk ressam olan Argon, bugün resimde tekniğin ötesinde karakterin, psikolojik derinliğin ve sahici bakışın izini sürüyor. Argon’un hikâyesi ani bir kopuştan çok zaman içinde olgunlaşan bir arayışın hikâyesi. Avrupa’da karşılaştığı klasik eserler ona resmin yalnızca güzeli göstermekle kalmadığını; insanı, zamanı ve hayatın iç gerilimini anlatmanın da güçlü bir yolu olduğunu düşündürdü. ODTÜ’den Yeditepe’ye, oradan Repin Akademisi’ne uzanan bu süreç, emek ve disiplinle örüldü. Argon için resim yalnızca doğru çizmek değil; insanın iç dünyasını, ruhsal ağırlığını ve taşıdığı hikâyeyi görünür kılmak. Bu söyleşide onunla iktisattan resme uzanan yolculuğunu, klasik sanatla kurduğu bağı, Repin Akademisi’nin etkisini ve resimde karakter arayışını konuştuk.

- ODTÜ’de iktisat okurken resme yönelmeni hazırlayan şey neydi?

Üniversite yıllarında Avrupa’ya birkaç kez gitme fırsatım oldu. Daha önce kitaplarda gördüğüm mimari yapıları, heykelleri ve resimleri bu kez doğrudan, kendi ölçekleri içinde gördüm. Özellikle klasik dönem resimleri beni derinden etkiledi. O eserlerde estetik güzelliğin yanında emek, bilgi, disiplin ve zamana direnen bir güç vardı. Sanatın, gündelik hayatın boğuculuğu içinde insana nefes aldıran bir alan olduğunu o zaman daha iyi hissettim. Resme yönelişim de burada başladı: Sadece hayran olmak değil, o üretimin parçası olma isteği duydum.

- Klasik eserlerde seni en çok ne etkiledi?

Beni en çok resmin hikâye anlatma gücü etkiledi. En sade natürmorttan büyük figürlü kompozisyonlara kadar her resim kendi içinde bir anlatı kuruyordu. Ressam, gündelik hayattan bir ânı da tarihsel bir olayı da hayalden doğmuş bir sahneyi de kendi bakışıyla yeniden kurabiliyordu. Bunu güçlü kılan yalnızca konu değildi; anatomi, perspektif, ışık ve teknik yetkinlik de anlatının parçasıydı.

- Repin Akademisi sende nasıl bir dönüşüm yarattı?

Akademide ilk fark ettiğim şey, iyi desen ve iyi resim yapmanın sandığımdan çok daha zor olduğuydu. Teknik bilgi genişti ve yalnızca okuyarak edinilebilecek bir şey değildi. Uzun zaman, disiplin ve sürekli deneme gerekiyordu. Ama mesele sadece teknik değildi; gözünüzü eğitmeniz, bir sahneye ressam gözüyle bakmayı öğrenmeniz gerekiyordu. Karmaşık görüntü içinden neyi seçip neyi dışarıda bırakacağınızı zamanla kavrıyorsunuz. Bir bakıma orada en çok bakmayı öğrendim.

O AKADEMİDEKİ İLK TÜRK

- Akademi tarihinde kabul edilen ilk Türk ressam olmak sende nasıl bir duygu yarattı?

Elbette önce kişisel bir eşikti. O noktaya gelmek için pek çok şeyi geride bırakmak, uzun süre belirsizlikle yaşamak ve ailemin desteğine dayanmak zorundaydım. Böyle köklü bir kuruma kabul edilmek benim için büyük bir onurdu. Ama eğitim başladıktan sonra bunun yalnızca kişisel bir başarı olmadığını anladım. Hem akademinin hem de Rusya’nın tarihinde güzel sanatlar eğitimi için kabul edilen ilk Türk olmak sorumluluk duygusu da taşıyordu. Bunu bir yük gibi değil, devam etme gücü veren bir bilinç gibi yaşadım.

- Portrelerinde ve figür çalışmalarında insanın iç dünyasına ilişkin güçlü bir arayış hissediliyor. Bir modeli çalışırken senin için belirleyici olan nedir?

Bunları ayırmak kolay değil. İnsanın ruh hâli, psikolojisi ve kişiliği bedene, duruşa, bakışa ve poza mutlaka yansıyor. Özellikle portrede asıl mesele, tarif edilmesi zor o psikolojik durumu yakalayabilmek. Teknik olarak kusursuz ama içi boş bir yüzün etkisi sınırlı kalıyor. Benim ilgimi çeken şey, figürü yalnızca estetik bir biçim olarak kurmak değil; onun bir karaktere dönüşmesini sağlamak. Rus realizminin bana öğrettiği şey de bu oldu.

BİTİRME TEZİ, ATİNA VEBASI

- Bitirme tezinde Hippokrat’ın Atina vebası sırasında bilimsel gözlemle çare arayışını ele alman dikkat çekici. Seni bu konuya çeken neydi?

Hem tarihsel dramatik yapı hem de insanın karanlık zamanlarda akla ve umuda tutunma hâli. Hippokratik yaklaşım, insanlık tarihinin en eski bilimsel düşünme biçimlerinden biri. Hastalıkları bâtıl korkularla değil, gözlem ve akılla anlamaya çalışması beni etkiledi. Pandemi sonrasında bu resmi yapmaya karar verdim. Çünkü o günlerde insanlara umut veren şeyin modern tıp ve özveriyle çalışan sağlık emekçileri olduğunu düşündüm. Doktor bir aileden geliyorum; bu çalışma biraz da onların mesleğine duyduğum saygının ifadesi oldu.

GÖRÜNENİN İÇİNDEKİ HAKİKAT

Alperen Argon’la konuşurken insanın zihninde şu cümle beliriyor: Resim, onun için görüneni çoğaltmanın değil, görünenin içindeki hakikati açığa çıkarmanın yolu. Repin geleneğinin tekniğine ve ciddiyetine yaslanıyor; ama asıl peşine düştüğü şey, figürü canlı bir karaktere dönüştüren iç gerilim.

Kaynağa Git

İlgili Haberler