Avrupa, son yılların en sıcak yazlarından birini yaşarken, iklim krizinin hukuki boyutu da giderek daha fazla tartışılıyor. İklim hukuku alanında çalışan uzmanların değerlendirmelerine yer veren The Conversation'da yayımlanan analiz, aşırı sıcakların yol açtığı ölümlerin artık yalnızca talihsiz hava olayları olarak değerlendirilemeyeceğini savunuyor. Uzmanlara göre, bilim insanlarının günler öncesinden uyarabildiği sıcak hava dalgalarına karşı gerekli önlemleri almayan kamu otoriteleri hukuki sorumlulukla karşı karşıya kalabilir.
"ÖNLENEBİLİR ÖLÜMLER"
İklim hukukçularına göre, sıcak hava dalgalarının etkileri artık büyük ölçüde öngörülebiliyor. Meteoroloji kurumları günler öncesinden alarm verirken, yaşlılar, kronik hastalar ve açık alanda çalışan milyonlarca kişi için riskler de önceden biliniyor. Buna rağmen serinleme merkezlerinin yetersiz kalması, sağlık sistemlerinin hazırlıksız yakalanması, kentlerde gölgelik alanların artırılmaması veya çalışma saatlerinin düzenlenmemesi gibi ihmallerin binlerce kişinin hayatına mal olabildiği ifade ediliyor. Bu nedenle bazı hukukçular, ölümle sonuçlanan aşırı sıcakların ardından yalnızca iklim değişikliğinin değil, kamu yönetimlerinin aldığı ya da almadığı kararların da yargı önünde incelenmesi gerektiğini savunuyor. Uzmanlara göre deprem veya sel felaketlerinde olduğu gibi, öngörülebilir risklere karşı önlem alınmaması durumunda hukuki sorumluluk doğabilir.
AVRUPA ALARM VERİYOR
Son haftalarda Avrupa'nın birçok ülkesinde sıcaklıkların 40 dereceyi aşması sağlık sistemlerini zorladı. Fransa'da yalnızca haziran ayındaki aşırı sıcaklarla bağlantılı iki binden fazla ek ölüm kaydedildiğine ilişkin ön veriler açıklanırken, ölümlerin büyük bölümünü 65 yaş üzerindeki kişiler oluşturdu. İspanya'da da sıcak hava dalgasının binden fazla can kaybıyla ilişkilendirildiği belirtilirken, uzmanlar gerçek sayının daha yüksek olabileceğini ifade ediyor. Avrupa'nın iklim değişikliğinden dünyanın birçok bölgesinden daha hızlı etkilendiğine dikkat çekilirken, kıtanın küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısındığı vurgulanıyor.
YENİ MÜCADELE ALANI
İklim davaları son yıllarda birçok ülkede artış gösterdi. Daha önce sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda hükümetler ve büyük şirketler aleyhine açılan davaların ardından şimdi benzer hukuki tartışmaların sıcak hava dalgaları nedeniyle yaşanan can kayıpları üzerinden yürütülmesi bekleniyor. Uzmanlara göre bir hükümetin iklim değişikliğini tek başına durdurması mümkün olmasa da vatandaşlarını bilinen risklerden koruyacak tedbirleri alma yükümlülüğü bulunuyor. Erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, kentlerin aşırı sıcaklara uygun şekilde dönüştürülmesi, hastanelerin hazırlanması ve çalışanların korunmasına yönelik önlemlerin alınmaması halinde kamu otoritelerinin sorumluluğunun mahkemelerde tartışılabileceği belirtiliyor.
YENİ DÜZENLEME ÇAĞRISI
Aşırı sıcaklar yalnızca halk sağlığını değil çalışma hayatını da etkiliyor. Avrupa'daki sendikalar, milyonlarca çalışanın sıcak stresine maruz kaldığını belirterek bağlayıcı yasal düzenlemeler talep ediyor. Gölgelik alan sağlanması, zorunlu dinlenme molaları, temiz suya erişim ve belirli sıcaklıkların üzerinde çalışmaların durdurulması gibi önlemlerin Avrupa genelinde standart hale getirilmesi isteniyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin fosil yakıt kaynaklı sera gazı emisyonları nedeniyle aşırı sıcakların hem daha sık hem de daha şiddetli yaşanmasına yol açtığı konusunda uzun süredir uyarıda bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası iklim kuruluşları da küresel ısınmanın etkilerinin artık günlük yaşamın her alanında hissedildiğini vurguluyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel