Dr. Merve Alagöz ile İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak tarafından hazırlanan çalışmaya göre, Formula 1’in Türkiye’ye yeniden dönmesi yalnızca bir spor organizasyonu olarak değil; turizmden teknolojiye, sermaye piyasalarından İstanbul’un küresel marka değerine kadar uzanan çok boyutlu ekonomik etkiler yaratabilir.

Turizmde yüksek çarpan etkisi öne çıkıyor
Çalışmaya göre, Formula 1 yarışları, düzenlendiği ülkelerde yalnızca birkaç günlük bir etkinlik olmanın ötesinde turizm hareketliliğini hızlandıran önemli bir ekonomik katalizör görevi görüyor. Küresel veriler, Formula 1 organizasyonlarının ev sahibi ülkelerde turist sayısını ortalama yüzde 22 artırdığını gösterirken, Türkiye’nin geçmiş İstanbul Grand Prix deneyimleri dikkate alındığında yarış hafta sonlarında turizmde yüzde 60,5’e varan sıçrama potansiyeli bulunuyor.
Özellikle yüksek gelir grubuna hitap eden Formula 1 organizasyonlarının oteller, restoranlar, havacılık ve lüks tüketim harcamaları üzerinden doğrudan döviz girdisi yarattığı belirtiliyor.
Otomotiv sektörü için teknoloji laboratuvarı olabilir
Çalışmada, Formula 1’in yalnızca spor değil, aynı zamanda otomotiv ve ileri teknoloji sektörleri açısından küresel bir Ar-Ge platformu olduğuna dikkat çekiliyor.
Pistlerde geliştirilen motor teknolojileri, aerodinamik sistemler, hafif malzeme teknolojileri ve veri analitiği çözümleri zaman içinde ticari otomotiv sektörüne aktarılıyor. Bu durumun Türkiye’de gelişmeye devam eden mobilite ekosistemi, yerli otomotiv üretimi ve teknoloji girişimleri açısından yeni fırsatlar yaratabileceği ifade ediliyor.
Borsa İstanbul’da sektör bazlı fiyat hareketleri görülebilir
Formula 1, finansal piyasalarda da etkiler yaratabilir. Küresel motor sporlarıyla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan otomotiv, ulaşım, havacılık ve teknoloji şirketlerinde organizasyon dönemlerinde kısa vadeli fiyat hareketleri oluşabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmada özellikle Formula 1 ile bağlantılı sponsorluk, lojistik ve turizm temalı sektörlerde piyasa oynaklığının artabileceği, bazı hisselerde asimetrik volatilite görülebileceği vurgulanıyor.
Yatırımcı çekebilir
Formula 1’in Türkiye’ye sağlayabileceği en stratejik katkılardan biri de İstanbul’un uluslararası finans merkezi olma hedefini desteklemesi olarak görülüyor.
Türkiye’nin Orta Koridor üzerindeki lojistik avantajı ile İstanbul Finans Merkezi projesinin, Formula 1 gibi küresel görünürlüğü yüksek organizasyonlarla desteklenmesi halinde uluslararası yatırımcı algısının güçlenebileceği belirtiliyor.
Dünya genelinde yaklaşık 425 milyon kişilik Formula 1 izleyici kitlesinin, Türkiye’nin küresel marka değerine katkı sunabileceği ifade ediliyor.
Sponsorluk harcamaları her zaman pozitif fiyatlanmıyor
Araştırmada sponsorluk tarafındaki finansal etkiler de incelenirken, küresel piyasalarda yüksek bütçeli Formula 1 sponsorluk anlaşmalarının şirket hisselerinde her zaman olumlu karşılanmadığı, yatırımcıların bu tür harcamaları zaman zaman maliyet ve verimlilik riski olarak değerlendirdiği belirtiliyor.
Büyük sponsorluk duyurularının açıklandığı gün şirket hisselerinde ortalama yüzde 0,94 seviyesinde negatif piyasa tepkisi gözlenirken, yarış kazanmanın sponsor şirket hisselerine istatistiksel olarak anlamlı bir katkı sağlamadığı ifade ediliyor.
Kamu maliyeti ve sürdürülebilirlik riski bulunuyor
Çalışmada organizasyonun ekonomik katkısına rağmen risk unsurlarına da dikkat çekiliyor.
Formula 1 gibi “mega organizasyonların” yüksek altyapı ve kamu maliyetleri oluşturabildiği, sürdürülebilir ekonomik model kurulmadığı takdirde uzun vadeli büyüme katkısının sınırlı kalabileceği belirtiliyor.
Akademik araştırmalar, Formula 1’in kısa vadede turizm ve tüketim harcamalarında güçlü bir artış yaratsa da bölgesel ekonomik büyümede her zaman kalıcı sonuç üretmediğini gösteriyor.
Kısa süreli etkinlik mi, uzun vadeli ekonomik kaldıraç mı?
Alagöz ve Özdurak’a göre, Türkiye açısından temel sorun, Formula 1’in yalnızca birkaç günlük spor etkinliği olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği.
Analizde, Formula 1’in turizm, teknoloji, sermaye piyasaları ve İstanbul’un küresel finans merkezi hedefiyle entegre edilmesi halinde Türkiye ekonomisi için uzun vadeli stratejik bir kaldıraç haline gelebileceği sonucuna varılıyor.