Ana içeriğe geç

Danıştay'dan vergi mükellefleri için 6 karar: 'İstanbul'da KDV var, İstanbul dışında KDV yok' görüntüsü

Danıştay 3. Dairesi'nden vergi mükelleflerini ilgilendiren 6 önemli kararı inceleyen Dünya gazetesi yazarı, örtülü sermaye faizi ve KDV konusundaki ikileme değinerek "Aynı hukuki olay için fiilen 'İstanbul'da KDV var, İstanbul dışında KDV yok' görüntüsü ortaya çıkmakta" dedi.

Danıştay'dan vergi mükellefleri için 6 karar: 'İstanbul'da KDV var, İstanbul dışında KDV yok' görüntüsü
Odatv
16

Danıştay’ın verdiği kararlar, hem mükellefler hem de ida­re açısından önemli sonuçlar do­ğuruyor. Dünya gazetesinden Zeki Gündüz'ün "Danıştay 3. Daire'den 6 karar" başlıklı yazısına göre idarenin uzun süre yar­gı kararlarını görmezden gelerek kendi yorumundaki ısrarı veya Danıştay daireleri arasında gö­rüş ayrılıkları mükellefleri güç durumda bırakabiliyor.

1 Örtülü sermaye fa­izi KDV'ye tabi mi? (E.2024/2284, K.2025/4551) : İstanbul’da evet, diğer illerde hayır…

İlişkili şirkete kullandırılan ve örtülü sermaye sayılan krediler ne­deniyle hesaplanan faiz gelirinin KDV'nin konusuna girip girmediği uzun süredir tartışılıyor.

Danıştay 3. Daire, örtülü sermaye nedeniyle faizlerin kurumlar vergi­si bakımından kâr payı sayılması­nın yalnızca Kurumlar Vergisi Ka­nunu'nun kendi sistematiği içinde sonuç doğurduğunu; bu hukuki nite­lendirmenin KDV bakımından oto­matik olarak geçerli olmayacağını belirtti. Daireye göre ilişkili şirke­te finansman sağlanması ekonomik anlamda bir hizmet ifasıdır ve bu ne­denle KDV'ye tabidir. Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin mükellef lehine verdiği kararlar bozuldu.

Ancak konu burada bitmiyor.

"İSTANBUL'DA KDV VAR, İSTANBUL DIŞINDA KDV YOK"

Danıştay 9. Dairesi aynı konu­da farklı bir sonuca ulaşmış; örtülü sermaye kapsamında kâr payı sayı­lan faizlerin KDV'ye tabi tutulama­yacağı yönünde kararlar vermiştir. Daha da önemlisi, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu da bu yakla­şımı benimseyerek örtülü serma­ye nedeniyle kâr payı sayılan faizle­rin KDV'nin konusuna girmediği yö­nünde kararlar vermiştir.

Dolayısıyla bugün ortaya ilginç bir tablo çıkmış durumda. İstanbul mü­kellefleri için Danıştay 3. Dairesinin yaklaşımı nedeniyle KDV yönünde kararlar çıkarken; Danıştay 9. Dai­resinin görev alanındaki uyuşmaz­lıklarda ise tam tersi sonuca ulaşıla­bilmektedir. Başka bir ifadeyle aynı hukuki olay için fiilen "İstanbul'da KDV var, İstanbul dışında KDV yok" görüntüsü ortaya çıkmaktadır.

Üstelik İstanbul Bölge İdare Mah­kemelerinin Vergi Dava Daireleri Kurulunun benimsediği içtihada da­yanarak, KDV yoktur şeklinde karar­larında direnmesi halinde uyuşmaz­lığın yeniden Vergi Dava Dairele­ri Kurulu önüne gitmesi ve Kurulun önceki içtihadını koruması halinde de sonucun yeniden mükellef lehine şekillenmesi de mümkündür.

Burada en önemli sorun mükellef­lerin durumudur. İçtihat farklılıkla­rının olduğu böyle bir durumda mü­kellefe ceza uygulanması, gecikme faizi istenmesi ne derece doğru ve adil olur sorusu ortadadır.

2 Estetik amaçlı operasyonlar­da KDV oranı (E.2023/1822, K.2025/4509)

İdare, estetik amaçlı operasyon­ların genel KDV oranına tabi olması gerektiğini savunuyordu.

Danıştay ise insan sağlığına yö­nelik tedavi ve rehabilitasyon hiz­metleri kapsamında değerlendiri­lebilecek estetik operasyonların, yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından sunulması şartıyla indirimli KDV oranından yararlanabileceğine ka­rar verdi. Tarhiyatın KDV oranına ilişkin kısmı bu nedenle mükellef lehine bozuldu.

Karar, estetik işlemin niteliğinin yalnızca görünüşe göre değil, sağlık hizmeti kapsamında değerlendiri­lip değerlendirilemeyeceğine göre belirlenmesi gerektiğini ortaya ko­yuyor.

"PİŞ­MANLIKLA VERİLEN BEYANNAMELERİN BU İNDİRİME ENGEL OLUŞTURMAZ"

3 Pişmanlıkla verilen ÖTV beyannamesi, uyumlu mükellef indirimi­ni bozar mı? (E.2024/3512, K.2025/255)

Mükellef, Gelir Vergisi Ka­nunu'nun mükerrer 121. mad­desindeki vergiye uyumlu mükellef indiriminden ya­rarlanmak istemiş; idare ise pişmanlıkla verilen bir ÖTV beyannamesini indirim şartla­rının ihlali saymıştı.

Danıştay 3. Daire ilk derece ve isti­naf mahkemelerinin mükellef lehine verdiği kararları onadı ve pişmanlık­la verilen beyannamenin tek başına vergiye uyumlu mükellef indirimini ortadan kaldırmayacağını bir kez da­ha teyit etti.

Aslında bu karar yeni bir yaklaşım ortaya koymuyor. Aynı yönde çok sayıda Danıştay kararı bulunuyor. Üstelik Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde de piş­manlıkla verilen beyannamelerin bu indirime engel oluşturmayacağı açıkça düzenlenmiş durumda.

Bu nedenle artık idarenin bu ge­rekçeyle tarhiyat yapmaktan ve ver­giye uyumlu mükellef indirimini reddetmekten vazgeçmesi gereki­yor. Kanun hükmü ve yerleşik yargı kararlarına rağmen aynı ihtilafların sürdürülmesi hem mükellef hem de idare açısından gereksiz dava yükü oluşturuyor.

4 İndirimli kurumlar vergisin­de teşvik belgesinin kapsamı (E.2023/7559, K.2025/4435)

Bir römorkör ve kılavuzluk şirke­ti, pilotaj ve palamar hizmetlerin­den elde ettiği kazanç için de indi­rimli kurumlar vergisi uygulanma­sını talep etti.

Yatırım teşvik belgelerinde yatı­rım konusu yalnızca "deniz ve kıyı taşımacılığı" olarak yer alıyordu.

Danıştay, indirimli kurumlar ver­gisinin teşvik belgesinde açıkça be­lirtilen faaliyetlerle sınırlı uygula­nabileceğini; pilotaj ve palamar hiz­metlerinden elde edilen gelirlerin belge kapsamında değerlendirileme­yeceğini belirterek mükellef lehine verilen kararı bozdu.

Karar, yatırım teşvik belgelerinin kapsamının genişletici yorumlana­mayacağını bir kez daha ortaya ko­yuyor.

5 Dar mükellefe alan adı ve su­nucu kiralama ödemesi ile mukimlik belgesi (E.2023/4701, K.2025/334)

Dar mükellef yabancı kuruma ya­pılan sunucu ve alan adı kiralama bedelleri üzerinden stopaj yapılma­mış, ayrıca mukimlik belgesi de ib­raz edilmemişti.

Danıştay, bu ödemelerin Kurum­lar Vergisi Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında tevkifata tabi olduğunu; mukimlik belgesi bulunmadığından Çifte Vergilendirmeyi Önleme An­laşması hükümlerinin uygulanama­yacağını kabul etti.

"VERGİ ANLAŞMALARINDAN YA­RARLANMANIN TEMEL ŞARTI"

Buna karşılık vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmı bakımından ise 7338 sayılı Kanun'la getirilen lehe düzenleme dikkate alı­narak ceza yönünden mükellef lehi­ne bozma kararı verildi.

Karar, mukimlik belgesinin ulus­lararası vergi anlaşmalarından ya­rarlanmanın temel şartı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

6 KKEG'e ilişkin yükleni­len KDV indirilebilir mi? (E.2023/9772, K.2025/4485)

Gümrüksüz satış mağazaları işle­ten bir şirket, loca kullanım bedeli ile çeşitli dernek ve kuruluşlara öde­diği aidat ve katkı payları nedeniyle yüklendiği KDV'yi indirim konusu yapmıştı. Danıştay, bu harcamala­rın kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olduğunu ve bunlara iliş­kin yüklenilen KDV'nin de indirim konusu yapılamayacağını belirterek mükellefin temyiz istemini reddetti.

Karar, Kanunen Kabul Edilme­yen Giderler (KKEG) niteliğindeki harcamalara ilişkin KDV indirimi konusunda yerleşik yaklaşımın de­vam ettiğini gösteriyor.

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler