Ekonomi dediğimizde akla ilk gelen konuların başında hayat pahalılığı geliyor. Markete giden, faturasını ödeyen vatandaş, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayan herkes artık enflasyonun ne olduğunu biliyor. Artan ve azalan fiyatlara bakacak olursak, günlük hayatta artık herkes rakamlarla enflasyonu hissediyor. Ancak ekonomiyi değerlendirirken bakılan bir veri bazen yanıltıcı sonuçlar doğurabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı. Enflasyon yıllık bazda yüzde 32,61 olarak gerçekleşti. Enflasyon oranı hala yüksek. Tabi ki yüzde 30’un üstünde gelen bir enflasyon normal bir enflasyon olarak değerlendirilemez. Ancak burada dikkat çekmek istediğim konu birkaç yıl önce yüzde 70’leri, 80’leri konuşuyorduk. Bugün geldiğimiz noktada çok daha düşük oranlardan bahsetmek mümkün. Türkiye bugün enflasyonu çok daha düşük seviyelere getirdi.
Aylık enflasyon ise yüzde 1,71 seviyesinde gerçekleşti. Bu fiyat artış hızında bir yavaşlama olduğunu bizlere gösteriyor. Elbette vatandaşın cebine yansımaları ve etkileri uzun vadede olacak fakat açıklanan veriler ekonomi yönetiminin uyguladığı politikalarının sonuç verdiğini gösteriyor.
Ekonomide bir diğer önemli göstergelerden biri de yine geçtiğimiz günlerde açıklanan büyüme verileri oldu. Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdü. Oran biraz düşük olabilir fakat çevremiz yangın yeri iken Türkiye’nin hala büyüdüğü görmek başlı başına önemli bir başarıdır.
Dünyada yaşanan savaşlar, ticaret savaşları, krizler, bölgesel gerilimler baş gösterirken böyle bir dönemde Türkiye’nin yüzde 2,5 oranında büyümesi önemli bir veri.
Bir diğer dikkat çekmek istediğim konu ise Türkiye’nin 23 çeyrektir kesintisiz büyüyor olması. Milli gelir yıllıklandırılmış olarak 1,6 trilyon doları aşmış durumda. Bu rakam Türkiye’nin geldiği noktayı bizlere gösteriyor. Büyümenin devam etmesi demek üretim, yatırım ve ihracatında düzenli olarak sürdüğünü ifade eder. Fabrikalar çalışmazsa, yatırımlar devam etmezse ve işletmeler üretim yapamaz hale gelirse, işte orada üzerine düşünülmesi gereken birçok sorun var anlamına gelir.
Yine geçtiğimiz günlerde işsizlik rakamları açıklandı. Nisan ayında işsizlik oranı yüzde 8,2 olarak gerçekleşti. Türkiye uzun yıllarda çift haneli rakamlarla mücadele ediyordu. Geldiğimiz noktada işsizlik rakamlarının tek haneye düşmesi ekonomik dayanıklılığın göstergesi diyebiliriz.
İşsizlik rakamlarında dikkat çekmek istediğim başlık ise genç işsizlik oranları. Özellikle genç işsizlik verilerinde bir düşme olduğunu görüyoruz. Son verilerde genç işsizlik rakamı yüzde 14,5 seviyesine geriledi. Bu iş gücünde yeni fırsatların oluştuğunu gösterir. Daha yapılacak çok iş, gidecek çok yol var ama genel itibari ile rakamlar ekonomi yönetiminde doğru yolda ilerlediğimizi anlatıyor.
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri enflasyon. Vatandaşın alım gücünü artırmak başlı başına bir görev olarak karşımızda duruyor. Enflasyonu istikrarlı ve kalıcı olarak düşürmek ekonomi yönetiminin dikkatle üzerinde durması gereken başlıkların en önemlisi. Bir taraftan enflasyonla mücadele edilirken diğer taraftan büyümenin ve istihdamın korunması hedefleniyor
Geçmişte birçok başarısız program uygulandı. Enflasyon düşerken, ekonomi küçüldü ve işsizlik arttı. Bugün ise büyümenin devam ettiği, büyüme devam ederken işsizliğinde tek hanede tutulduğu bir süreci görüyoruz. Ekonomi yönetimi bu kapsamda hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Sonuç olarak açıklanan veriler Türkiye ekonomisinde sorunların tamamen çözüldüğünü göstermiyor. Ancak enflasyon gerilemeye devam ettiği, işsizliğin kontrol altında tutulmaya çalışıldığı ve dünyada birçok krize rağmen Türkiye’nin büyümesini sürdürdüğü bir noktadayız. Vatandaşın beklentisi açıklanan verilerin biran önce günlük hayata yansıması. Önümüzdeki günlerde enflasyon daha da düştükçe bu olumlu gelişmelerin vatandaşın cebine daha fazla yansıması mümkün olacaktır. Rakamlar bize hedeflere yaklaşıldığını ve bu zorlu küresel şartlara rağmen Türkiye’nin doğru yolda olduğunu gösteriyor.