Komedyen Deniz Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği ve dini değerleri alenen aşağıladığı gerekçesiyle tutuklandı; Tekirdağ’daki Karatepe Cezaevi’ne konuldu.
Hem de hakkında soruşturma açıldığını bile bile yurda dönmüşken!
Yani kaçma ihtimali sıfırken…
“Tutuksuz yargılanması” mümkünken…
Kendisini gözaltına alan polisler, beş kez “yeni baştan” alarak çektiler ters kelepçeli fotoğrafını…
Sadece sırtı, sırt çantası, kelepçesi görülüyordu.
O, kendisini cezaevinde ziyaret eden Özgür Özel’e, “Önden çektiler ama o pozları servis etmemişler… Gülüyordum çünkü” diye açıkladı bu durumu…
CHATGPT’YE SORDUM!
Peki; Deniz tutuklandı diye oturup bekleyecek miyiz?
Kimse, özellikle de Deniz kusura bakmasın ama teknoloji o kadar gelişti ki buna gerek kalmadı.
Bilgisayarın başına geçtim, “Deniz Göktaş’ın yerinde olsaydın, bugün içeride nasıl bir yeni gösteri metni hazırlardın?” diye sordum.
Yanıt 21 saniyede geldi…
ChatGPT’ye göre Deniz Göktaş’ın “Kapalı Gişe” isimli yeni gösterisinin metni şöyle başlayabilirmiş:
KAPALI GİŞE, GİRİŞ
“Merhaba arkadaşlar...
Öncelikle gösteriye geldiğiniz için teşekkür ederim.
Ben biraz geç kaldım.
Çünkü devlet beni özel bir salonda ağırlıyor.
Her komedyene nasip olmaz.
Ben turneye çıkmadım...
Turne bana geldi.
İÇERİDE-DIŞARIDA!
Eskiden insanlar gösteri sonunda fotoğraf çektirirdi.
Şimdi parmak izi alıyorlar.
İmza günü vardı.
Şimdi ifade günü var.
İnsan kariyerinde yükseldiğini böyle anlıyor galiba.
EN TEHLİKELİ MESLEK!
Komedyen olmak zor meslek.
Mühendis köprü yapar.
Doktor ameliyat yapar.
Ben cümle kuruyorum.
En tehlikeli meslek benimki çıkıyor.
Demek ki kelimeler sandığımızdan güçlü.
Ya da biz sandığımızdan güçsüzüz.
TEKNİK EKİP DEĞİŞTİ!
Burada zaman geçirmek ilginç.
Sabah kalkıyorsun.
Yan hücredeki tutuklu soruyor:
"Bugün programın ne?"
Diyorum ki:
"Bilmiyorum.
Savcı sürpriz hazırlamış olabilir."
Hayatım Netflix dizisine döndü.
Ama senaristi sürekli değişiyor.
Eskiden gösteri öncesi ses kontrolü yapılırdı.
"Bir, iki... Ses geliyor mu?"
Şimdi avukat arıyor:
"Bir, iki... Dosya geliyor mu?"
Teknik ekip değişti.
EN ŞAŞIRDIĞIM ŞEY!
Biliyor musunuz; biz komedyenler aslında çok yanlış anlaşılmış insanlarız.
Biz dünyayı değiştireceğimizi düşünmeyiz.
Sadece iki saatliğine insanların canı sıkılmasın isteriz.
Ama bazen iki saat güldüren insanlar...
İki yıl konuşuluyor.
Cezaevinde en çok şaşırdığım şey şu oldu.
Dışarıda herkes birbirine, "Abi dikkat et" diyordu.
İçeride herkes, "Abi rahat ol" diyor.
Burada insan en çok nerede korkacağını değil...
Kimin yanında korkmayacağını öğreniyor.
YASAKLANDIKÇA BÜYÜYOR!
Ben çıkınca yine sahneye devam edeceğim.
Çünkü mizah tuhaf bir şey.
Yasaklandıkça büyüyor.
Fısıldandıkça çoğalıyor.
Ve insanlar en çok...
Gülmenin zor olduğu zamanlarda gülmeye ihtiyaç duyuyor.
O yüzden...
Ben içeride gösterinin provasını yapıyorum.
Prömiyer dışarıda.
Hepinizi beklerim.”
FİKRİ YOKMUŞ!
Yazdığı bu metni bir kenara koyup bir soru daha sordum kendisine:
“Sen nasıl karşılıyorsun Deniz’in tutuklanmasını?”
“Benim kişisel görüşlerim yok” diye yanıt verdi…
Ne yalan söyleyeyim; ben bu yanıtı, olayın üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesine karşın hala iki satırlık bir açıklama yapamayan çok meşhur komedyenlerimizin tavrına benzettim.
Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, Beyazıt Öztürk, Hasan Can Kaya…
ChatGPT’ye haksızlık etmeyeyim; o en azından “Benim kişisel görüşlerim yok” diyebilecek kadar cesur…
Bizimkilerde o kadarı bile yok…
Artık ne korkusuysa?