Özel sektör ve mülakat mağduru öğretmenlerin Ankara’da 14 Haziran’da başlattığı bu direniş iki farklı eğitimci grubunu bir araya getirdi. Birbirlerinin farklı taleplerini ortak hak arayışında buluşturan öğretmenler, eylemlerinin 4’üncü açlık grevlerinin ise 3’üncü gününü geride bıraktı. Dün Meclis’in Çankaya Kapısı önünde bir araya gelirken 14 öğretmen darbedilerek gözaltına alındı. Ancak başta İstanbul, İzmir ve Muş olmak üzere ülkenin dört bir noktasından gelerek başkentte bir araya gelen eğitimciler, gözaltılara ve baskılara karşı mücadelelerinde ısrarcı.
En temel haklarından, geleceklerinden ve hayallerinden devlet eliyle alıkonulan öğretmenlerin kararı ise ortak: Haklarını alana dek eve dönüş yok.
İNSANCA YAŞAYAMIYORUZ
İzmir’de 5 yıldır özel sektörde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Gizem Salata, eylemin ilk günden bu yana Ankara’da olduğunu vurguladı. Her iş görüşmesinde patronların sömürüyü “Öğretmenlik kutsaldır” söyleminin arkasına sakladığını vurgulayan Salata, “Her iş görüşmesine gittiğimizde bizden asgari ücret ya da asgari ücretin altına maaşla çalışmamızı bekliyorlar. Özel sektörde 10 ay sözleşme ile çalıştırılıyoruz, bu nedenle yazları işsiz oluyoruz” dedi. Yaz aylarında sivil toplum kuruluşlarında, marketlerde ve otellerde çalışmak zorunda kaldığı dönemler olduğunu söyleyen Salata, “En son yaz ayı için iş görüşmesine gittiğim kurs merkezi bana 25 bin TL maaş teklif etti. Ben 25 bin maaşla kiramı, faturalarımı nasıl ödeyebilirim, insanca nasıl yaşayabilirim?” dedi.
Mezun olduğu ilk yıl Adana’da iş aradığı sırada büyük bir umutsuzluğa kapıldığını vurgulayan Salata, “Yeni mezunum, iş bulamıyordum, bulursam çok komik rakamlar teklif ediliyordu, sigorta yatırılmıyordu yatırılsa da eksik oluyordu. İlk defa o zaman örgütlendim. Kendimi güçlü hissettiğim, yalnız olmadığımı öğrendiğim bir süreçti” ifadelerini kullandı.
Çalıştığı kurumdan 45 bin TL maaş aldığını ifade eden Salata geçimini sağlamakta zorlandığını ve ev arkadaşıyla yaşamak zorunda olduğunu ifade etti. Salata şöyle konuştu: “Evimin kirası 22 bin TL, faturalarla beraber gider artıyor. Kredi kartı borçlarım var. Bu yüzden de ek işlere gittiğim de oldu. Bir tane giyim mağazasında sayım işi vardı, ek iş olarak onu yaptığım da oldu. Tek başımıza bile yaşayamıyoruz, illa bir ev arkadaşı bulmak ya da ailemizin yanına dönmek zorunda kalıyoruz.”
HAKKIM YENİLDİ
Mülakat mağduru Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Yasemin Yıldırım ise kendi branşında 796 kontenjan açıldığını KPSS puanı ile 756’ncı sırada olduğunu vurguladı. Yıldırım, mülakatla birlikte sıralamasının 918’e geriletilerek kontenjan dışına itildiğini belirtti. Yarım saatte yıllardır verdiği emeklerin yok sayıldığını söyleyen Yıldırım, “Eğer hakkım yenilmeseydi ben öğrencilerime karne verecektim. Yaşadığımız, mecbur bırakıldığımız bu süreç çok yıpratıcı, dört duvar arasında verdikleri sözler hiç verilmemiş gibi davranılıyor” dedi.
2018 yılından bu yana atamasının yapılmadığını vurgulayan Yıldırım, “Ben başarımla cezalandırıldım. Özel sektörde de çalıştım ama paramı eksik verdiler, hakkımı yediler. Mağduriyeti orada da yaşadım. Sonra kendimi KPSS’ye verdim ama orada da hakkım yendi” diye konuştu. Yıldırım, “Hâlâ ailemle yaşıyorum ve bu daha da ağırıma gidiyor çünkü ailemin eline bakıyorum. Kendi ayakları üzerinde duracak bir yaştayım ve aileme mecburum. Mesleğime aşık olduğum için kendimi başka bir yerde de görmek istemiyorum, o yüzden bu inadım, bu mücadelem” ifadelerini kullandı.
Yıldırım son olarak şöyle konuştu: “Ben öğrencilerimin hayatına dokunmak, onların başarılarına tanıklık etmek istedim. Bu sadece bir meslek değil yani bir ideal. Yani öğrencilerimle hem başarılı olsun, hem iyi bir insan olsun... Ben hayallerimin tamamen çalındığını hissediyorum.”