Bir kurban bayramını daha idrak ettik efendim. Her bayram farklı yönleriyle öne çıkıyor. Bu bayramın özelliği “kurban” olayı. Eskiden uluorta kesilirdi zavallı hayvanlar. Bu yüzden benim çocuklardan biri hâlâ koyun eti yemez. Bayram günü, koyunu keserlerken denk gelmiş. Her bayram, acemi kasaplar kurban yerine kendilerini ufak ya da büyük çaplı doğrarlar.
Her bayram, kesileceğini anlayan ve fırsatını bulan akıllı bir kısım hayvan kaçar. Onların kovalanması, yakalanması televizyoncular için iyi haberdir. Hayvan pazarları dolar, boşalır. Hayvancıklar oradan oraya nakledilir. Hatırlıyorum da bir boğa, bir bayramda kendini denize atmış ve uzun süre kıyıya paralel yüzerek kaçmıştı. Ama, karaya çıktığı yerde yakaladılar. Hâlâ üzülürüm.

Bu manzaralar eşliğinde, evlerde de ayrı bir telaş. Artık kurban, kesildiği yerde temizlenip, parçalanıp eve getiriliyor. Bu bakımdan kadınların işi kolaylaştı. Bir yandan dağıtım ayarlanırken, bir yandan kavurmalar ocağa konuluyor. Yanında envaiçeşit eşlikçi. Günümüz modası, sosyal medyadan yapılan bayram paylaşımları.
Umarım, kesilen kurbanlar yerini buluyor ve yoksullara bir şekilde ulaşıyordur, diyeceğim ama gördüğüm kadarıyla bu da biraz zor. Kimisi dağıtacak yer bulamıyor, aramıyor da pek. Kimisi de zaten yıllık etini kurban adı altında toptan alıp, buzlukta depoluyor. Yani, kurban ibadetinin ancak kısmen hedefine ulaştığı söylenebilir, iyimser olursak. E, o zaman “hayvanların suçu ne?” diye sormakta haksız değiliz.
Sadık Okurunuz
Kırk beşini aşkın
Meserret Taşkın