ADHD, dikkat, dürtü kontrolü ve organizasyon becerilerini etkileyebilen nörogelişimsel bir durum olarak tanımlanıyor. Uzun yıllar boyunca çoğunlukla erkek çocuklarla ilişkilendirilen bu durumun kadınlarda farklı seyredebildiğini gösteren bulgular ise son yıllarda giderek daha fazla dikkat çekiyor.
Özellikle regl döngüsü, gebelik ve doğum sonrası dönem gibi hormonların değiştiği yaşam evrelerinde belirtiler daha görünür hale gelebiliyor. Yeni yayımlanan bir araştırma da ADHD’li kadınların bu dönemlerde daha fazla üreme ve ruh sağlığı sorunu bildirdiğini ortaya koydu.

REGL DÖNGÜSÜNDE FARK BELİRGİNLEŞTİ
Araştırmada ADHD tanısı bulunan kadınların, tanısı olmayan kadınlara kıyasla düzensiz regl döngüleri ve daha yoğun regl öncesi belirtiler bildirme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. Ruh halinde dalgalanmalar, kaygı, yorgunluk ve odaklanma güçlüğü gibi şikayetlerin de daha sık raporlandığı belirtildi.
Araştırmacılar ayrıca regl öncesi dönemde ortaya çıkan belirtilerin ADHD’li kadınlarda daha ağır seyredebildiğine dikkat çekti. Daha önceki çalışmalarda da günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebilen şiddetli regl öncesi belirtilerin ADHD’li kadınlarda çok daha yaygın görüldüğü bildirilmişti. Bu fark, bilim insanlarının son yıllarda konuya daha fazla odaklanmasının nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

HORMONLAR TABLOYU DEĞİŞTİREBİLİYOR
Bilim insanlarına göre bu ilişkinin merkezinde hormonlar yer alıyor olabilir. Özellikle östrojen hormonunun, dikkat, motivasyon ve duygu düzenlenmesinde görev alan dopamin sistemiyle etkileşim içinde olduğu biliniyor.
Bu nedenle regl öncesi dönem, doğum sonrası süreç ve menopoz geçişi gibi hormon seviyelerinin değiştiği zamanlarda bazı kadınlarda dikkat sorunları, unutkanlık, zihinsel dağınıklık ve duygu durum değişiklikleri daha belirgin hissedilebiliyor. Ancak uzmanlar, bu ilişkinin kesin mekanizmalarının henüz tam olarak açıklanamadığını ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

GEBELİK VE DOĞUM SONRASI DÖNEM DİKKAT ÇEKTİ
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de gebelik ve doğum sonrası döneme ilişkin sonuçlar oldu. ADHD’li kadınların planlanmamış gebelik bildirme oranlarının daha yüksek olduğu ve doğum sonrası depresyon belirtilerini daha sık bildirdikleri görüldü.
Önceki araştırmalarda da doğum sonrası depresyon belirtilerinin ADHD’li kadınlarda daha sık bildirildiği gösterilmişti. Uzmanlar, bu bulguların tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli olmadığını ancak kadın ruh sağlığı açısından dikkate alınması gereken bir tablo ortaya koyduğunu belirtiyor.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların ADHD’nin bu sorunlara doğrudan neden olduğunu göstermediğinin altını çiziyor. Ancak bulgular, kadınların yaşamlarının farklı dönemlerinde ADHD’nin göz önünde bulundurulmasının önemli olabileceğine işaret ediyor.

ADHD KADINLARDA FARKLI GÖRÜNEBİLİYOR
Uzmanlara göre ADHD kadınlarda her zaman dışa vurulan hiperaktivite ile ortaya çıkmıyor. Belirtiler çoğu zaman unutkanlık, zihinsel dağınıklık, organizasyon güçlüğü, içsel huzursuzluk ve duygusal dalgalanmalar şeklinde görülebiliyor.
Bu nedenle birçok kadın belirtilerini stres, yoğun yaşam temposu veya kişilik özellikleriyle ilişkilendirerek yıllarca tanı almadan yaşayabiliyor. Son yıllarda artan araştırmalar da ADHD’nin kadınlarda erkeklerden farklı görünebildiğini ve hormonal dönemlerin bu belirtileri daha görünür hale getirebildiğini gösteriyor.