Siyasetçiler gelecekteki kendi pozisyonlarına uygun tavır almaya çalıştıkları için yeni parti kararı “pat” diye alınamıyor. Tabii bir de CHP’den ayrılmayı meşru kılacak gerekçelere de ihtiyaçları var. Sorun sadece burada da değil, kurulacak yeni partinin nereye konumlanacağı da bir başka tartışma konusu.
CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararının ardından ortaya çıkan tartışmalar hız kesmeden sürüyor.
Bu tartışmaları sadece CHP tarafından görüp, okumak nasıl yanıltıcı olacaksa, “halk bıktı, kuralım bir yeni parti; iktidar olalım. En az yüzde 60 oyumuz var” yaklaşımı da o kadar yanıltıcı görünüyor.
Açalım…
“Yeni Parti” ki adı bu olacak sanırım, öncelikle parti ayırımı gözetmeksizin muhalif çevrelerin ısrarla gündemde tuttukları bir konu. Taban ya da seçmen baskısı yeni parti kurma düşüncesi içindeki siyasetçileri harekete geçmeye zorluyor. Ancak iş gelip CHP’den ayrılıma kararı vermeye dayanınca türlü çeşitli yorumlar ortaya çıkıyor. Siyasetçiler gelecekteki kendi pozisyonlarına uygun tavır almaya çalıştıkları için yeni parti kararı “pat” diye alınamıyor. Tabii bir de CHP’den ayrılmayı meşru kılacak gerekçelere de ihtiyaçları var… Sorun sadece burada da değil, kurulacak yeni partinin nereye konumlanacağı da bir başka tartışma konusu…
İmamoğlu, Özel ve Yavaş’ın bakış açıları birbirinden farklı
Misal Ekrem İmamoğlu ve çevresinin Türkiye’nin doğusunu, batısını, kırsalını ve kentini kapsayan, dört eğilimi birleştiren geniş tabanlı bir merkez parti modeli arzuladığı söyleniyor. Yine bu çevre yeni partinin bir an önce kurulmasını istiyor.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in ise İmamoğlu’nun istediği bu ANAP modeline mesafeli olduğu ve daha çok sosyal demokrat sembollerin ve Atatürkçü çizgilerin ağır bastığı bir parti modelini savunduğu ileri sürülüyor. Önümüzdeki günlerde Özel’i destekleyen kimi milletvekilleri ve belediye başkanlarına yönelik adli kararlar da alınacak kararları büyük oranda etkileyecek gibi görünüyor.
Öte yandan muhalif kesimin “İmamoğlu olmazsa Yavaş aday olur” diye baktığı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı biraz daha farklı düşünüyor.
Mansur Yavaş geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada şöyle dedi:
Maalesef evrensel hukuk kuralları devre dışı bırakıldı.
“Masumiyet karinesi yok sayıldı.
Yargıtay ve Sayıştay kararları yok sayıldı.
Bize gelen müfettişler 2019 sonrasına bakalım öncesini boş verin diyor. Neden 2019 öncesi yani AKP devrini araştırmıyor sunuz? dediğimiz de talimat öyle diyorlar!
Bu ülke bu şartlarla yönetilemez. Atatürk’te birleşmek zorundayız.
Bütün Atatürkçülerin bir çatı altında toplanması zarurettir. Yapılacak tek şey kaldı: CHP, Zafer, İyi Parti birleşmeli, ülkeyi federalizme sürükleyip parçalamak isteyen AKpkk ittifakından kurtulmalıyız.”
Bu açıklama İmamoğlu ve Özel çevrelerine yapılmış bir öneri mi yoksa Yavaş’ın kendisi için oluşturduğu bir yol haritası mı henüz net değil. Ancak her halükarda bu önerinin ne İmamoğlu’nun bir tür yeni ANAP kurulması yaklaşımına ne de Özel’in sosyal demokrat ağırlıklı parti yaklaşımına benzemediği aşikar.
Unutmadan, yeni parti tartışmaları içinde aktif bir rol almaya çalışan Muharrem İnce’nin de kendi adaylığı da dahil olmak üzere her türlü pazarlık içine girmeye çalıştığını ekleyelim.
Gelelim CHP’nin mevcut yönetimine… Kemal Kılıçdaroğlu hem parti yönetimini oluşturmaya çalışıyor hem de kendisi ve partisi hakkında oluşturulan olumsuz imajı düzeltmeye yönelik adımları planlıyor. Görevden uzaklaştırılan CHP yönetiminin bütün eleştirisi, baskısı ve hatta yıpratma çabalarına karşı mevcut CHP yönetimi serinkanlı duruşunu devam ettirdikçe ve kurulacak yeni partinin ne menem bir parti olacağı netleşmedikçe partililerin hiç olmazsa büyücek bir kısmı yavaş yavaş düne kadar eleştirdikleri Kılıçdaroğlu’nun yanında durmaya başlayacaklar. Bunun örneğini Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun ‘Anneni mi seviyorsun, babanı mı seviyorsun?’ diye soruyorlar. Benim cevabım, ‘Ben ailemi seviyorum’ oluyor" sözlerinde görüyoruz. Bu sözler doğrudan mevcut parti yönetimine bir destek sayılmayabilir belki ama kişilere değil CHP’ye sahip çıkmak refleksinin önümüzdeki günlerde giderek artan bir eğilime dönüşeceğini göreceğiz.
Yepyeni bir ittifakın ipuçları
Dönelim yazının başındaki “yüzde 60 oyumuz var” iddiasına…
CHP’den ayrılarak yeni parti kurma düşüncesindeki siyasetçilere geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi’nin öncülüğünde İstanbul Çırağan Sarayı’nda Gelişen 8 Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 29. kuruluş yıl dönümüne ilişkin programı hatırlatmak isterim. O toplantıda yan yana gelen Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Gelecek Partisi, Deva Partisi Genel Başkanları 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile verdikleri fotoğrafta yepyeni bir ittifakın da ipuçlarını kayda geçirdiler. Bu partiler de AK Parti iktidarından özellikle ekonomik açıdan şikayetçi olan kitlelerin oylarına talipler. Sizce bir AK Parti seçmeninin mevcut iktidara yönelik itirazını, eleştirisini göstermek için tercih edeceği adres bu partilerin oluşturduğu bir ittifak mı yoksa CHP’den ayrılan siyasetçilerin oluşturduğu yeni parti mi olur?