Fatih Altaylı “Ahbap” derneği ile ilgili ilk fişeği attığı zaman içimde bir şey “Eyvah” dedi…
Son yıllarda oluşturmayı başardığımız belki de “tek ortak duygu” büyük tehlike altında dedim kendi kendime…
“Tasada beraber olma” duygusuydu bu…
O nedenle yine kendi kendime dedim ki:
“Eğer gerçekten tarafsız ve adil biçimde yürütülür, siyaset bulaştırılmazsa; işte bu, son yılların hepimiz açısından en önemli davası olabilir…”
Ve bu duygularla o geceye döndüm…
6 Şubat 2023 gecesine…
Yani son büyük deprem felaketini yaşadığımız o meşum geceye…
15 Şubat 2023: Tek Yürek Türkiye gecesinde ne oldu
O günlerden aklımda iki olay kaldı…
Biri depremden bir hafta sonraydı…
15 Şubat 2023 gecesi…
O gece milletçe tarihimizde bir ilki yaşadık.
O gece 213 televizyon, 562 radyo aynı yayını yapıyor.
“Türkiye Tek Yürek” kampanyası… Hepimiz televizyonların başındayız.
Gözlerimiz yaşara yaşara izliyoruz.
Birçok ünlü isim televizyona çıkıp halkı depreme yardım kampanyasına bağış yapmaya davet ediyor.
And o gecenin sonunda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa muazzam bir para toplanıyor.
Bir gecede 6.1 milyar dolar bağış toplandı
115 milyar 146 milyon 528 bin TL…
Bu tutarın dolar karşılığı, 15 Şubat 2023’teki kurla yaklaşık şuydu:
6,1 milyar ABD doları…
Dünya çapında bir bağış rakamıydı bu…
Bağış yapanların listesi açıklandığında ise ortaya şöyle bir durum çıkmıştı:
80 milyar TL para devlet banka ve şirketlerinden
() Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası: 30 milyar TL
() Ziraat Bankası: 20 milyar TL
() VakıfBank: 12 milyar TL.
() Halkbank: 7 milyar TL
() Türk Hava Yolları: 2 milyar TL
() Turkcell: 3,5 milyar TL
(*) Türk Telekom: 2 milyar TL
Yani bu 115 milyarın 80 milyarına yakınını devlet kuruluşları yapmıştı.
20 milyara yakın para dev holdingler ve büyük şirketler
Geriye kalan kısmını kimler yaptı diye bakınca orada da şöyle bir tablo vardı:
- Türkiye İş Bankası: 10 milyar TL
- Cengiz Holding: 3 milyar TL
- Baykar: 2 milyar TL
- Doğuş Holding: 1 milyar TL
- Kalyon Holding: 950 milyon TL
- Turkuvaz Medya Grubu: 700 milyon TL
- LC Waikiki: 200 milyon TL
- Cihan Kamer: 300 milyon TL
- Fettah Tamince / Rixos: 120 milyon TL (Rixos ve Sembol İnşaat ile)
- Ahlatcı Holding: 100 milyon TL
- Boyner Grup: 50 milyon TL
- Mesa Holding: 48 milyon TL
- Zorlu Holding: 30 milyon TL
- Abdullah Tütüncü: 20 milyon TL
- Artaş İnşaat: 20 milyon TL
- Eti Gıda: 10 milyon TL
- Filli Boya: 10,25 milyon TL
- Memur-Sen ve HAK-İŞ: 10’ar milyon TL
Bireysel vatandaşların yaptığı yardım 3-5 milyar TL
Bu tablodan çıkardığımız sonuç şu:
O gece yapılan 115 milyar TL bağışın 100 milyara yakın bölümü, devlet şirketleri veya büyük holdinglerin yaptığı bağışlar.
Geriye kalan 15 milyarın içinde çok sayıda küçük orta boy şirket var.
Yani o gece bireysel vatandaşların yaptığı bağış, 3-5 milyar lira civarında.
Vatandaş aynı günlerde “Öteki Yürek” “Tek Yürek’in” yüzde 2.6’sını topladı
Bunun karşısında ise tamamen sivil bir girişim olan AHBAP derneğine yapılan bağışlar vardı.
Bu da bir nevi “Öteki Yürek” kampanyasıydı.
Yardım çağrısı neredeyse ağızdan kulağa yayılan bir kampanyaydı.
AHBAP Derneği 6-28 Şubat 2023 tarihleri arasında, hiçbir devlet katkısı, devlet televizyonu ve radyosu desteği olmaksızın yürüttüğü bu kampanya sonunda 3 milyar TL bağış topladı.
Bu bağışın tamamına yakını bireysel bağışlardan geliyordu.
O gün bu paranın dolar karşılığı da 160 milyon dolardı.
Toplanan para devletin “Tek Yürek Türkiye” kampanyasının yüzde 2.6’sı kadardı.
Meğer o gece Türkiye tek yürek değil iki yürekmiş
Bu rakamlara baktığımda gördüğümüz tablo şu:
213 televizyon, 500’den fazla radyonun desteği ile yapılan devlet kampanyasının adı “Tek Yürek Türkiye” idi.
Ama maalesef o böyle bir gecede bile “Türkiye tek yürek değil, iki yürekmiş…”
Devlet bankaları, şirketleri ile özel sektörün dev holdingleri, orta ve küçük boy şirketler “devletine güvenmiş.”
Veya güvenmek zorunda hissetmiş.
Ama sokaktaki vatandaşın, halkın hiç küçümsenmeyecek bir bölümü, hiçbir televizyon ve radyoda görmediği bir derneğe güvenmiş.
Bu günün asıl sorusu şu: “Neden”
Neden?
Diyorum ki:
Bu davayı gerçekten tarafsız, adil bir şekilde yürütür, bundan bir siyasi hesaplaşma vasıtası çıkartmazsak, şu sorunun cevabını da öğrenebiliriz:
Vatandaş o gece niye devletine yeterince güvenmedi?
Kızılay çadırı skandalının patladığı günlerdi
O günleri hatırlayın…
Kızılay çadırları skandalı patlamıştı…
Bunun sonucunda vatandaş yardımlarını gönderme konusunda devletine olan güvenini kaybetmişti…
Şimdi de bugün en önemli sivil toplum yardımlaşma kurumuna olan güvenini de kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.
O zaman gelin bu olayın biraz daha derinine girelim.
O gece ve ertesinde devletin ve AHBAP’ın topladığı paralar ne oldu?
Nereye gitti?
Konuşan ben değilim; kamuya açık bilgiler ve ChatGPT
Şimdi ben aradan çekiliyorum ve sözü kamuya açık ChatGPT bilgilerine bırakıyorum.
Biz bugüne kadar şunu biliyorduk:
AHBAP adına toplanan paralar TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) tarafından denetlendi.
Ardından uluslararası denetim ağı “Grant Thornton” bünyesindeki bağımsız bir denetim firması tarafından incelendi.
Bağış girişleri ile bunlara karşılık yapılan harcamaların banka kayıtları, faturalar ve sözleşmeler üzerinden doğrulandığına dair bir rapor yayınlandı.
AHBAP ayrıca bir dernek olduğu için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından denetime tabi tutuldu.
Aralık 2023’te AHBAP’ın kurucusu Haluk Levent, denetimin tamamlandığını ve “kendilerine göre olumsuz bir bilgi tespit edilmediğini” açıkladı.
Evet, pazar günkü gözaltı kararına kadar bildiğimiz, kamuya açık bilgi bunlardı.
Şimdi savcılık diyor ki: “İşler öyle değil…”
Peki o gecenin “devlet tarafında” neler oldu
Tabii o gecenin bir devlet tarafı var…
Aynı soruyu o gece 115 milyar TL toplayan devlete de sormamız lazım.
Devletten bilgi alamayacağım için ChatGPT’ye sordum:
O paralar ne oldu?
İşte o sorunun da cevabı şu:
Paralar AFAD hesaplarında toplandı. AFAD bir kamu kurumu olduğu için mali işlemleri normal şartlarda Sayıştay denetimine, İçişleri Bakanlığı’nın idari denetimine ve TBMM’nin bütçe denetimine tabi. AFAD ayrıca her yıl faaliyet raporları yayımlıyor.
AFAD, deprem bağış hesaplarına ilişkin dönemsel açıklamalar yaptı ve faaliyet raporlarında bağışların kullanımına ilişkin toplu bilgiler verdi.
Örneğin konteyner kentler, kira yardımları, gıda kolileri, hijyen setleri ve diğer yardım faaliyetleri raporlarda yer aldı.
Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da daha sonra yaptığı açıklamada, “Türkiye Tek Yürek” dahil toplam yaklaşık 129 milyar TL bağış toplandığını, bunun önemli bir kısmının harcandığını ve bağış hesaplarına ilişkin bilgilerin AFAD tarafından 15 günde bir paylaşıldığını ifade etti.
Keşke “Tek Yürek Türkiye gecesinin hesabı” TBMM’de verilseydi
Bununla birlikte: Muhalefet partileri, “Türkiye Tek Yürek” kampanyasında toplanan bağışların tamamının nerelerde kullanıldığının ayrıntılı biçimde araştırılması için TBMM’de önerge verdi.
Bu önerge kabul edilmedi.
AFAD faaliyet raporları genel harcama kalemlerini açıklasa da canlı yayındaki her bağışın proje bazında izlenebileceği ayrıntılı bir liste kamuoyuna sunulmadığı yönünde eleştiriler devam ediyor.
Şimdi halkın sivil topluma güvenme duygusu da tehlikede
Bence AHBAP davasının yaratacağı tartışma sürecinde, o gece toplanan 115 milyar TL’nin şeffaf dökümlerinin, nereye harcandığının da kamuoyu ile çok şeffaf biçimde paylaşılmasında büyük yarar var.
Unutmayalım: O gece halkın küçümsenmeyecek bir bölümü “devletinin” düzenlediği kampanyaya güvenmedi.
Yardım parasını güvendiği bir sivil toplum kuruluşuna gönderdi.
Şimdi o güveninin de sarsılması tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Bir zamanlar toplumun muhafazakar kesimi “Deniz Feneri” olayı nedeniyle sivil yardımlaşma kurumlarına güvenini kaybetmişti.
Bunun sonucunda camilerdeki yardım kampanyaları bile düşmüş, hatta kurban derisi bağışında bile azalma olmuştu.
Şimdi seküler kesim de aynı durumda.
17 Aralık 1999 günü genç yardım zincirleriyle doğan muazzam bir millet ruhu gidiyor
Bu bir toplum için felakettir.
17 Ağustos 1999 depreminden sonra, yolları dolduran sivil konvoylar ve arabalı vapurlara yardım zinciri oluşturan gençlerle başlayan muazzam bir toplumsal dayanışma ruhunu milletçe kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Biz deprem, sel, terör gibi felaketlerle yüz yüze yaşayan bir milletiz.
Bizi bir millet yapacak “dayanışma” ve “yardımlaşma duygumuzu” da kaybedersek bunun sonu ülkemiz için hiç iyi olmaz.
Adalet Bakanına, savcı ve hakimlere düşen tarihi sorumluluk
O nedenle sayın Adalet Bakanının, savcılarımızın ve hakimlerimizin önünde tarihi bir görev bulunuyor:
AHBAP davasını, bir siyasi propaganda aleti haline düşürmeden, herkesin vicdanını tatmin edecek şekilde tarafsız ve adil yargılama sürecine çevirmek.
Siyasi davaya dönüşmüş yargılamalarla diplere düşmüş olan “yargıya güveni” sağlamak…