Ana içeriğe geç

Acaba Avrupa kendini nasıl savunacak?

Acaba Avrupa kendini nasıl savunacak?
Ekonomim.com
16

Naçiz kanaatime göre, çoğu Avrupa ülkesi Trump ile kavga etmemeyi öngörmekte, ihtilaf konularını görüşmeyi bir sonraki başkan dönemine ertelemeyi tercih etmektedir. Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını arttırmaya mecbur oldukları gerçeğini benimsemişlerdir. Bununla birlikte, Amerika’nın Avrupa savunmasından tamamen çekilmesine karşıdırlar.

Amerika’nın Avrupa’yı savunmakta üstlendiği sorumluluğu azaltmak istediği uzun zamandır biliniyordu. Bence, daha önemli olan konu Avrupa’nın kendini savunmak için neler yapması gerektiğine ilişkin bir karara varmasıdır ki, son Ankara toplantısının bu konuda yeterli ipucu verdiğini söylemek mümkün değil.

Acaba Avrupa kendini nasıl savunacak? - Resim : 1

Hepinizin bildiği gibi, ülkemiz yönetimi NATO devlet ve/veya hükümet başkanlarının geçen hafta Ankara’da yapacağı olağanüstü toplantıya büyük önem atfediyordu. Toplantının muntazam geçmesi için önceden bir dizi tedbir alındı. Birçok yol trafiğe kapandı. Memurlar idari izne çıkarıldı. Olay çıkaracağı tahmin edilen kişiler gözaltına alındı. Türk savunma sanayiinin başarıları konuklara sergilendi. Şimdi hepsini burada saymama gerek olmayan çok sayıda tedbir alındı. Söylenenlere göre, bu toplantıda NATO’nun görevi yeniden tanımlanacaktı. Ne mutlu ki, toplantı olaysız sona ermiş bulunuyor. Şurası artık kesinlik kazanmış durumda: NATO üyesi ülkeler kendilerini savunmak için Amerika’ya güvenmek yerine savunma yükünün daha büyük bir bölümünü kendileri taşımak mecburiyetinde kalacaklar. Toplantının sona ermesi üzerine yayınlanan bildiriye bakıldığında, Avrupalı üyelerin endişelerine cevaben Rusya’nın genişleme temayüllerine karşı çıkılacağı ve bu babda saldırı altında olan Ukrayna’nın destekleneceği hususuna yer veriliyor. Putin’le dostluk sergileyen ve Ukrayna’ya ödün vermeyi tavsiye eden Amerika açısından bu önemli bir özveriye işaret ediyor. Buna karşılık, Amerika’nın (ve herhalde İsrail’in) endişelerini gidermek üzere, bildiride İran’ın nükleer silahlar edinmesine de karşı çıkılıyor. Böylece Turmp’ın siyaseti Avrupalı NATO üyeleri tarafından da desteklenmiş oluyor.

Birleşik Devletler yönetimi, NATO’nun ABD dışında kalan üyelerinin savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi milli hasılalarının yüzde 5’i seviyesine çıkarmalarını istiyor. Bu harcamaların yüzde 3,5’i somut askeri harcamalara gidecekken, geriye kalan yüzde 1,5’in savunma imkanlarını genişleten altyapı yatırımlarına gidebileceği ifade ediliyor. Daha şimdiden sahtekarlıklar da başladı. Örneğin Çekya’da yapılan bir yol inşaatı harcamasının sadece bir kaplıcaya ulaşımı kolaylaştırdığı, buna karşılık ülkenin savunma gücüne herhangi bir katkıda bulunmadığı ortaya çıktı. Hesapları kim yapıyorsa, herhalde ondan hesap sorulacaktır. Ancak İspanya gibi, başka öncelikleri olduğu için bu talebe uymayacağını beyan eden ülkeler bir yana bırakılacak olursa, diğer üyeler Amerikan talebine uyacaklarını ifade ediyorlar ve şimdiden askeri harcamalarını artırma yoluna gidiyormuş gibi görünüyorlar.

Çoğu Avrupa ülkesinin, etkili savunma gücü yok

NATO’nun Avrupalı üyelerinin askeri alanda büyük harcamalar yapmaktan kaçındıkları, Kıta’nın savunma yükünü Amerika’nın yüklenmesine terk ettikleri doğrudur. Şu anda çoğu Avrupa ülkesinin herhangi bir ortamda etkili olabilecek kabiliyeti haiz bir savunma gücü bulunmamaktadır. Askeri malzeme yetersizdir, daha da vahim olarak kısa sürede açıkların giderilmesini sağlayacak bir üretim yapısı da yoktur. Ülkelerin savunma harcamalarını artırmaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık, Amerika’dan farklı olarak Avrupa’nın bir dünya gücü olmak ve dünyaya nizam vermek iddiasında olmadığı da bilinmektedir. Dolayısıyla, Avrupa ülkelerinin savunma alanına Birleşik Devletler kadar yatırım yapmalarına ihtiyaç olduğu, yani gayri safi milli hasılalarının yüzde 5’ini savunma harcamalarına ayırmaları gerektiği konusu da çok tartışmalıdır. Naçiz kanaatime göre, çoğu Avrupa ülkesi Trump ile kavga etmemeyi öngörmekte, ihtilaf konularını görüşmeyi bir sonraki başkan dönemine ertelemeyi tercih etmektedir. Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını arttırmaya mecbur oldukları gerçeğini benimsemişlerdir. Bununla birlikte, Amerika’nın Avrupa savunmasından tamamen çekilmesine karşıdırlar. Çoğu Avrupa liderinin görüşüne göre, Amerika’nın Kıta’yı nükleer bakımdan savunmaya devam etmesi için Amerika’nın Kıta’nn konvansiyonel savunmasında da bir miktar sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir.

Amerika’nın Avrupa’yı savunmakta üstlendiği sorumluluğu azaltmak istediği uzun zamandır biliniyordu. Bunun resmiyet kazanması için Ankara toplantısını beklemek gerektiğini iddia etmek sanıyorum biraz abartılı olacaktır. Bence, daha önemli olan konu Avrupa’nın kendini savunmak için neler yapması gerektiğine ilişkin bir karara varmasıdır ki, son Ankara toplantısının bu konuda yeterli ipucu verdiğini söylemek mümkün değildir. Üyeler Avrupa savunmasının Avrupa Birliği savunmasından daha kapsamlı olduğunu, Bileşik Krallık, Norveç ve Türkiye’yi kapsaması gerektiğinin bilincindeler. AB kendisini savunması gerektiğini, bunun için de diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte hareket etmek zorunda olduğunu anlıyor, dolayısıyla onlarla olan ilişkilerini sıkı tutmak ve iyi yürütmek istiyor. Böyle bir yaklaşım uzun vadede sorun yaratmaya aday çünkü ittifakın AB’ye katılmayan üyeleri savunma planlamasında eşit konumda bulunmayı isteyeceklerdir.

Almanya’nın savunmada güçlenmesine şüpheyle bakılıyor

Avrupa savunmasında hangi ülkelerin başı çekeceği konusunda da bir bulanıklık var. Almanya hükümeti savunma alanında daha büyük harcamalar yapmaya hazırlandığını, şimdikine nazaran çok daha büyük ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip olmayı planladığını ilan etmiş bulunuyor. Almanya’nın girişimi olumlu karşılanabilirse de, birçok Birlik üyesi Almanya’nın güçlenmesini iki bakımdan sorunlu bulmaktadır. İlk olarak, Avrupa Birliği Fransa ve Almanya bir daha savaşmasınlar diye kurulmuştu. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Almanya’nın Avrupa’nın iktisadi lideri olmasına imkan tanınmış, savunma işleri ise Fransa’ya tevdi edilmişti. Böyle bir işbölümünün baştan sakat olduğu ileri sürülebilir; ne de olsa Fransa askeri başarılara imza atmasıyla tanınan bir ülke değildir. Fransa’yı iki dünya savaşında başka ülkeler kurtarmışlardır. Napolyon’un Moskova seferi sonucu aklımızda kalan tek husus “Moskova Dönüşü” diye bilinen felakettir. Bütün bunlara rağmen, herhalde ABD’nin Kıta savunmasının mimarı olduğu düşünüldüğünden AB’nin savunması Fransa’ya havale edilmiştir. Tabii, ABD çekilince bu denklem de işlerliğini yitirmiş oluyor. AB üyeleri Almanya’nın hem iktisadi hem de askeri alanda birinci ülke konumuna gelmesinin uzun dönemde Birlik’in korunmasında güçlük yaratacağından, bir dizi başka soruna yol açmasından çekiniyorlar. İkinci olarak, her ne kadar üye ülkeler bu düşüncelerini alenen ifade etmekten kaçınsalar da, çoğunlukla Almanya’nın silahlanarak Avrupa’nın en büyük askeri gücüne sahip olmasını endişe ile karşılıyorlar. İkinci Dünya Savaşı sırasında güçlü Alman ordularının neler yapmaya kadir olduğunu bir türlü unutamıyorlar. Aynı günlere geri dönmekten korkuyorlar.

Daha eşitlikçi bir formül arandığına dair emare yok

Birleşik Devletler bir süper güçtü. Avrupa savunmasını üstlendiği zaman, diğer ülkeler aynı yönde düşünmeseler bile, Amerika’nın izinden gidiyorlardı. Avrupa’da kurulmak istenen yeni savunma düzeninde karar alma süreçleri daha eşitlikçi olmak zorundadır. Tamamen eşitlikçi olursa, yani her birlik üyesinin rızasına göre hareket etme yolu tercih edilirse, savunmanın yürümemesi, etkisiz kalması, hatta ölü doğması muhtemeldir. Avrupa savunmasına büyük katkı yapacak ülkelere daha fazla söz hakkı tanıyan bir formülün geliştirilmesi gerekiyorsa da, böyle bir formülün bırakın bulunması, henüz arandığına dair bir emare dahi ortaya çıkmamıştır.

Ankara toplantısı zaten uzun süreden beri sözü edilen bir hususu teyit etmiştir: Avrupa esas itibariyle kendi savunmasından sorumludur. Ancak Avrupa kendini nasıl savunacağını henüz iyi bilmemektedir. Konu üzerinde düşünüyor mu, yoksa konuyu geçiştiriyor mu, o da belli değildir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler