Ana içeriğe geç

Stres kanın yapısını dakikalar içinde değiştiriyor

Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.

Stres kanın yapısını dakikalar içinde değiştiriyor
Euronews Türkçe
16

Yeni bir araştırma, stresin yalnızca zihinsel bir deneyim olmadığını, dakikalar içinde kanın yapısını fiziksel olarak değiştirebildiğini ortaya koydu.

Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.

Stres sadece zihni değil, kanı da etkiliyor

Bilim insanları uzun zamandır kronik stresin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığını biliyor. Büyük nüfus çalışmalarında duygusal stres, kardiyovasküler hastalıklar için önemli risk faktörlerinden biri olarak gösteriliyor.

Ancak psikolojik bir duygunun vücutta hangi biyolojik mekanizmalarla kalp-damar hastalığı riskini artırdığı bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştı.

Araştırmacılar, stres sırasında kanın pıhtılaşma sisteminde meydana gelen değişikliklerin temelinde "oksidatif stres" adı verilen sürecin yer aldığını öne sürdü.

Oksidatif stres, hücrelerde serbest radikal olarak bilinen yüksek derecede reaktif moleküllerin hızla artmasıyla ortaya çıkıyor.

Katılımcılar stres testine sokuldu

Bu hipotezi test etmek için araştırmacılar 18 ile 30 yaşları arasında sağlıklı sekiz erkek üzerinde randomize kontrollü çapraz tasarımlı bir deney gerçekleştirdi.

Her katılımcı laboratuvara birer hafta arayla iki kez geldi. İlk ziyarette yalnızca dinlenmeleri istendi. İkinci ziyarette ise psikoloji araştırmalarında akut stres oluşturmak için "altın standart" kabul edilen Trier Sosyal Stres Testi uygulandı.

Katılımcılara önce beş dakika içinde hazırlanmaları istenen kısa bir konuşma görevi verildi. Ardından notları ellerinden alınarak ifadeleri değişmeyen jüri üyeleri ve bir kameranın önünde konuşmaları istendi.

Konuşmanın hemen ardından ise 2003 sayısından 17'şer geriye doğru saymaları istendi. Hata yaptıklarında en baştan başlamaları gerekiyordu.

Araştırmacılar hem dinlenme seansından hem de stres testinden hemen önce ve sonra kan örnekleri aldı.

Serbest radikaller elektron paramanyetik rezonans spektroskopisi adı verilen yüksek hassasiyetli bir yöntemle ölçüldü. Aynı zamanda oluşan kan pıhtılarının mikroskobik yapısı da ayrıntılı olarak incelendi.

Dakikalar içinde biyolojik değişim başladı

Dinlenme sırasında katılımcıların kan kimyasında anlamlı bir değişiklik görülmedi.

Buna karşılık stres testinden sonra iki önemli değişiklik aynı anda meydana geldi.

İlk olarak oksidatif stresin göstergesi olan askorbat serbest radikali belirgin şekilde arttı. Bu bulgu, psikolojik stresin dakikalar içinde vücutta serbest radikal üretimini hızlandırdığını gösterdi.

İkinci olarak ise oluşan kan pıhtılarının yapısı tamamen değişti. Pıhtılar daha büyük, daha yoğun ve fibrin adı verilen yapısal protein lifleri açısından daha sıkı hale geldi.

Araştırmacılar ayrıca pıhtılaşma sisteminin "intrinsik yolak" olarak bilinen bölümünün de stres sırasında aktive olduğuna dair kanıtlar elde etti.

Kan koyulaşmıyor, pıhtının yapısı değişiyor

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de stres sırasında kanın yoğunluğu veya viskozitesinde herhangi bir artış görülmemesi oldu.

Bu bulgu, stresin etkisinin kanı koyulaştırmaktan ziyade pıhtının yapısını ve mimarisini değiştirdiğini gösteriyor.

Araştırmacılara göre kısa süreli psikolojik stres bile pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilecek biyolojik değişiklikleri çok hızlı biçimde tetikleyebiliyor.

Bulgular kalp krizi anlamına gelmiyor

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların stresli bir sunum ya da yoğun bir iş gününün doğrudan kalp krizi veya inmeye yol açacağı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.

Kalp ve damar hastalıklarının çok daha karmaşık süreçler sonucunda geliştiğini vurgulayan ekip, çalışmanın yalnızca stresin vücudu nasıl etkilediğine dair yeni ipuçları sunduğunu belirtiyor.

Üstelik araştırma yalnızca sekiz sağlıklı genç erkek üzerinde gerçekleştirildiğinden, sonuçların kadınlara, yaşlı bireylere veya kalp-damar hastalığı bulunan kişilere genellenebilmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.

Yeni tedavi yaklaşımlarının önü açılabilir

Araştırmacılara göre elde edilen bulgular gelecekte kalp-damar hastalıklarının önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Buna göre yalnızca stresin psikolojik yönünü azaltmaya odaklanmak yerine, stres sırasında aktive olan biyokimyasal yolların hedef alınması da kalp ve damar sistemini stresin fiziksel etkilerine karşı korumada yeni bir yaklaşım sunabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler