Ana içeriğe geç

Kanserler neden genç yaşlara indi?

ABD'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, genç kuşakların biyolojik açıdan önceki nesillere kıyasla daha hızlı yaşlanıyor olabileceğini ve bunun erken yaşta kanser gelişme riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Kanserler neden genç yaşlara indi?
Euronews Türkçe
16

Son yıllarda 20'li, 30'lu ve 40'lı yaşlardaki kişilerde kanser vakalarının artması, bilim insanlarını bu eğilimin nedenlerini araştırmaya yöneltti.

ABD'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, genç kuşakların biyolojik açıdan önceki nesillere kıyasla daha hızlı yaşlanıyor olabileceğini ve bunun erken yaşta kanser gelişme riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Hakemli bilimsel dergi Nature Medicine'de yayımlanan araştırma, hastalık riskini belirlemede yalnızca takvim yaşının değil, vücudun gerçek biyolojik yaşının da önemli rol oynayabileceğine işaret ediyor.

Takvim yaşı ile biyolojik yaş aynı değil

Bilim insanları, takvim yaşı ile biyolojik yaş arasında önemli bir fark olduğunu vurguluyor. Takvim yaşı, kişinin doğumundan bu yana geçen süreyi ifade ederken biyolojik yaş, dokuların, organların ve vücut sistemlerinin ne kadar yıprandığını gösteriyor.

Bu nedenle aynı yaşta iki kişinin biyolojik yaşı epey farklı olabiliyor. Genetik yapı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel etkenler bu farkı belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Araştırmaya göre son yıllarda doğan nesiller, aynı yaşta önceki kuşaklara kıyasla biyolojik açıdan daha yaşlı görünüyor. Başka bir ifadeyle, günümüzde yaşayan 40 yaşındaki bir kişinin biyolojik profili, onlarca yıl önceki 40 yaşındaki bir bireye göre daha çok yaşlanmış olabiliyor.

Araştırmacılar, bu durumun özellikle 55 yaşından önce görülen erken başlangıçlı kanser vakalarındaki artışı açıklamayı sağlayabileceğini düşünüyor.

154 binden fazla kişinin verisi incelendi

Çalışmada Birleşik Krallık'taki UK Biobank veri tabanından 154 binden fazla kişinin, ayrıca ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) All of Us Araştırma Programı'ndan 10 binden fazla katılımcının sağlık verileri analiz edildi.

Araştırmacılar biyolojik yaşlanmayı değerlendirmek için PhenoAge, Klemera-Doubal yöntemi ve metabolomik yaş hesaplamaları gibi doğrulanmış ölçüm sistemlerini kullandı. Bu yöntemler, kandaki biyobelirteçler ve çeşitli biyolojik verilerden yararlanarak vücudun biyolojik yaşını tahmin ediyor.

Bunun yanında organlara özgü yaşlanma da incelendi. Bilim insanları, kanda dolaşan ve farklı organlarla ilişkili proteinleri analiz ederek bağışıklık sistemi, yağ dokusu ve diğer organların biyolojik yaşını hesapladı.

Genç nesillerde yaşlanma belirtileri daha belirgin

Sonuçlar, kuşaklar arasında belirgin bir fark olduğunu gösterdi.

Birleşik Krallık'ta 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerin, aynı yaşta karşılaştırıldıklarında 1950-1954 doğumlulara göre daha yüksek sistemik biyolojik yaşlanma düzeyine sahip olduğu görüldü.

ABD'de ise farkın daha da belirgin olduğu gözlendi. 1990-1999 yılları arasında doğan katılımcılar, 1965-1969 doğumlulara kıyasla biyolojik yaşlanma göstergelerinde çok daha yüksek değerlere sahipti.

Araştırmacılar, bu bulguların son yıllarda genç kuşaklarda daha sık görülen obezite, metabolik bozukluklar, yağlı karaciğer hastalığı ve yaşlanmayla ilişkilendirilen diğer sağlık sorunlarıyla da uyumlu olduğunu belirtiyor.

Çalışma, bu hızlanmış yaşlanmanın kesin nedenini ortaya koymasa da beslenme alışkanlıklarındaki değişim, fiziksel aktivitenin azalması, uyku düzeni, çevresel maruziyetler, kronik stres ve modern yaşamın diğer unsurlarının birlikte rol oynayabileceği düşünülüyor.

Daha hızlı biyolojik yaşlanma kanser riskini artırıyor

Araştırmada biyolojik yaşlanma hızının artmasıyla erken başlangıçlı katı tümörler arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Sistemik biyolojik yaşlanmadaki artışın, erken yaşta görülen kanser riskini yüzde 8 yükselttiği hesaplandı.

Biyolojik açıdan en hızlı yaşlanan gruptaki kişilerin erken başlangıçlı katı tümör geliştirme riskinin yüzde 15 daha fazla olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, bu ilişkinin kalıtsal kanser riski ve genetik yaşlanma faktörleri hesaba katıldıktan sonra da devam ettiğini vurguluyor. Bu durum, biyolojik yaşlanmanın genetikten bağımsız ek bilgiler sağlayabileceğini gösteriyor.

Bazı organlar belirli kanserlerle ilişkili olabilir

Araştırma ayrıca belirli organ sistemlerinin yaşlanmasıyla bazı kanser türleri arasında dikkat çekici bağlantılar ortaya koydu.

Bağışıklık sistemi biyolojik açıdan beklenenden daha yaşlı görünen bireylerde erken başlangıçlı akciğer kanseri riskinin arttığı tespit edildi.

Yağ dokusunun daha hızlı yaşlandığı kişilerde ise erken başlangıçlı kolorektal kanser riskinin daha yüksek olduğu görüldü.

Çalışmanın başyazarı Yin Cao, üniversitenin basın açıklamasında, "Kanser riski en yüksek genç bireyleri erken dönemde saptayabilirsek, önleme ve erken tanı stratejilerini bu kişiler üzerinde yoğunlaştırabiliriz" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler