Ana içeriğe geç

Başyapıtının peşinde bir dahi: Yamal

Henüz 19 yaşında ama o bir Avrupa şampiyonu ve Barcelona'nın 10 numarasını giyiyor. The Athletic'ten Jack Lang, Arjantin karşısında Dünya Kupası finaline çıkacak Lamine Yamal'ın Mataro'nun işçi mahallesinden dünyanın zirvesine uzanan hikayesini yazdı

Başyapıtının peşinde bir dahi: Yamal
Gazete Oksijen
16

Jack Lang / The Athletic

Hiçbir şey söylemiyormuş gibi görünen ama aslında her şeyi özetleyen cümlelerden biriydi; göz önünde saklanan bir manifesto adeta.

"Mesele sakin kalmak. Ceza sahasında top ayağımdayken ne olacağına ben karar veririm." demişti Yamal.

Mart ayıydı. Lamine Yamal, Barcelona formasıyla Villarreal karşısında kariyerinin ilk hat-trick'ini yapmıştı. Soğukkanlılığını, teknik ustalığını ve matador havasını eşit ölçüde harmanladığı ikinci golünü, o minyatür başyapıtını anlatıyordu. Aslında bu golle farkında olmadan, tüm oyununu hatta belki de kişiliğini anlamak için bir kılavuz sunuyordu.

Sakin kalmak. Kontrolü tamamen elinde tutmak. Ve bunun bilincinde olmak. Yamal'ı dünyanın en iyi genç futbolcusu hatta belki de düpedüz dünyanın en iyi futbolcusu yapan tek şey bunlar değil elbette; ama durumun epey bir kısmını açıklıyorlar.

19 yaşına geçtiğimiz günlerde giren Yamal, yeteneğini görmek için çok efor sarfetmenizi gerektiren oyunculardan değil. Her şey yüzeyde, canlı renklerle ve gürül gürül. Labirent gibi çalımlarını, ayağının dışıyla attığı nefes kesen paslarını, giderek kabaran gol koleksiyonunu izleyen herkes, İspanya teknik direktörü Luis de la Fuente'nin bu kanat oyuncusu için neden "Tanrı'nın asası değmiş" dediğini hemen anlıyor.

Yamal bu akşam Dünya Kupası finaline çıkacak. Bu bir taç giyme töreni olabilir. Aynı zamanda bir bayrak değişimi. Zira bu, neredeyse kesin olarak Lionel Messi'nin bu sahnedeki son maçı olacak. Yamal ile Messi arasındaki paralellikler ve Messi'nin 2007'de bebek Yamal'ı kucağında tuttuğu o meşhur fotoğraf, maçın anlamını daha da büyütüyor.

Yamal ise tüm bunları olağan karşılayacaktır. Henüz çok genç ama baskıya, medya sirkine, projektörlerin yakıcı ışığına çoktan alıştı. Sakin kalmayı, kontrolü elinde tutmayı ve sonra da sahaya çıkıp neler yapabildiğini göstermeyi çok iyi biliyor.

Barcelona ve Fransa'nın eski golcüsü Thierry Henry, mayıs ayında Marca'ya verdiği röportajda durumu güzel özetlemişti: "O çocuk sanki hâlâ mahallesinde top oynuyor."

Rocafonda'dan La Masia'ya

Yamal, Barcelona'nın hemen kuzeyindeki sahil kenti Mataro'nun işçi mahallesi Rocafonda'da büyüdü. Babası boya badana işleri yapıyordu; annesi o doğduğunda 16 yaşındaydı. Çift birkaç yıl sonra ayrıldı. Yamal sevgi dolu ama varlıklı olmayan bir evde yetişti.

"Küçükken bazen istediğin şeylere sahip olamazsın" diye anlatmıştı geçtiğimiz ay İspanyol gazetesi El Pais'e. "Hayatının böyle olduğunu kabullenmeyi ve ailenin yaptığı her şeyin kıymetini bilmeyi öğrenirsin. Annemin çabalamasını, beni mutlu etmek için her yolu denemesini görmek... Hepsi beni erken büyüttü." dedi Yamal.

Yamal yeteneklerini evinin yakınındaki beton sahada geliştirdi ve 7 yaşında Barcelona'nın radarına girdi. 12 yaşında kulübün efsanevi altyapı akademisi La Masia'nın yurduna yerleşti.

O yıllardan kalma videoları var. Yamal çoğunda minicik bir nokta gibi. Top hakimiyeti kadar oyun görüşü de dikkat çekiyor. Oyunu, etrafında nasıl daralıp genişlediğini kavramış. Barcelona'nın eski sportif direktörü Ramon Planes, ESPN'e "Ondaki en iyi ve en dikkat çekici şey futbol zekası. Her yönüyle komple bir futbolcu" demişti.

2021-2024 arasında A takımı çalıştıran Xavi de aynı fikirdeydi. 2022-23 sezonunda 15 yaşındaki Yamal'ı A takım idmanlarına davet etti. "Daha o zamandan farklı, özel bir şey görülüyordu. Mükemmel kararlar veriyordu. Nadiren hata yapıyordu." diyor Xavi. "

Rekorların ardında bıraktığı iz

Yamal A takım formasını ilk kez Nisan 2023'te, 16. yaş gününe iki buçuk ay kala giydi. Sonrası tam bir rollercoasterdı. Aynı yılın ağustosunda Barcelona'da ilk kez ilk 11'de başladı, eylülde İspanya Milli Takımı formasıyla sahaya çıktı (ve gol attı), ekimde 1 milyar euroluk serbest kalma maddesi içeren yeni sözleşmeye imza koydu, bir hafta sonra da kulübündeki ilk golünü kaydetti.

Ardında rekorlarla dolu bir iz bıraktı: Barcelona'nın en genç ilk 11 oyuncusu, ligdeki en genç golcüsü, El Clasico'da forma giyen en genç futbolcusu. İspanya'yı büyüledikten sonra Avrupa Şampiyonası'na gitti ve tüm kıtayı etkisi altına aldı.

EURO 2024'te önce Hırvatistan'a karşı bir asist yaptı. Sonra Gürcistan'a karşı. Sonra Almanya'ya karşı. Yarı final öncesi Adrien Rabiot, Fransa karşısında bunlardan fazlasını yapması gerektiği uyarısında bulununca Yamal sosyal medyaya gizemli bir mesaj bıraktı: "Sadece şah mat deme vakti geldiğinde konuş." Ardından muhteşem bir gol attı; İspanya sahadan 2-1 galip ayrıldı.

Fransız efsane Zinedine Zidane "Hayatımda böyle bir şey görmedim" dedi. De la Fuente golü "bir dahi dokunuşu" olarak niteledi. Xavi'nin yorumu ise şuydu: "Zorluk büyüdükçe Lamine de büyüyor."

Şunu da not etmek gerek: Övgüler yalnızca attığı gole değildi. Yamal o maçta savunmada da ter döktü, Fransa'nın bekini Theo Hernandez'i 90 dakika boyunca kovaladı. Bir şovmen ama aynı zamanda çalışkan bir işçi; emek vermesi gerektiğini bilen biri. İspanyol orta saha Rodri maçtan sonra "Benim aklımda kalan, savunmadaki özverisi, takım arkadaşlarına verdiği destek, kapattığı alanlar, bize sağladığı oksijen" demişti.

O ana dek, tüm heyecana rağmen Yamal bir vaatten ibaretti. Fransa maçı onu yeni bir seviyeye çıkardı; finaldeki İngiltere galibiyeti üzerine biraz daha gaz ekledi. Messi kıyaslamaları rutinleşti. Artık tüm hayatı mercek altındaydı.

Şöhretin ağırlığı

De la Fuente onu korumaları gerektiğini baştan beri açıkça dile getiriyordu. Yamal, 13 yaşında sokakta tanınmaya başladığını, şöhretin bedelini ergenlikten önce ödemeye başladığını anlatmıştı. Almanya'daki Avrupa Şampiyonası'na okul ödevleriyle gitmişti. Turnuva bittiğinde ise dünyanın dört bir yanında tanınıyordu.

Son iki yılın görece pürüzsüz geçmesi Yamal'ın büyük başarısı. Birkaç sarsıntı yok değildi. Sosyal medya paylaşımlarında geçen "içimdeki uçurum" ifadeleri kaygı uyandırdı, özel hayatı mercek altına alındı. Ama genel tablo, üzerine gelen her şeyle baş etmeyi öğrenen ve bunu belli bir zarafetle yapan genci gösteriyor.

İspanya'nın sol beki Marc Cucurella, haziranda Cadena COPE radyosuna "Açıkçası ben onun kadar dayanabilir miydim bilmiyorum" dedi. De la Fuente da aynı görüşte; Dünya Kupası öncesi Guardian'a şunları söyledi: "Lamine acımasız bir medya baskısına göğüs geriyor ve çok az hata yapıyor."

Sahada ise inişler ve çıkışlar oldu. 2024-25 Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Inter'e karşı öyle bir performans sergiledi ki Inter'in teknik direktörü Simone Inzaghi onu "50 yılda bir doğan fenomen" diye tanımladı. Ballon d'Or oylamasında ikinci oldu. Barcelona'da daha önce Messi'nin, Ronaldinho'nun ve Diego Maradona'nın taşıdığı 10 numaralı formayı giyiyor. Ama formunun ve fiziğinin onu yarı yolda bıraktığı zorlu dönemler de yaşadı.

Yamal, 22 Nisan'dan İspanya'nın Dünya Kupası'ndaki Yeşil Burun Adaları açılış maçına dek hiç forma giymedi. Sonraki Suudi Arabistan maçına ilk 11'de başladı ama devre arasında çıktı. Turnuvada ilk kez son 16 turundaki Portekiz maçında 90 dakika tamamladı.

Bugün karşımızda iki yıl öncekinden daha olgun bir oyuncu var. Vücudu oturdu, daha güçlü görünüyor. Ancak şunu söylemek de son derece adil: Bu yaz henüz tam anlamıyla parlamadı. Kıvılcımlar oldu ama süreklilik yok. Bu, kötü oynadığı ya da varlığının rakipleri korkutmadığı anlamına gelmiyor. Sadece Yamal söz konusu olduğunda çıta yüksek.

Bunun kendisi de farkında görünüyor. Son 32 turundaki Avusturya galibiyetinin ardından gazetecilere "Yavaş yavaş kendim gibi hissetmeye başlıyorum; ihtiyacım olan koşuları, çalımları yapıyorum" demişti. Çeyrek finaldeki Belçika ve yarı finaldeki Fransa maçlarında o noktaya yaklaşır gibiydi. Yine de içten içe kemiren bir şüphe var; final öncesinde perşembe günü idmana çıkmaması bu şüpheyi büyüttü. Finalde parlayacaksa da, bunu dişini sıkarak yapması gerekebilir.

Pele'yi ikiye katlayan tempo

Futbolun bitmek bilmeyen döngüsü, olağanüstü olanı bile tuhaf bir hızla sıradanlaştırıyor. Bir bakmışsınız, üç yerine beş oyuncu değişikliği deneniyor; ertesi gün konu tartışma olmaktan bile çıkmış.

Yamal 19 yaşında. Hâlâ genç ama artık "akıl almaz derecede" genç değil. Dört yıldır sahnede. Yenilik hissi biraz aşındı. Kariyerinin orta dilimine girmekte olduğu bile savunulabilir ki bu, hem ona karşı büyük bir haksızlık hem de yükselişinin hızına dair bir kanıt.

Rakamlar bunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Yamal'ın şimdiden 32 A milli maçı var. Bu sayı, aynı yaş için tarihin çıtası kabul edilen Pele'nin neredeyse iki katı. Diego Maradona aynı yaşta 12, Messi 10 kez milli formayı giymişti. Cristiano Ronaldo ise Portekiz için sadece iki kez sahaya çıkmıştı.

Pele ve Maradona'nın farklı dönemlerde oynadığını, Brezilya ve Arjantin kulüp futbolu takvimlerinin bugünün Avrupa gerçekliğiyle örtüşmediğini akılda tutmak gerek. Ancak Barcelona'daki maçları da hesaba katıldığında Yamal, Ronaldo ve Messi'yle kıyaslandığında bile olağanüstü miktarda futbol oynadı. Gol sayılarının da Messi ve Ronaldo'nun aynı yaştaki rakamlarını gölgede bırakması bu yüzden sürpriz değil.

Bu istatistiklerin içinde şifreli bir uyarı da saklı. Yamal'ın "kayıp bir harika çocuğa" dönüşme ihtimali için endişelenmeyi bırakabiliriz, o eşiği çoktan geçti. Ama ilgili bir başka kategoriye girme riski hâlâ var. Sahneye erken çıkan, seviyesini on yıl koruyan ama fiziksel ve zihinsel yıpranmanın bedeliyle erken sönen oyuncular. 16 yaşında profesyonel futbol oynayan çok az isim 30'unda hâlâ zirvededir; 35 ya da 40'ı saymıyoruz bile.

Bu, Yamal'ın önünde duran bir sınav. Ama erken başlamanın bir avantajı da yapılacaklar listesini erken kısaltabilmek. Avrupa şampiyonluğunu çoktan yaşadı. Bu hafta sonu, Dünya Kupası'nı kazanan dokuzuncu 19 yaş ve altı futbolcu olabilir. Pele'nin seviyesinden söz etmiyoruz elbette. Brezilyalı efsane, 1958'de kupayı kaldırdığında henüz 17 yaşındaydı, o turnuvada 6 gol atmıştı ve Yamal'ın bugünkü yaşına geldiğinde 22 milli golü vardı. Yine de İspanya pazar günü Arjantin'i devirirse, Yamal'ın karnesi epey heybetli görünmeye başlayacak.

De la Fuente, Messi kıyaslamalarından hoşlanmıyor. Suudi Arabistan maçı öncesi "Bırakalım kendi yolunu çizsin" demişti. Ama 65 yaşındaki çalıştırıcı Yamal'ı "Dali ya da Michelangelo gibi dahiler" sınıfına yerleştirmekten geri durmadı ve "Onlar farklıdır. Uç koşullarda rahat ederler. Bizim olağanüstü bulduğumuzu onlar normal sayar." dedi.

New Jersey'deki finalde Lamine Yamal’ın saçlarını, üzerinde Mataro'daki eski mahallesinin posta kodu yazan bir bandana tutacak. Sakin olacak. Kontrol tamamen onda olacak. Ve bunun bilincinde olacak.

Sonra da tüm dünyanın gözü önünde yeni bir başyapıt çizmeyi deneyecek.

©2026 The Athletic Media Company. Her hakkı saklıdır. The New York Times Licensing Group tarafından dağıtılmıştır. Bu makalenin orijinali The Athletic’te yayımlanmıştır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler