Ana içeriğe geç

Tarihte bugün: Maracana'nın gözyaşları, Brezilya'nın çöküşü

Dünya Kupası tarihine damga vuran dört gün... 1950'de Uruguay'ın Maracana'da yazdığı destandan, 1966'da Brezilya'nın unvanını kaybetmeye başladığı maça ve Roger Hunt'ın İngiltere'yi şampiyonluğa taşıyan gollerine uzanan unutulmaz anlar

Tarihte bugün: Maracana'nın gözyaşları, Brezilya'nın çöküşü
Gazete Oksijen
16

Şevket F. Erbay

15 Temmuz 1966: Yaralı Brezilya

Futbolun erken döneminin dünyadaki en popüler takımlarından Macaristan ile Brezilya, Goodison Park’ta karşı karşıya geldiğinde gözler düğümü çözecek bu maça dönmüştü. İngiliz hakem Ken Dagnall maçın bittiğini ilan ettiğinde sevinen taraf Macarlar olmuştu.

Brezilya, 1958 ve 1962’nin galibi olarak ayak bastığı 1966 Dünya Kupası’nda tüm takımların boy hedefi haline gelmişti. İlgiyi üzerine çeken Latin Amerika devi, turnuvaya Bulgaristan’ı 2-0 yenerek başlamış ve finallerdeki yenilmezlik serisini 13 maça çıkarmıştı. Ancak takımın süper yıldızı Pele, o maçta maruz kaldığı faullerden dolayı sakatlanmış ve Macaristan karşısına çıkamamıştı.

Pele’siz Brezilya, gövdesinden hasar alan bir deniz tankeri gibi batmaya mahkumdu. Macaristan, 12 yıl önceki kupada 4 golle yendikleri Brezilya’ya karşı o kadar baskın bir takıma sahip değillerdi belki ama yine de çekinilecek bir ekipti. Liverpool’daki Goodison Park’ta sahaya çıkan Brezilya, henüz 20. saniyede Lima’nın 45 metreden çektiği şutla neredeyse öne geçecekti. Ama tam tersi oldu. Kaleci Jozsef Gelei, topu kornere çeldi ve devamında gelişen Macar atağında Ferenc Bene, ikinci dakikada takımını öne geçirdi. Brezilya, Tostao ile 14’te bu gole cevap verdi ve ilk yarı berabere tamamlandı.

Ancak Macaristan, ikinci yarıda akın akın gelmeye başladı. 64’üncü dakikada Janos Farkas, tek kelimeyle mükemmel bir gol atarak takımını yeniden geçirdi. Farkas’ın harika volesiyle coşan Macarlar, Bene’nin düşürülmesiyle 73’te bir de penaltı kazandı. Topun başına gelen isim, daha sonra Türkiye’de teknik direktörlük yapacak olan Kalman Meszöly idi. Meszöly, topu direk dibine gönderirken skoru da tayin etti ve Brezilya böylece 13 maçlık yenilmezlik serisini kaybetti.

Pele’yi bu maçta oynatamamak, Brezilya için büyük bir kaybın ötesine geçmişti. Galibiyet serileri sona ermiş ve grupta işleri riske girmişti. Nitekim korktukları başlarına geldi ve “Siyah İnci” takıma dönmesine karşın Portekiz’e de 3-1 yenilerek gruplarda elendiler. Macaristan’ın Brezilya’ya karşı aldığı ikinci Dünya Kupası zaferi, ilki kadar çok ses getirdi.

16 Temmuz 1950: Unutulmaz final

Futbolda dram denince tarihin en fazla referans verilen maçların başında Brezilya-Uruguay finali gelir. Bu maçta her şey vardır. Umut, sevinç, acı, çok ve hatta ölüm… O gün Maracana’da olanlar üzerine bir edebiyat doğar.

Uruguaylı büyük yazar Eduardo Galeano, 10 yaşındayken tanık olduğu 1950 Dünya Kupası finaline sadece Gölgede ve Güneşte Futbol’da değil, fırsat bulduğu her an değinir. Galeano’ya göre o final, Uruguay’ın uluslaşma sürecinde de mihenk taşı anlardan biridir. Brezilya’dan ayrılarak bağımsız bir ülke olan Uruguay için, “büyük abi” karşısında üstelik de Rio de Janeiro’da elde edilen bir galibiyetin etkisinin kuşaklarca sürmesi şaşırtıcı değil.

Maracana’da resmi rakamlara göre 173 bin 850, gayri resmi tahminlere göre ise 200 bine yakın seyircinin izlediği 1950 finalinde Brezilyalılar için tek bir seçenek vardı: Şampiyonluk. Başka bir ihtimal olabileceğine dahi akla getirmemek, onlar için travmatik sonuçlar doğurdu. Zira, 90 dakika bittiğinde galip gelen taraf Uruguay oldu.

Brezilya, Friaça’nın 47’nci dakikadaki golüyle öne geçtiğinde tribünlerdeki coşku inanılmaz bir boyuta ulaştı. Ancak 66’ncı dakikada Pepe Schiaffino, Uruguay’a kazandırdığı sayıyla umutları artırdı. 1-1’lik skor da Brezilya’yı şampiyon yapacaktı, zira final grubunda Uruguay’dan bir puan fazlaları bulunmaktaydı. Yani Uruguay’a kalan bölümde bir gol gerekmekteydi ve kimse bu golü aklına bile getirmek istemiyor ve sadece kutlamalara hazırlanıyordu.

Ama 79’uncu dakikada olanlar oldu. Alcides Ghiggia, sağdan ceza alanına dalıp dar açıya rağmen adeta topu Brezilya kalecisi Barbosa’nın içinden geçirerek Uruguay’ın galibiyet golünü attığında stadyum buz kesti. Skor 2-1 olmuştu. Kalan dakikalarda eli ayağı tutulan yetenek karması Brezilya, beraberliği sağlayamadı ve Uruguay, ikinci kez dünya şampiyonu oldu. Tribünlerde ve sahada binlerce insan ağlarken, üzüntüden kalp krizi geçirerek ölen taraftarlar oldu.

Maç sonunda Brezilya’nın ünlü piyanisti ve futbol programcısı Ary Barroso, radyodaki yayınını üç cümleye indirdi: “İyi akşamlar, bugün elimde size anlatabilecek bir şeyim yok. Bir sonraki programda görüşmek üzere.”

Rio Faciası’nda son noktayı koyan Alcides Ghiggia, 88 yıl yaşadı. O efsane finalde sahadakilerden en uzun yaşayan Uruguaylı oydu. Öldüğü gün, maçın 65’inci yıl dönümüydü: 16 Temmuz 2015.

19 Temmuz 1930: Durdurulamaz Stabile

1930 Dünya Kupası’ndaki ikinci maçına çıkan Arjantin’de Fransa karşısındaki maça kaptan Manuel Ferreira çıkamamıştı. Sakatlığı olduğundan değil, tez sınavı olduğu için. Yerine ilk kez milli formayı giyen bir genç, siftahı üç golle yaptı.

Dönem, hücum hattında beş forvetin kullanıldığı yıllar. İlk Dünya Kupası’nda ikinci maçlar öncesi Arjantin’de bir hücum oyuncusu anksiyete nöbeti geçiriyor, diğerinin ise çok önemli bir sınavı var. Her ikisi de takımda yer alamayınca 25 yaşındaki Guillermo Stabile’ye 11’de yer açılıyor. Hem de ne açılış!

Stabile, daha sekizinci dakikada topla ilk buluşmalarının birinde rakip fileleri havalandırdı. Arjantin, 12’de Zumelzu ve 17’de yine Stabile ile farkı üçe çıkardı. Meksika, devre bitmeden önce bir penaltı golü bulsa da ikinci yarının başlarında yediği iki golle durum 5-1’e geldi. Meksika, iki gol atarak farkı ikiye indirmesine karşın 80’nci dakikada Stabile kendisinin üçüncü, takımının altıncı gol vuruşunu yaparak maça damga vuran isim oldu.

İlk resmi milli maçında üçleme yapan Stabile, Dünya Kupası tarihinin ilk “hat-trick” sahibi olma şerefini ise iki günle kaçırdı. Zira iki gün önce (17 Temmuz) oynanan 3-0’lık ABD-Paraguay maçında üç gol atan Bert Patenaude, bu unvana layık görülen ilk isimdi.

Layık görüldü diyoruz, çünkü uzun süre tarihin ilk üçlemesinin kimde olduğu, maç raporları nedeniyle tartışma konusuydu. FIFA kayıtlarında Tom Florie’ye yazılan ikinci golü, ABD takımı kendi kayıtlarına Patenaude’ye işaretlemişti. Futbol İstatistikçileri Birliği ise Paraguaylı Aurelio Gonzalez’i kendi kalesine attığı gol olarak kayıtlara geçirmişti. Uzun yıllar kesinleştirilemeyen bu durumu FIFA, 2006 yılında karara bağladı ve ilk Dünya Kupası üçlemesinin Stabile’ye değil, ABD’li Pateunade’ye ait olduğunu resmen ilan etti.

20 Temmuz 1966: Avcı iş başında

Wembley’de 98 bin 270 seyirci, üç yıl önce Avrupa Şampiyonası elemelerinde takımlarını perişan eden Fransa’dan rövanşın alınması için bekliyordu. Roger Hunt’ın fırsatçılığı sayesinde istedikleri oldu.

İngiltere, 1966 Dünya Kupası’na iyi bir başlangıç yapmış ve iki maçını da gol yemeden tamamlamıştı. Grubun son maçında karşılaşacakları Fransa’yı yenmeleri, grup lideri olarak çeyrek finale kalmaları demekti.

Önceki yıllarda dostluk maçlarında defalarca mağlup ettikleri Fransızlara bariz bir üstünlük kurmuş olsalar da iki takım arasında 5-2 Fransa üstünlüğüyle biten maçın acı hatırası tribünlerin zihninde canlıydı.

Sir Alf Ramsey’in takımı, Wembley’in boğucu uğultusunda Fransa’yı çözmeye uğraşırken rakip de teknik oyuncularıyla tehlike yaratıyordu. Ortada görünen zorlu maçı 38’inci dakikada gelen gol değiştirdi. Liverpoollu forvet Roger Hunt, ofsayt tartışmalarının yaşandığı bir pozisyonda topu boş kaleye yollayıp İngiltere’yi öne geçirdi. Morali bozulan Fransa, ikinci yarıya istekli başladı. Üst üste ataklar geliştirseler de kaledeki Gordon Banks’i bir türlü geçemediler. Maçın sonunda korkulu rüya görmek istemeyen İngizleri huzura erdiren yine Roger Hunt oldu. Liverpool’dan takım arkadaşı Ian Gallaghan’ın yaptığı ‘muz’ ortada Hunt altıpas içinde kafayı vurarak skoru 2-0’a getirdi. Bu göze kolay görünen iki gol, Roger Hunt’ı günün kahramanı yaptı.

İngiltere bu kritik Fransa galibiyetle grubu lider bitirirken özgüvenini pekiştirdi ve 10 gün içinde dünya şampiyonluğuna dek ilerledi. Adalıların bu galibiyeti onlara karşı ancak yakın dönemde üstünlük kurabilen Fransa’nın travması oldu. İngiltere’nin Dünya Kupası’nda Fransa’ya kaybettiği ilk maç ancak 2022 yılında geldi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler