Ana içeriğe geç

Üniversite kapısında tercih karambolü

Rehber öğretmen Malik Asutay’a önerilerini sorduk: ‘Birlikte sayalım. Tıp, tamam ama ilk 50 bindeyseniz olur. Hukuk bölümlerinin kontenjanların düştü, mezunlar yardımcı avukatlık yapıyorlar. Öğretmenlikte atama yok. Mühendislerin çoğu asgari ücretle çalışıyor…'

Üniversite kapısında tercih karambolü
Aydınlık
16

İki buçuk milyon genç üniversite sınavına girdi, bunlardan, açık öğretimler dahil 800 bini yerleşecek. Rehber öğretmen, Hepimizin Sendikası Grubu Üyesi Malik Asutay, öğrencilere nasıl bir yol göstereceğini düşünüp kendisini de dahil ederek “Herkes için sıkıntılı bir tercih dönemi başlıyor.” dedi.

İlk 50 bine giremeyen gençler, yeteneklerine uygun, sevebilecekleri bir bölüme yerleşebilecek mi? Yurt bulabilecek, geçinebilecekler mi? Bütün aile seferber olacak, dört veya beş yıl sonra okul bittiğinde iş bulabilecekler mi?

Asutay, umut tacirlerinin tersine gerçekleri ve çözüm önerilerini Aydınlık’a anlattı.

ARTIK FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI GEREKİYOR

Üniversite sınav sonuçları açıklandı, tercih dönemi başladı. Öğrencilere ne önerirsiniz?

Öğrencilerin tercih yaparken sevdikleri, ilgi alanına uygun meslekleri seçmeleri, şehir, üniversite durumlarına göre karar vermeleri, herkesin söylediği klasik öneriler. Artık farklı bir bakış açısı gerekiyor. Mesleki eğitimin önünün açılması, iki yıllık meslek yüksek okullarının daha işlevsel hale getirilmesi gerekir.

Kendi öğrencilerimin tercih yapmalarına, önümüzdeki haftadan itibaren destek olmaya başlayacağım. Şimdiden herkes ‘Mezuna mı bırakalım, bir yere girelim mi?’ diyor ama puanlar çok iç açıcı değil. İlk 50 bindeki öğrenciler belki istedikleri meslek gruplarına, bölümlere rahatlıkla ulaşabilecekler. Diğerleri ‘neresi olursa gitmek’ gibi bir durum içindeler. Sıkıntı orada, bir tıkanmışlık var. İş sahası olmaması, mesleklerin, bölümlerin iş vaat etmemesi, gençlerin dört yıl, beş yıl üretimden uzak bir şekilde üniversite kapılarında oyalanması anlamına geliyor.

SİSTEM EV GENCİ YETİŞTİRMEYE BAŞLADI

Mezun işsiz ordusu var, evlerinde oturan altı milyonu aşkın gençten bahsediliyor. Sınav sistemi, sürekli bu sayının üstüne yeni gençler katıyor, sürekli o sayıyı arttırıyor. Sistem ev genci yetiştirmeye başladı.

Üretim ve istihdam yaratmadan o kadar insanı üniversitelere göndermenin anlamı yok. Nitelik olarak da çoğu üniversite artık güven vermiyor. Tercih yapacak çocuklara, seçeceğin üniversitede, bölümde kaç profesör, kaç doçent var, öğretim görevlisi sayıları, bunlara da bakın diyorum ama artık kimse bu tür şeylerle ilgilenmiyor.

AİLELERE MÜTHİŞ YÜKLER GETİRİYOR

Üniversitede öğrenci olmanın ciddi bir de ekonomik boyutu var, barınma imkanları pahalı. KYK yurdu çıkmayan bir öğrencinin barınma şansı oldukça zor. Ailelere müthiş yükler getiriyor. Yeme içme maliyeti çok yüksek. Dört yıl bu maliyete katlanmak zorunda olan aileler, sonunda iş bulamayan bireyler olarak dönen çocuklarına, belediyelerde şurada burada iş dilenmek zorunda bırakılıyor.

Çok zor!

SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİ YAKICI HALE GELİYOR

Bütün bu koşullarda, evet, genel olarak çok sıkıntılı bir tercih dönemi başlıyor herkes için. Tercih yapmak, bölüm seçmek, üniversite seçmek, kent seçmek oldukça zorlayıcı. İki buçuk milyon insan sınava girmiş, bunlardan 800 bini yerleşecek açık öğretimler dahil, kalan o kadar insan bir yıl daha dershane, özel ders sektörlerinde yem olmaya devam edecekler. Sürdürülebilir bir durum değil. Uzun zamandır sürdürülebilir değil ama gittikçe de yakıcı hale gelmeye başladı.

BİR YAŞAM BİÇİMİ SEÇMEK

‘Ben şu puanı aldım, nereyi tercih edeyim?’ diye gelen öğrencinizi nasıl yönlendireceksiniz?

Meslek seçmek, bir yaşam biçimi seçmek, ömrünün bundan sonraki 40 yılı boyunca yapacağı bir mesleği seçmek.

Kendi adıma söylüyorum önerebildiğim neredeyse hiçbir bölüm yok. Birlikte sayalım. Tıp tamam ama ilk 50 bindeyseniz olur. Hukuk bölümlerinin kontenjanları düştü, mezunlar yardımcı avukatlık yapıyorlar. Öğretmenlikte atama yok. Mühendislerin çoğu asgari ücretle çalışıyor, orada da bir doymuşluk var, ucuz işgücü sahası olmuş… İnanın gönül rahatlığıyla bir şey tavsiye etmek zor. Yalnızca dediğimiz şey şu: seveceğin, yapmaktan hoşlandığın, becerebileceğin bir bölümünü seç, okul bittikten sonra bir daha bakarsın. Sevdiğin mesleği yapmaya çalış.

Ben çok kaygılanıyorum, tercih dönemi geldi, şimdi umut tacirliği yapan bir sürü insan görüyoruz, internet sitelerinde, reklamlarda, tercih fuarlarında. Ancak gerçek o kadar çarpıcı, o kadar acı ki bunu gören insanlar mutsuz oluyor bizim gibi.

AİLELER ÇOK KAYGILI

Gerçekler bunlar maalesef, zor bir süreç. Aileler çok kaygılı, çocukları için kaygılı. Ekonomik kısmını bir tarafa bıraksalar bile herkes gelecek kaygısını iliklerine kadar hissediyor. O 18-19 yaşındaki çocuklar da bu gelecek kaygısını yaşıyor. Asıl problem gelecek kaygısının bu kadar yükselmiş olması. Güvensiz bireyler, amaçsız bireylerler yetiştirmiş vaziyetteyiz.

Üniversite bittikten sonra da durum çok değişik değil, altı milyon ev genci oturup anne baba parası yiyor, üretime katılmıyorlar. Üniversite dört yıllık, iki yıllık çok da fark etmiyor, bir süre orada oyalanmak gibi!

Tabii iyi üniversiteler var, onların belirli bölümleri, bilgisayar mühendisliği gibi üretimle ilgili bölümleri, makine mühendisliği, denizcilik teknolojisiyle ilgili bölümler var.

Sağlıkla ilgili alanlar hâlâ biraz da olsa iş vaat ediyor ve yığılmalar da oraya oluyor ama diş hekimliğinde kontenjan yüzde 20 azaltıldı. Beslenme ve diyetetikte, fizyoterapide, sayısal bölümlerin, iş olanağı olan bölümlerin, son yıllarda popülaritesi olan hukuk, psikoloji gibi bölümlerin tamamında kontenjanlar azaltıldı.

Belirsizlik karşısında herkeste, öğrencilerde ve ailelerde kaygı çok yüksek düzeyde.

Kaynağa Git

İlgili Haberler