Haftanın kitaplarında bu hafta “Arşiv Hastalığı”, “Mütareke İstanbul’undan Şeytan Adası’na Bir Esaret Hikâyesi” ve “Dakikalar İçinde” okurlarını bekliyor.
Haftanın kitaplarında bu hafta üç kitap öne çıkıyor.
ARŞİVDE SADECE BELGE SAKLANMIYOR
Fransız filozof ve edebiyat eleştirmeni Jacques Derrida psikanalizin izini farklı şekilde sürdüğü “Arşiv Hastalığı” eseri, Ketebe Yayınları etiketiyle raflarda... Derrida, bu eserinde “arşiv” mefhumunu sadece vesika saklama yeri olarak değil, iktidar, hafıza ve bastırma mekanizması olarak da ele alıyor. Derrida, toplumlar kendi geçmişlerini “bu mekân” içinde inşa ettiklerini ama arşivin aynı zamanda bir otorite yeri olduğunu söylüyor. Arşivi kuran gücün aynı zamanda hafızayı da kontrol ettiğini, böylece geleceği de inşa ettiğini müdafaa ediyor. Jacques Derrida, eserde psikanaliz tesiriyle hareket edip arşivi bireysel bilinçdışının sosyal karşılığı gibi düşünüyor.
ŞEYTAN ADASI’NDA HAYATTA KALMAK
Fransızlar, Güney Amerika’daki kolonileri olan Şeytan Adası’nı, 19. Asır- 20. asır arasında sürgün ve ceza adası olarak kullandılar. İstanbul’un işgal altında bulunduğu Mütareke Dönemi’nde de Türk mahkûmlardan Şeytan Adası’na sürgün edilenler oldu. Mehmet Ali Kayan, bu isimlerden biriydi. Hasan İzzettin Dinamo ile Nezih Uzel’in Kayan ile görüşmelerinden doğan “Mütareke İstanbul’undan Şeytan Adası’na Bir Esaret Hikâyesi” Timaş Yayınları’nca neşredildi. Hatıratta işgal altındaki İstanbul’dan 9 bin kilometre ötedeki Atlas Okyanusu’na uzanan akıllara durgunluk veren bir yolculuk hikâyesi işleniyor. Okuyucuyu sorgulama yapmaya iten eserde çarpıcı hadiselerle eşine az rastlanır bir hayatta kalma hikâyesi anlatılıyor. Kayan’ın otobiyografi si, dokunaklı olduğu kadar sürükleyici de...
Bizans İmparatorluğu’nun kısa hikâyesi Kronik Kitap’ın “Dakikalar İçinde” adlı küçük el kitabı serisinde... Töre Sivrioğlu, günümüze devlet geleneği ve bilgi miras bırakan imparatorluğun tarihini akıcı bir üslupla ve rafine bilgilerle okura aktarıyor. Kitapta, 667’de küçük liman olan yerin, Büyük Konstantinos’un başkenti taşımasıyla surları, sarayları ve Ayasofya’sıyla çağının en ihtişamlı kentlerinden birine dönüşmesi anlatılıyor. İznik ve Kadıköy konsillerinden Justinianus ile Theodora’nın çağına, Grejuva’nın yaktığı Arap kuşatmalarından İkonoklazm kavgalarına, Bulgarkıran Basileios’un zaferlerinden 1071 Malazgirt bozgununa, Haçlıların 1204’teki yağmasından İznik ve Trabzon’da süren sürgün imparatorluklarına ve 29 Mayıs 1453’te şehrin düşüşüne kadar 200 olay, kişi ve kavram kısa ve özlü maddelerle ele alınıyor.