Ana içeriğe geç

Sanayi sektöründe her ay 20 bin iş kaybediyoruz

Sanayi sektöründe her ay 20 bin iş kaybediyoruz
Ekonomim.com
16

3 Temmuz’da The Wall Street Journal gazetesinde, Tom Fairless imzalı bir makale yayınlandı. Yazıda, Çin’in Alman sanayisini nasıl tahrip ettiğiyle ilgili kapsamlı değerlendirmelere yer verilirken, özellikle Alman ekonomisinin bel kemiği olarak değerlendirilen orta ölçekli ve çoğunluğu aile şirketi olan kesimde, Çin rekabetinin artık dayanılamaz boyutlara vardığından bahsediliyor. Yazıyı okuduğumda, Alman sanayisinin son bir yılda, aylık ortalama 10 bin adet iş kaybettiğini öğrenmek bana çok çarpıcı geldi. Merak bu ya, Türkiye’de acaba durum nasıl diye bakınca, bizim çok daha ağır bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu fark ettim.

Geçen haftaki yazımda, Türkiye’nin küresel rekabetçiliğinde yaşadığımız kan kaybının, ihracat hacimlerimizde ciddi bir düşüşe yol açtığından zaten bahsetmiştim. Dolar cinsinden ihracat rakamlarımız sınırlı bir şekilde artıyor olsa da bunun tamamen ihracat fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığını, fiziksel olarak ise ihraç ettiğimiz mal miktarlarının ve adetlerinin gerilediğini vurgulamıştım. Daha az mal ihraç ediyor olmanın doğal sonucu, daha az üretim yapılması. Daha az üretim ise, daha az çalışan demek.

Hizmet sektörleri dışında, yaygın istihdam kaybı dikkat çekiyor

TÜİK’in çeyreklik bazda açıkladığı işgücü istatistiklerinde, sektörel bazda istihdamın gelişimine ait veriler yayınlanıyor. Buna göre, 2026’nın ilk çeyreğinde toplam istihdam 31 milyon 480 bin kişi olarak hesaplanmış. Geçen senenin ilk çeyreğine göre, istihdamda 449 bin kişilik bir düşüş olmuş. Bu dönemde, hizmet sektörleri dışında yaygın bir istihdam kaybı dikkati çekiyor. 2026 Mart sonunda 4 milyon 20 bin kişinin çalıştığı tarım sektöründe son bir yılda 158 bin adet iş kaybı yaşanmış. 1 milyon 999 bin kişinin çalıştığı inşaat sektöründeki istihdam kaybı 86 bin adet. Şimdi gelelim bu yazının konusu olan sanayi sektörüne: 2026’nın ilk çeyreği itibariyle, son bir yıllık dönemde, sanayi sektörü istihdamı tam 238 bin kişi azalmış. Yani, son bir yılda, sanayi sektöründe aylık ortalama 20 bine yakın iş kaybetmişiz. Almanya’ya üzülerek başladığım yazıda, geldiğimiz noktaya bakın!

Almanya’da aylık ortalama 10 bin istihdam kaybıyla kıyaslandığında, bizdeki sorun çok daha büyük gözüküyor. Bunun nedeni, Almanya’da sanayide çalışanların sayısı 10,2 milyon kişiden, bir yılda 9 milyon 900 bine düşmüş ve sanayide çalışanların yüzdesi olarak baktığımızda kaybedilen iş, toplamın %1,8’i olmuş. Bizde ise, sanayide kaybedilen istihdamın, toplam sanayi istihdamı içindeki payı tam %3,5’e ulaşmış!

Aslında sanayi sektöründeki zayıflık sadece son bir yılın konusu değil. Yine TÜİK verilerine göre, sanayi sektöründeki istihdam zirve seviyesini 6 milyon 824 bin kişi ile, 2023 yılının ilk çeyreğinde görmüş. O tarihten itibaren bakarsak, sanayide istihdam kaybı 314 bin kişi olarak hesaplanıyor. Her ne kadar yeni bir sorun değilse de, sanayi sektöründeki kan kaybının özellikle son bir sene içinde daha da hızlandığını verilerle teyit edebiliyoruz.

The Wall Street Journal makalesine görüş veren, uzun yıllar Siemens yöneticiliği yapmış olan ve şu anda İsviçreli kaplama üreticisi Oerlikon'un yönetim kurulu başkanı olan Michael Suess, Çin’in daha rekabetçi hale geldiğine dikkat çekerken, "Almanya'nın gerçek reformlara ihtiyacı var, konfor alanımızdan çıkmalıyız" diye de ekliyor. Reform ihtiyacından bahsettiğimiz ülke, yıllık 1,8 trilyon dolar ihracat yapan bir sanayi devi. Ne var ki, Çin dalgası öylesine büyük ki, Almanya gibi bir sanayi devi bile baş etmekte zorlanıyor.

Küresel rekabetçiliği artıracak reformlara acilen ihtiyaç var

Almanya’ya göre Türkiye’nin kırılganlıkları çok daha fazla. Yukarıda gösterdiğim gibi, sanayi sektörümüzün sorunları, daha şimdiden göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Bu nedenle, Türkiye’nin de küresel rekabetçiliğini artıracak reformlara acilen ihtiyacı var. Bütün dünya Çin’e karşı strateji üretmeye çalışırken, bizim hiçbir şey olmamış gibi davranma lüksümüz yok. Eski ezberlerin artık işe yaramadığı, belirsizliklerle dolu bir küresel rekabet ortamında olduğumuzun farkında olmalıyız. Hem işçilerin hem de işverenlerin aylardır süren feryatlarını dikkate almıyorsak bile, ayda 20 bine varan istihdam kaybının, sanayi sektöründeki durumun vahametini bize çok net gösteriyor olması lazım. Bu durumun farkına daha erken varan ülkelerin, kendi sanayilerini korumak için agresif önlemler almaya başladıklarını da biliyoruz. Eğer Türkiye olarak biz bu konuda daha da gecikirsek, sadece Çin değil daha birçok başka ülkenin de bizden pazar çalmaya başladığını görmemiz çok şaşırtıcı olmayacaktır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler