Ana içeriğe geç

Temmuzda portföylere hisse ve tahvil ayarı

Temmuzda portföylere hisse ve tahvil ayarı
Ekonomim.com
16

Haziran ayı piyasalarda temkinli duruşun ağır bastığı bir dönemdi. ABD-İran hattındaki gerilim, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel enflasyon kaygıları, yatırımcıların daha çok likit ve korumacı portföylere yönelmesine neden olmuştu. Ancak Temmuz ayına girerken tablo bir miktar değişiyor. ABD-İran gelişmelerinde daha olumlu bir haber akışı oluşması, petrol fiyatlarında savaş primi kaynaklı baskının azalması, küresel enflasyonda yavaşlama ihtimali ve Fed yönetiminden gelen daha ılımlı mesajlar risk iştahını yeniden desteklemeye başladı.

MSCI’ın uyarısı, hâlâ rezervde tutulması gereken önemli bir başlık

Euro Bölgesi’nde enflasyonun beklentilerin altında kalması ve içeride de enflasyon görünümünün yumuşama sinyalleri vermesi, özellikle borçlanma araçları ve hisse senedi fonları için daha olumlu bir zemin oluşturuyor. Buna karşılık riskler tamamen ortadan kalkmış değil. MSCI’ın Türkiye piyasasına yönelik serbest dolaşım payı ve fiyat oluşumu konusundaki uyarısı hâlâ rezervde tutulması gereken önemli bir başlık. Bu nedenle hisse senedi tarafında daha seçici olmak; özellikle BIST30, banka ve holding ağırlıklı fonlara odaklanmak daha sağlıklı görünüyor.

Portföy yönetim şirketlerinin temmuz dağılımlarına baktığımızda ortak mesaj oldukça net. Para piyasası fonları hâlâ portföylerde önemli yer tutuyor ancak Haziran’a göre ağırlığı azaltılıyor. Buna karşılık hisse senedi ve borçlanma araçları fonlarında artış var. Altın ve yabancı hisse tarafında ise genel olarak pozisyonlar korunuyor.

İş Portföy’ün orta riskli dağılımı bu değişimi en net gösteren örneklerden biri. Haziran ayında TBV kodlu özel sektör borçlanma araçları fonunun ağırlığı %40 iken Temmuz’da %30’a indiriliyor. TI4 kodlu temkinli değişken fon da %20’den %10’a düşürülüyor. Buna karşılık TI2 kodlu hisse senedi fonunun ağırlığı %15’ten %25’e çıkarılıyor. En dikkat çekici değişiklik ise TI6 kodlu borçlanma araçları fonunda. Haziran’da portföyde yer almayan bu fon, Temmuz’da %15 ağırlıkla dağılıma ekleniyor. Bu tablo, İş Portföy’ün hem hisse senedi tarafında hem de faiz düşüşü senaryosundan faydalanabilecek tahvil tarafında daha yapıcı bir pozisyon aldığını gösteriyor.

Burada ana beklenti oldukça net. Enflasyon eğilimi aşağı gelir, jeopolitik riskler petrol üzerinden yeniden baskı yaratmaz ve faiz indirim beklentisi güçlenirse, orta vadeli tahvil fonları ve banka ağırlıklı hisse fonları daha iyi performans gösterebilir. Ancak borçlanma araçları fonlarının iki yönlü çalıştığını unutmamak gerekiyor. Faiz düşüşü bu fonları desteklerken, jeopolitik veya siyasi risklerle faizlerin yeniden yükselmesi negatif etki yaratabilir.

Yapı Kredi Portföy daha dengeli ve görece temkinli bir dağılım sunuyor. YPT kodlu para piyasası fonunun ağırlığı %40 ile korunuyor. YKT kodlu altın fonu da %25 seviyesinde portföyde kalmaya devam ediyor. Buna karşılık YAY kodlu yabancı hisse fonunun ağırlığı %15’ten %10’a indirilirken, YOT kodlu borçlanma araçları fonu %10 ağırlıkla portföye ekleniyor. KMN kodlu kıymetli maden fonu ise dağılımdan çıkarılıyor.

Bu yapı, Yapı Kredi Portföy’ün hisse senedi tarafında çok agresif bir pozisyon almadığını, ancak faiz düşüşü senaryosunu borçlanma araçları fonu üzerinden portföye eklediğini gösteriyor. Bana göre burada altın payı biraz yüksek görünse de, Fed’in tonundaki değişim altın tarafında kısa vadeli toparlanma ihtimalini canlı tuttuğu için bu tercih tamamen anlaşılmaz değil.

Kuveyt Türk Portföy’ün faizsiz dengeli portföyünde ise ana omurga yine para piyasası katılım fonu. KLU kodlu para piyasası katılım fonu %60 ağırlıkla korunuyor. KPC kodlu hisse fonu %13’ten %10’a, KUT kodlu altın/gümüş fonu da %13’ten %10’a düşürülüyor. Buna karşılık KU3 kodlu değişken fon %10’dan %15’e yükseltiliyor. KTJ kodlu teknoloji katılım fonu portföyden çıkarılırken, KIK kodlu değişken fon %5 ağırlıkla ekleniyor.

Bu dağılım, faizsiz yatırımcı tarafında da daha aktif yönetilen fonlara geçişin öne çıktığını gösteriyor. Teknoloji tarafında kısa vadeli soluklanma beklentisi nedeniyle doğrudan teknoloji pozisyonu azaltılırken, değişken fonlarla daha esnek bir yapı kuruluyor.

Para piyasası fonları tek başına yeterli olmayabilir

Benim dengeli portföyümde de temmuz ayında genel eğilime paralel bir değişim var. Para piyasası fonlarının ağırlığını %40’tan %30’a indiriyorum. Hisse senedi fonlarını %15’ten %20’ye çıkarırken, yabancı hisse fonlarını %15 seviyesinde koruyorum. Altın/gümüş tarafındaki %10’luk ağırlığı değiştirmiyorum. Haziran’da portföyde yer almayan borçlanma araçlarına %5, arbitraj fonlarına da %5 pay veriyorum. Değişken fonları ise %20’den %15’e indiriyorum.

Burada temel düşüncem şu: Para piyasası fonları hâlâ vazgeçilmez ancak tek başına yeterli olmayabilir. Enflasyonda yumuşama ve faiz indirimi beklentisi güçlenirse borçlanma araçları fonları ikinci yarıda daha fazla konuşulabilir. Hisse tarafında ise BIST30, banka ve holding ağırlıklı fonların öne çıkma ihtimali artıyor. Ancak MSCI uyarısı ve içerideki siyasi başlıklar nedeniyle bu tarafta seçici olmak gerekiyor.

Yabancı hisse tarafında teknolojiyi tamamen bırakmak doğru olmaz. Yapay zekâ, veri merkezleri ve yarı iletken yatırımları uzun vadeli hikâyeyi desteklemeye devam ediyor. Fakat son dönemdeki güçlü yükselişin ardından sadece teknolojiye odaklanmak yerine sağlık, tarım, finans ve gelişmekte olan ülke temalarıyla çeşitlendirme yapmak daha sağlıklı görünüyor. Özellikle sağlık sektörü hem defansif yapısı hem de yapay zekâdan faydalanabilecek uzun vadeli potansiyeliyle ön plana çıkabilir.

Altın tarafında ise eski güçlü momentum yok ama pozisyon tamamen terk edilmemeli. Fed’in daha ılımlı söylemleri altını destekleyebilir. Buna karşılık dolar, ABD tahvil faizleri ve ETF akımları yakından izlenmeli. Bu nedenle altın ve gümüşü portföyün ana taşıyıcısı değil, dengeleyici unsuru olarak görmek daha doğru.

Kaynağa Git

İlgili Haberler