Ana içeriğe geç

Yeşil Finans Stratejisi ne diyor?

Yeşil Finans Stratejisi ne diyor?
Ekonomim.com
16

Türkiye’nin Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029), geçen hafta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kritik konu, haberlere üç rakamla yansıdı: 3 amaç, 11 hedef, 45 eylem. Oysa, planı anlamak için satır aralarını okumak gerekiyor. Bana göre, öne çıkan 6 kritik nokta var.

Birincisi, mimari ve yasal güvence. 45 eylemin her biri beş sütunla yazılmış. Eylemler, hedef yılı, çıktılar ve performans göstergeleri, sorumlu ve ilgili kurum. "Taksonomi çalışmaları tamamlanacak" gibi genel geçer bir vaat yok. "Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği 2026’da yayımlanacak, sorumlusu İklim Değişikliği Başkanlığı’dır" var. Belge, kendi karnesinin şablonunu kendisi teslim ediyor. Daha da önemlisi, bu eylemler sadece bir niyet olmaktan çıkıp, yürürlüğe giren İklim Kanunu ile yasal bir zemine kavuşmuş durumda.

İkincisi, rakamın itirafı. Giriş bölümü, Dünya Bankası’nın hesabını sahipleniyor. Türkiye’nin net sıfır patikası için 2030’a kadar yaklaşık 68 milyar dolarlık ek yatırım gerekiyor ve bunun yarısının özel sektörden gelmesi bekleniyor. Kamu kaynağı tek başına bu ölçeği taşıyamaz. Özel sermaye ise ancak kural netliği, veri ve güven gördüğü yere akar. 45 eylemin önemli bir kısmı bu altyapıyı kurmaya odaklanıyor.

Üçüncüsü yeşil boyama (greenwashing). Benim için belgenin en dikkat çekici bölümlerinden biri. Yeşil boyama, devlet strateji belgesine müstakil hedef olarak girmiş durumda. BDDK, SEDDK ve SPK’ya sektörlere özgü yeşil ürün tanımları ve yeşile boyamadan kaçınma rehberleri hazırlama görevi verilmiş. Yıllardır savunduğumuz kritik bir konu. Ve bunun devlet aklında da karşılık görmesi kayda değer. Çünkü yeşil finansın en yumuşak karnı, güven kaybı. Belgenin bunu görmüş olması önemli. Sadece, 2028 gibi geç bir vade sorgulanmaya açık.

Dördüncüsü, insan kaynağı ve kurumsal kapasite. Belgenin sacayaklarından biri tamamen insan kaynağının ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ayrılmış. Sistem ne kadar iyi kurulursa kurulsun, bu süreci yönetecek nitelikli insan kaynağı olmadığı sürece eksik kalacaktır.

Beşincisi, 2026 vadeli eylemler kümesi. Yeşil Taksonomi Yönetmeliği, Emisyon Ticaret Sistemi’nin ikincil düzenlemelerinin tamamlanıp uygulamaya alınması, finansal ve sürdürülebilirlik raporlamasını birleştiren ortak şablon, Sürdürülebilirlik Güvence Denetimi Standardı, sigorta şirketlerini yeşil varlıklara yönlendirecek mevzuat. Belge, bu dosyaları bu yıl içinde kapatmayı taahhüt ediyor.

Altıncısı, sessiz ama stratejik satırlar. İklim bağlantılı riskler için doğal afet tahvillerinin sistematik ihracına yönelik fizibilite, bankacılık sektörü için iklim ve çevre riskleri stres testi altyapısı, İstanbul Finans Merkezi’nin sürdürülebilir finansta uluslararası cazibe merkezi yapılması. Bunlar, iklim krizinin sıcak noktasında duran bir ekonomi için önemli yapısal hamleler.

COP31 için kritik altyapı

Şimdi bu belgeyi asıl bağlamına oturtalım. Dört ay sonra, 9-20 Kasım’da Türkiye, 196 ülkeden 80 bini aşkın kişinin katılacağı COP31’e ev sahipliği yapacak.

Bu zirvenin ana konularından biri iklim finansmanı olacak. Belgenin tarihçe bölümü, hikâyeyi dürüstçe anlatıyor. 2009’da Kopenhag’da gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere 2020’ye kadar yılda 100 milyar dolara ulaşacak finansman sözü verdi. Ama bu söz zamanında ve yeterli ölçekte tutulmadı. Bakü’de kararlaştırılan yeni hedef ve Belem’de yayımlanan yol haritası ile mesele artık hedefin büyüklüğü değil, sözün nasıl operasyonel plana çevrileceği. COP31, "finansman taahhüdü nasıl yerine getirilir" sorusunun zirvesi olacak.

İşte, yayımlanan strateji ve eylem belgesinin, İklim Kanunu ile omuz omuza COP31 açısından kritik önemi burada. Ev sahibinin elindeki en güçlü diplomatik enstrüman bu. Belgenin vizyon cümlesindeki "model ülke olmak" iddiası ancak bu somutlukla taşınabilir. Aksi halde broşür cümlesi olarak kalır.

İkinci konu, uyum finansmanı. Belge, Akdeniz Havzası’nın küresel ortalamanın yüzde 20 üzerinde ısındığını ve bu artışın 2040’a kadar 2,2 dereceye ulaşacağı öngörüsünü girişine yazmış. Gelişmekte olan ülkelerin Antalya’da yüksek sesle dile getireceği uyum finansmanının, azaltım finansmanının gölgesinden çıkarılması talebi, Türkiye’nin kendi coğrafyasında da yaşadığı bir gerçeklik. CAT tahvilleri, afet sigortacılığı, iklim stres testleri gibi eylemler bu yüzden yalnızca iç piyasa düzenlemesi değil, "kırılgan coğrafyaların finansman mimarisi" tartışmasına ev sahibinin taşıyabileceği somut ajanda maddeleri.

Üçüncü konu, zamanlama. Taksonominin ve ETS ikincil mevzuatının hedef yılı 2026. Ama belge, yılın hangi ayında sorusuna cevap vermiyor. Oysa fark hayati. Kasımdan önce tamamlanmış bir taksonomi ve işleyen bir emisyon ticaret sistemi, zirvede onlarca oturumdan daha güçlü konuşur. Aralık ayına sarkarsa, açık kalmış bir borç kalemine dönüşür.

Toparlarsak. Bu belge; vadesi, sorumlusu ve göstergesi yazılı, gerçek bir amortisman planı. Ama planının değeri, taksitlerin gününde ödenmesiyle belli olur. İlk taksitler de çok yakın.

Kaynağa Git

İlgili Haberler